ELİF ÜNSAL / GERÇEK GÜNDEM

@unsselif

Türkiye’de her gün yeni bir, kadına şiddet olayı yaşanırken, kanunların yetersiz olması ya da uygulanmaması şiddeti uygulayan tarafa cesaret veriyor. Genellikle cezasız kalan şiddet olayları kadınları ve yakınlarını isyan ettirirken, iktidar partisi konuyla ilgili somut bir adım atmıyor.

İlk imzacılarından olduğumuz İstanbul Sözleşmesi’nden de çıkılması ile şiddet olaylarının önünün iyice açıldığı düşünülüyor. Kadınlar genelde tanıdığı/birinci derecede yakını olan erkeklerin şiddetine uğrarken, bu şiddetin boyutu; ekonomik ve psikolojik şiddetten ölüme kadar uzanabiliyor.

KIZI KAÇIRILDI

Ünlü yönetmen Orhan Oğuz’un Akçay’da yaşayan kızı Ebru Oğuz’un da şiddet mağduru olduğu ortaya çıktı. Evli olduğu erkeğin bipolar hastası olduğunu öğrendikten sonra boşanan Oğuz, eski eşinin tehditlerinden ve yapabileceklerinden korktuğu için kızının velayetini ona verdi. Her ne kadar velayeti babasında da olsa annesiyle yaşamaya devam eden Z., ara ara babası ile görüşmeye devam etti. Anne Ebru Oğuz, son olarak babası tarafından Erzincan’a kaçırılan Z. için harekete geçti. Gerçek Gündem’e konuşan Ebru Oğuz, yaşadığı sürecin detaylarını anlatarak kadınları dayanışmaya ve “susmamaya” çağırdı.

VELAYET KARŞILIĞI BOŞANDI

Ebru Oğuz, boşanma sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı:

“2016 senesinde boşandım, kendisi bipolardı ve doğum yaptıktan sonra çok ciddi sorunlar yaşattı bana. Ancak boşanmam için kızımız Z.’nin velayetini vermemi şart koştu. Ben kendisine velayeti verdim ve boşandık. Boşandıktan sonra kızımızı bana bırakıp gitti. Gittikten 45 gün sonra geri geldi ve ‘ben yapamıyorum, çocuğumsuz olamam’ dedi. Bu sürede çadırda, sağda solda yatıp kalktı. Ara ara gelip kızımızı alıyordu. Ben kendisini üstüme kışkırtmamak için velayetle ilgili herhangi bir şey söylemiyordum. Dava da açmadım çünkü çok tehlikeli ve her an her şeyi yapabiliyor, polis de 7/24 kapımızda beklemiyor. Bu nedenle ben ılımlı davrandım. Sonunda ‘gel sana evde bir oda vereyim, burada kal’ dedim. Bir bipolar ile yaşadınız mı bilmiyorum ama içinden bazen bir melek çıkıyor, bazen ise tam tersi davranıyor. Bu şekilde tekrar eve geldi ama atak dönemleri geldiğinde durmuyordu. Bazen ilaçlarını bırakıyor, atak dönemi geçtikten sonra yeniden ilaç kullanmaya başlıyordu.

Ben çalışıyordum ancak kendisi rahatsızlığından dolayı çalışamıyordu ve girdiği her işten 3 gün sonra ayrılıyordu. Ben de kendisine ‘çocuğun başında dur, beraber bu çocuğu büyütelim’ dedim. Ancak sonradan öğrendim ki kızımızı denizde boğmaya kalkmış. Bunu hem kendisi hem çevredeki insanlardan duydum.”

“O GÜN KIZIMIZI ALDI VE BİR DAHA GERİ VERMEDİ”

- Bunu duyduğunuzda velayetin iptali için dava açtınız mı?

“Ben bunları yeni öğrendim, zaten şu anda da adliye yolundayım. Velayetin iptali için dava açacağım.

- Sonraki süreçte neler yaşandı peki?

