LGS ve YKS' de yarışan 4.2 milyon aday, sayısaldan sözele uzun paragraf sorusu şoku yaşadı.

Sözcü'den Sultan Uçar'ın haberine göre, öğrencilerin okuma ve anlama becerileri üzerine araştırmalar yapan Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Mustafa Yıldız, derste öğretilen ve sınavda sorulanların uyumunu şöyle değerlendiriyor:

  “PISA'da okuduğunu anlamada Türkiye, 36 OECD ülkesi arasında 32'nci sırada. LGS puanın yüzde 60'ı da okuma ve anlama becerisini ölçüyor.

Sınavlardaki soru tipleri, bu açıdan kısmen de olsa dünyayla tutarlı. Ama, müfredat sınavların gerisinde. 15 yıl önce son 40 yılın en köklü müfredat değişikliği yapılsa da, ders kitapları geleneksel çizgide kaldı. Okuryazarlık becerisini geliştirecek bir sistem kurulmalıdır. Okuldaki eğitim, müfredat ve öğretmenlerin odak noktası ile sınavın odak noktası arasında uçurum var.

ÖĞRENCİ YANILTILIYOR

Türkiye'de sistem, sınav değiştirilerek terbiye edilmeye çalışılıyor. Derste sadece konu aktarılan öğrenciden, sınavda soru analizi bekleniyor. LGS soruları öğretmenleri bile zorluyor. Çünkü, çözmek için bilmek yetmiyor.

Üst düzey düşünme becerisi gerekiyor. 8 yıl sadece bilgi verilen öğrenciden LGS'de soru analizi ve doğru çözüm bekleniyor. Oysa, sistem öğrencinin okuma, anlama ve düşünme becerisi geliştirmedi. Bu stratejiyle öğrenciler, ters köşeye yatırılıyor.

2008 OKS ve 2018 LGS' yi karşılaştırdığımızda; Türkçe'de soru başına düşen kelime sayısı yüzde 70, matematikte yüzde 125 arttığını gördük. 2019 ve 2020 LGS'de kelime artışı sürdü. Sınavlarda artık kelimeler, metinler çok önemli oldu. Son sınavlarla, sayısalcı ve sözelci öğrenci kavramı yıkıldı. Okuduğunu anlayan, sınavı kazanır.

DERS ALT SORU ÜST DÜZEY

Okullarda derse gidip bin 500 saat izledik. İlkokul ve ortaokul müfredatından 5 yıl önce görsel okuma çıkarılmıştı. Derste, görsel okuma hiç yok.

Sınav sorularında ise çok sayıda grafik ve görsel okuma var. Okuldaki eğitimle, sınavdaki sorular arasında makas açıldı. Dersler, bilgi temelli ama sınavlar üst düzey beceri ölçüyor. Sınıflarda, sınavın çok altında ders işleniyor.

“SEV” TALİMATIYLA SEVEMEZ

Dünya, temel eğitimde okuryazarlık eğitimi veriyor. Bizde, temel eğitime sınavlar yön veriyor. Bu çelişkidir. Çok alanda çok şey öğretmek isterken, öğrencinin dikkatini dağıtıyoruz. ‘Oku, okumayı sev, okuduğunu anla' demekle, çocuk gerçek anlamda okumayı sevmiyor, okumuyor ve okuduğunu da anlamıyor. Okuduğunu anlamayı, doğru okumayı öğretmeliyiz.”