Gezi davasında çıkan kararlar ve hukuksuz tutuklamalara karşı 16 Mayıs’tan bu yana Denizli, Kocaeli, Diyarbakır ve İzmir’le birlikte çok sayıda kentte Adalet Nöbeti tutan Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), eylemi bu kez da İstanbul-Kadıköy’e taşıdı.

Birgün’den Umut Can Fırtına’nın haberine göre İstanbul’da çok sayıda yurttaş TMMOB’un çağrısıyla ‘Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkıyoruz’ diyerek Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya geldi.

Gezi davasında Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çiğdem Mater ve Mine Özerden’in tutuklanması ve verilen cezalara tepki gösteren yurttaşlar, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Gezi onurumuzdur” sloganları attı.

KORAMAZ: ÇARESİZLİĞİN DIŞA VURUMU

Açıklamada konuşan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, “Mahkûmiyet kararları iktidarın çaresizliğinin dışavurumudur” dedi.

İskele Meydanı’nda adalet ve hukuk ayıbına ‘hayır’ demek için toplandıklarını hatırlattı ve “Tutuklanan arkadaşlarımızın yalnız değil, kalplerimiz onlarla atıyor. Silivri ve Bakırköy’e selam gönderiyoruz” diye konuştu.

Gezi Direnişi’nin üzerinden 9 yıl geçtiğini ancak bu süre boyunca iktidarın korkusunun bitmediğini söyleyen Koramaz, şunları dile getirdi: “Gezi’de yaratılan o paylaşmacı ve dayanışmacı görüntüler, hep birlikte kurduğumuz barikatlar, bir arada duran milyonlar hâlâ iktidarı gece uykularından kaldırmaya devam ediyor. Siyasi iktidar yalanlarla, kurgu iddianamelerle ne kadar kötülemeye çalışırsa çalışsın Gezi, bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Bu ülkenin umutlu geleceğidir. Gezi geleceği kurma iradesinin zirvesidir. Siyasi iktidar bunu için Gezi’ye saldırıyor. TOMA’larla, gaz bombalarıyla üzerimize geldiler ama bizi susturamadılar. 8 canımızı elimizden aldılar ama bizleri yıldıramadılar. Arkadaşlarımızı defalarca yargıladılar. İnsanları tutuklayabilirsiniz ama o insanların düşüncelerini, savundukları toplumcu değerleri asla dört duvar arasına sıkıştıramazsınız.”

''BU İKTİDARIN ÖMRÜ DOLMUŞTUR''

Hukuksuz Gezi kararıyla birlikte ülkede adalet inancına ve hukuka olan bağlılığın zedelendiğini altını çizen Koramaz, şöyle devam etti: “Bu ülkede hukuku yargıyı kendi politikalarınız çerçevesinde kullanmaktan vazgeçin. Yargıçlara sesleniyoruz; kararları siyasi iktidara göre değil, hukuka göre verin. Bu iktidarın ömrü dolmuştur. Ekonomiden siyasete kadar her alanda derin sorunlarla boğuşan bir ülkede yaşıyoruz. İktidar bu ülkenin sorunlarını çözmek yerine tüm toplum kesimlerini susturmak için baskıyı her geçen gün artırıyor. Yoksulluk tüm toplum kesimlerinin ortak yaşam biçimi haline geldi. Bugün aldığımız malı ertesi gün aynı bedelle alamıyoruz.

Tüm toplumsal kesimleri gibi biz mühendisler de mimarlar da şehir plancıları da yaşanan bu ekonomik ve sosyal koşullardan doğrudan etkileniyoruz. Bizler de gün geçtikçe daha da yoksullaşıyoruz. İşsizlik sorunu tüm toplum kesimleri gibi bizleri de vurmuş durumda. Biz üreten bir ülke istiyoruz. Bu ülkeyi yıllardır yürüten siyasi iktidar bu ülkenin teknik elemanlarını gözden çıkartmıştır. Bilsinler ki gözden çıkarttıkları mimarlar, mühendisler, şehir plancıları bu özelleştirmeci bu ülkenin dağını taşını kıyısını sermayeye açan bu siyasi iktidarı gözden çıkarmıştır.”

10 TALEP SIRALANDI

Koramaz, mücadelenin ortak olduğuna vurgu yaparak “Mücadelemiz ortaktır bu mücadeleyi büyütmek ve tüm Türkiye’ye yaymak herkesin görevidir. Herkesi mücadeleye çağırıyoruz, çünkü biliyoruz ki: Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” dedi ve şu taleplerde bulundu:

1. Nitelikli işgücümüzün heba olmasına neden olan işsizlik sorunu derhal çözülmelidir.

2. Tüm meslektaşlarımıza güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

3. SGK ile TMMOB arasında ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının “Asgari Ücret Denetim Protokolü” ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır.

