10 Günden Kısa Yıllık İzin İçin Emsal Karar! Yargıtay Noktayı Koydu
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçinin kendi talebi ve rızasıyla 10 günden kısa süreler halinde kullandığı yıllık izinlerin tek başına haklı fesih nedeni oluşturmayacağına hükmetti. Kararda, iznin işçinin rızası dışında bölünüp bölünmediği ve işverenin uzun süre izin kullandırıp kullandırmadığının belirleyici olduğu vurgulandı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yıllık ücretli izinlerin 10 günden kısa süreler halinde kullanılmasıyla ilgili dikkat çeken bir karara hükmetti.
NTV’nin haberine göre Daire, işçinin kendi isteği ve rızası doğrultusunda bölerek kullandığı kısa süreli yıllık izinlerin, tek başına iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesini gerektirmeyeceğine karar verdi. Kararda, izinlerin nasıl kullandırıldığının belirlenmesinde işçinin talebi ve rızasının yanı sıra işverenin izin taleplerine yaklaşımının da önem taşıdığı vurgulandı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28 Nisan 2026 tarihli kararının esas numarası 2026/1495, karar numarası ise 2026/3952 olarak kayıtlara geçti.
İŞÇİ 68 GÜNLÜK YILLIK İZİN ALACAĞI OLDUĞUNU İLERİ SÜRDÜ
Dava dosyasına göre işçi, 16 Aralık 2013 ile 27 Nisan 2022 tarihleri arasında bir şirkette gümrük müşavir yardımcısı olarak görev yaptı. İşçi, yoğunluk gerekçe gösterilerek yıllık izin taleplerinin geri çevrildiğini ve kendisine tek seferde en fazla 6 gün izin kullandırıldığını öne sürdü. Kullanmadığı 68 günlük yıllık izin bulunduğunu belirten işçi, izin hakkının mevzuata uygun kullandırılmaması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirdiğini savundu. Davacı ayrıca 2017 yılının ikinci yarısı ile 2020 yılına ilişkin primlerinin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve prim alacağının tahsilini talep etti.

İLK DERECE MAHKEMESİ İŞÇİYİ HAKLI BULDU
İlk Derece Mahkemesi, dosyadaki imzalı izin talep belgelerini inceleyerek işçinin çalışma dönemi boyunca toplam 48 gün yıllık izin kullandığını tespit etti. Mahkeme, işçinin kıdemine bağlı olarak 130 gün yıllık izin hakkı bulunduğunu, kullanılmayan izin süresinin ise 82 gün olduğunu kabul etti. İzinlerin mevzuata uygun şekilde kullandırılmadığı kanaatine varan mahkeme, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine hükmetti. Bu doğrultuda işçiye kıdem tazminatı ile 82 günlük yıllık izin ücretinin ödenmesine karar verildi. Prim alacağına ilişkin talep ise ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedildi. İşverenin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedildi. Dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını kaldırarak İlk Derece Mahkemesi kararını bozdu.
İZİNLERİN İŞÇİNİN RIZASIYLA BÖLÜNMESİ DİKKATE ALINDI
4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesinde yıllık ücretli iznin işveren tarafından bölünemeyeceği düzenleniyor. Tarafların anlaşmasıyla iznin bölünmesi halinde ise bölümlerden birinin 10 günden az olmaması gerekiyor. Yargıtay incelemesinde, dosyada yer alan izin belgelerinde 0,5, 1, 2, 3,5, 5, 6 ve 7 günlük izinlerin bulunduğu belirlendi. Ancak Daire, söz konusu izinlerin işçinin talebi ve rızasıyla parçalara ayrıldığı sonucuna ulaştı. Kararda, işçinin daha uzun süre izin kullanmak istediğini en az bir ay önceden yazılı olarak işverene bildirdiğini ve işverenin bu talebi daha kısa süreli izne çevirdiğini kanıtlayamadığı belirtildi. Ayrıca işverenin uzun süre boyunca hiç izin kullandırmadığı ya da işçinin izin taleplerini gerekçesiz şekilde geri çevirdiğine ilişkin iddiaların da ispatlanamadığı kaydedildi.
KIDEM TAZMİNATI TALEBİ REDDEDİLECEK
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerleşik uygulamasına işaret ederek, yıllık izinlerin işçinin talebiyle 10 günden kısa süreler halinde kullanılmasının bu izinleri geçersiz hale getirmeyeceğini belirtti. Bu değerlendirme sonucunda işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmediğine karar veren Daire, kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Karar, 10 günden kısa kullanılan tüm yıllık izinlerin koşulsuz şekilde geçerli kabul edileceği anlamına gelmiyor. İşçinin daha uzun süreli izin talebinin işveren tarafından reddedildiğinin, izinlerin çalışanının rızası dışında bölündüğünün veya uzun süre boyunca hiç izin kullandırılmadığının ortaya konulması halinde uyuşmazlığın farklı değerlendirilebileceği belirtildi.
Kaynak: NTV