“Geçtiğimiz nisan ayında dayanamayarak kirasını kendim ödediğim, eşyalarını kendim aldığım evden başka bir eve taşındım. Her şeyi kendisine bıraktım ve farklı bir eve geçtim. O da bana ‘Ben zaten gideceğim, giderken eşyaları da bırakıp öyle gideceğim’ dedi. Artık eşyayı, kirayı falan es geçtim. O evin 3-4 sokak aşağısına taşındım. Bu sırada o da kızımızla ilgileniyordu, beraber denize gidip geziyorlardı. Ben ise çalışıyordum. Benim yeni tuttuğum ev kızımın okuluna yakın olduğu için okul açılınca kızım bana gelecekti. Okullar açılınca kızımı aldım. Bu arada yeni bir işe başlamıştım ve eski eşime ‘Bugün kızı okuldan sen al, ben yeni işe geçtiğim için geç kalabilirim’ dedim. O gün kızımızı aldı ve bir daha geri vermedi. Kızımı geri vermediği gibi bana ‘Bundan sonra bana ayda 3 bin lira vereceksin, çocuğa ben bakacağım’ şeklinde mesajlar attı. Ben de buna itiraz ettim, bunun üzerine bana ‘o zaman bundan sonra çocuğu göremezsin’ dedi. Gönderdiği bütün mesajlar duruyor. Bipolar olduğuna dair belge de aldım.”

“KENDİSİ BENİ DARP ETTİ VE BU OLAY KAMU DAVASI OLARAK MAHKEMEYE YANSIDI”

Ebru Oğuz, yaşadıklarını anlatmaya şöyle devam etti:

“Bu yaşananlardan sonra alt komşumu aradım. ‘Ben eve yaklaşamıyorum, kızım nasıl?’ diye sordum. O da bana ‘çok iyi, eğleniyorlar’ gibi açıklamalar yaptı. Ancak o sırada eski eşim bütün eşyalarımı komşulara satmış, onlar da batan geminin malları gibi almışlar ve bana kimse bir şey söylememiş. Eşyanın canı cehenneme ancak çocuğumu kaçırdı. İnsan arayıp ‘çocuğunu götürüyorlar’ demez mi?

Ben eve yaklaşamadığım için okulun karşısında arkadaşımın olan pastaneye yaptığım yemeklerden götürüp kızıma vermeleri için bırakıyordum. Babası çocuğun okul üniformasını almamış, onu alıp bıraktım. Son gittiğim gün ‘bir gün önce bıraktıklarını almadı’ dediler. Bunun üzerine eski eşimi aradım, telefonu kızım açtı ve ‘Anne biz Erzincan otobüsündeyiz’ dedi. Velayeti onda olduğu için bir şey yapamadım. Dediğim gibi şu an velayet iptali için adliyeye geldim. Bir avukatla yürümek istedim ama velayet ücretleri 30 bin liralara dayanmış. Bu nedenle kendim yürüyeceğim, zaten elimde hem mesajları hem darp raporu hem de bipolar olduğuna dair belge var. Bu arada kendisi beni darp etti ve bu olay kamu davası olarak mahkemeye yansıdı. Bu ayın 28’inde davası var, belki oradan tutuklama çıkar diye bekliyorum. Ancak muhtemelen ona da gelmeyecek.”

“BU TAM BİR KÂBUS”

Endişeli olduğunu söyleyen Ebru Oğuz, sözlerini şöyle noktaladı:

“Çevremdeki insanlar bana ‘nasıl geri eve aldın?’ diye soruyor. Nasıl geri almayayım? Sürekli ‘çocuğu alıp götüreceğim’, ‘kendimi de onu da öldürürüm’ tehditleri savurdu. Bu insan bunları yapabilir mi? ‘Ya yaparsa’ ihtimalini göze alamadım. Anne olunca göze alamıyorsunuz. Sürekli böyle bastırıldım, hâlâ aynı endişeler içerisindeyim. 4 gündür inanır mısınız ya 3 ya 4 saat uyudum. Şu an sizinle konuşuyorum ama yine de korkularım var. Dava dilekçesi eline geçtiğinde çocuğuma ne yapacak, ben ne yapabileceğim diye düşünüyorum. Çocuğumu okula göndermiyor, bayrak törenlerine katılmasını dahi istemiyor çünkü Atatürk düşmanı.

Artık son noktama geldim. Bunca zaman ‘ya bir şey olursa’ korkusu ile sessiz kaldım ama akacak kan damarda durmaz noktasındayım şu an. Dün bana hiçbir şey olmamış gibi kızımın patenle kayan videosunu gönderiyor. Arkadan da ‘annene el salla’ dediği duyuluyor. Bu tam bir kabus.”