4. Kamuda mühendis, mimar ve şehir plancılarının istihdamı artırılmalıdır.

5. Kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücretleri ve özlük hakları iyileştirilmelidir, ek göstergeler 4800-6400 aralığına yükseltilmelidir.

6. KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edilen meslektaşlarımız tüm haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir

7. Özelleştirme uygulamalarına son verilmeli, yeniden kamulaştırma yapılmalıdır. Ülkenin yaşanabilir hale gelmesi için tüm alanlarda kamucu politikalar benimsenmelidir.

8. Ülkemizin doğal kaynaklarını, ormanlarını, tarım alanlarını ve tarihi mirasını yağmalamayı amaçlayan tüm düzenlemeler geri çekilmelidir.

9. Kamusal ve mesleki denetimler toplum güvenliğinin sağlanması açısından zorunludur, serbestleştirme uygulamalarına son verilmelidir.

10. Gezi Tutsakları bir an önce serbest bırakılmalıdır. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Direnişi Davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır.

TAYFUN KAHRAMAN: UMUDUNUZU ASLA KAYBETMEYİN

Gezi davası tutuklularından Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Demir Kahraman dayanışma için teşekkür ettiğini belirterek, Tayfun Kahraman’ın Silivri Cezaevi’nden gönderdiği şu mesajı okudu:

“Sevgili dostlar, demokrasi bileşenleri, TMMOB üyeleri ve mücadelemize ses olan yoldaşlar. Hepinize Silivri’den selamlar.

Öncelikle Türkiye demokrasisine, kardeşliğimize ve Cumhuriyetimize sahip çıktığınız, adaletsizliğe karşı birer nefer olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim. Bizlere karşı uygulanan adaletsizlik ile bir kez daha gördük ki örgütlülüğümüz ve TMMOB çatısı altında bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancılarının verdikleri mücadele çok değerlidir. Bugün bizlere düşen görev örgütlülüğümüzü güçlendirmek ve adaletsizliklere karşı tek vücut olmaktır.

Bizler kentimize, ülkemize, doğamıza sahip çıktığımız ve ağaçlarımıza sarıldığımız için bugün sizlerin yanında değiliz. Tecritte Silivri ve Bakırköy’de cezaevlerindeyiz. Fakat haklılığımıza olan inancımız, dışarıdan her yurttaş ve sizlerden gelen destek sonucu gelen gücümüz ile dimdik duruyoruz. TMMOB’un tüm bileşenleriyle sürdürdüğü adalet nöbetleri, bizlerin adaletsizliğe karşı mücadelesini yükseltiyor, güzel günlere ilişkin umudumuza umut katıyor. Siz de umudunuzu asla ama asla kaybetmeyin. Elbette bu karanlığı hep birlikte yan yana durarak, mücadelemizi yükselterek aydınlatacağız. Asıl gücümüz tek vücut verdiğimiz mücadelemizdir. Bu mücadelenin karşımızdakilere korku saldığını bilerek bu mücadeleyi asla bırakmayın. Unutmayın; bu güzel memleketin adalet, demokrasi ve kardeşlik talep eden, kente, doğasına, emeğine sahip çıkan yurttaşları olarak biz kazanacağız.

Hepinizi hasretle, güzel günlere olan inancımla, örgütlülüğümüzün verdiği güçle kucaklıyor ve selamlıyorum.”

MÜCELLA YAPICI: GEZİ BU ÜLKENİN SÖNMEYECEK UMUDUDUR

Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mücella Yapıcı’nın kızı Cansu Yapıcı da yalnız hissetmediklerini belirterek, annesinin mesajını okudu:

“Değerli dostlar, sevgili mücadele arkadaşlarım. Bakırköy’den hepinize kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum. Bilmenizi isterim ki üstümüze çöktürülmeye çalışılan bu karanlığa inat, haklı ve doğru olmanın bilinciyle huzurlu ve iyiyiz.

Bu hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve karanlığa karşı bizlerle, mesleğimizle ve hepimizin geleceğiyle gösterdiğiniz dayanışma bize güç veriyor. TMMOB tarafından gerçekleştirilen adalet nöbetleriyle İstanbul’dan İzmir’e, Adana’dan Bursa’ya ülkenin her yerinde meslektaşlarımız, dostlarımız ‘her yeri Taksim, her yeri direniş’ kılıyor.

Bu karanlıkta yükseltmemiz gereken adalet talebidir. Kentlerimiz için, doğamız için, geleceğimiz için, emeğimiz için adalet talep ediyoruz. Sadece bizler için değil; hukuksuzca cezaevlerine atılmış hak savunucuları için. Çocuklarımız Ethem, Medeni, Ali İsmail, Abdocan, Ahmet, Mehmet, Hasan Ferit ve Berkin’in özgür düşleri için adalet istiyoruz.

Umutluyuz. Biz umudu TMMOB örgütlülüğümüzde görüyoruz. Dayanışmayı, umudu Gezi’de birlikte gördük. İktidarın üstümüze atmaya çalıştığı karanlığa inat, delilsizce, hukuksuzca atıldığımız cezaevinden tekrar söylüyoruz. Biliyoruz ve inanıyoruz ki Gezi eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için bu ülkenin sönmeyecek umududur. Bu daha başlangıç.”

CAN ATALAY: GEZİ, BİZİM HAKLI OLDUĞUMUZUN EN BÜYÜK KANITIDIR

Gezi Davası tutuklularından Can Atalay’ın kuzeni Önder Çetin Bilginer de Atalay’ın cezaevinden gönderdiği şu mesajını aktardı:

“Değerli arkadaşlar. Türkiye’de kamu yararını en başa yazan; eşitliği, özgürlüğü ve demokrasiyi kazanma yolunda inatla yürüyen mimarlar, mühendisler, şehir plancıları, merhaba.

Türkiye’nin geçtiğimiz yarım yüzyıllık tarihine damga vuran bir geleneği ‘okumuş insan, emekçi halka karşı sorumludur’ şiarını tüm engelleri aşa aşa, en zor dönemlerden sonra bile geri adım atmadan bir bayrak koşusuna çevirdiniz. ‘Memleketin kaynakları yağmalanmasın, mal varlıkları tahrip edilmesin, insanımızın emeği hiçe sayılmasın’ diyen ısrarlı bir gelenek hiç kesintiye uğramadı, kuşaktan kuşağa devir oldu. Yarım asırlık mimar, mühendis ve şehir plancıları hareketi sizlerin mücadelesi, memleketimizin en büyük kazanımlarından, tanım yerindeyse ‘şanslarından’ biridir.

Mimarlar neye itiraz ettiyse, mühendisler hangi konuda uyardıysa, şehir plancıları neyi işaret ettiyse haklı çıktılar. Tohumun ve köylülüğün tahribine itirazı küçümseyenler yaşadığımız gıda egemenliği krizinin sorumlusudur. Kamusal alanlar savunulurken dudak bükenler, kültür varlıklarımız korunmaya çalışılırken tek önceliği yandaş cebi doldurmak olanlar artık gelinen noktada ‘İstanbul’a ihanet ettik’ diye kenara kaçmaya çalışıyorlar. Stratejik sektörleri ve özellikle enerjiyi özelleştirenler bugün her bir haneye ateş gibi düşen faturaların sorumlularıdır. Örnek çok, vakit az. Söylemek istediğim ise açık. Mimarlar, mühendisler ve şehir plancıları doğruyu söylediler. Doğru yolda yürüdüler. Gezi direnişi bu doğru geleneğin bir mekanda somutlaşması, bu geleneğin memleketin milyonlarca insanı tarafından sahiplenilmesi halidir. Ağaca sarılan genç, ülkemizin her bir değerine sarılan sizi, bizi, bu memleketin gerçek sevdalılarını temsil ediyordu. O nedenle ona yapılan zulme karşı on milyonlarca insanın her biri kendi itirazını aldı ve sokağa çıktı. Gezi memleketimizin ve coğrafyamızın eşitlik, özgürlük, kardeşlik umudu, bu umudun somut bir inkar olduğunun nişanesidir. Ne mutlu mimarlara, mühendislere ve şehir plancılarına, Gezi’ye onlar ebelik ettiler. Gezi memleketten ve insanımızdan umut kesenlerin değil, bizim haklı olduğumuzun en büyük kanıtıdır. Biz, bir mimar, bir şehir plancısı ve bir avukat, daha önce yüzlerce defa yaptığımız gibi tüm anayasal hakları kullandığımız, demokratik itirazımızı zulümle ezmeye çalışanlara boyun eğmediğimiz için şu an orada değiliz.

Size, mücadele geleneğine ve onu bugün kullananlara, sırtlananlara güvenimiz tamdır. Hep birlikte mücadele edeceğiz, hep birlikte kazanacağız. Karanlık gidecek, Gezi kalacak. Her yer Taksim, her yer direniş. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam.”

''HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ''

Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay ise yaptığı konuşmada TMMOB’nin mücadele tarihinin gösterdiği gibi bu mücadelenin de yükseleceğine dair inançlarının tam olduğunu belirterek, destek verenlere tutukluların aileleri adına teşekkürlerini belirtti. Baba Atalay “İstibdatçılar için Gezi direnişi bir kabustur. Onlar Gezi’de kurmak istedikleri baskıcı, özgürlüklerin yok edildiği, dinbaz bir ülkeye karşı direnen milyonları görüyorlar. Bu milyonları sindirmeden amaçlarına ulaşamayacaklarını görüyorlar. Ama boşuna. Boyun eğmeyeceğiz, dik duracağız, çoğalacağız. Özgür, demokratik bir Türkiye için mücadele edeceğiz. Hep birlikte başaracağız” dedi.