Irak ve Suriye'de çatışmalar artıyor: 'ABD istemese de çıkmak durumunda kalabilir'

ABD'nin Suriye'den çıkacağı iddialarını değerlendiren Orta Doğu analisti Aron Lund, ABD'nin Irak'tan ayrılması halinde Suriye’de konuşlu koalisyon güçlerinin de lağvedilmesi gerekebileceğini söyledi.

Irak ve Suriye'de çatışmalar artıyor: 'ABD istemese de çıkmak durumunda kalabilir'

İsrail'in, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları 7 Ekim 2023'ten bu yana devam ederken, bu süreçte Kızıldeniz, Irak ve Suriye'de farklı aktörlerce düzenlenen saldırılarla birlikte çatışmaların daha geniş bir bölgeye yayılma olasılığı da tartışılıyor.

ABD'nin üslerine saldırılara 'misilleme' olarak Irak ve Suriye'de bazı hedefleri vurması ve bu süreçte basına yansıyan 'ABD, Suriye'deki güçlerini çekecek' iddiaları ise halihazırda farklı güçlerin çatışmalarını sürdürdüğü Suriye'deki durumu yeniden gündeme getirdi.

Gazze'deki çatışmaların da ışığında Suriye'deki durumu değerlendiren Century International ve İsveç Savunma Araştırma Ajansı'ndan (FOI) Orta Doğu analisti Aron Lund, "Suriye, şiddetin üç farklı dalga halinde tırmanmasına sahne oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Gazete Duvar'dan Selay Dalaklı'nın haberine göre; ilk olarak Türkiye'nin kuzeydoğuda Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik saldırılarında artış yaşandığına işaret eden Lund, ekim ayında Humus Askeri Akademisi'ne yönelik saldırının ardından Rusya destekli Suriye hükümetinin de o günden bu yana kuzeybatıdaki İdlib'e saldırı düzenlediğini hatırlattı. Lund, üçüncü olarak 'en şiddetli ve istikrarsızlaştırıcı tırmanışın ise Gazze’deki savaşla bağlantılı' olduğu görüşünde.

"ABD'NİN İSRAİL'E DESTEĞİNİN MALİYETİNİ ARTIRMAK İSTİYORLAR"

Bu süreçte Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler gibi İran'la bağlantılı diğer aktörlerin de bölge çapında harekete geçmesiyle İsrail'in Suriye'ye hava saldırılarını artırdığına işaret eden Aron Lund'a göre, "Suriye hükümeti, İsrail ile doğrudan çatışmalardan kaçınmaya kararlı görünüyor ancak Hizbullah için stratejik derinlik rolü oynayarak ve İran’dan destek gelmesine yardım ederek daha geniş anlamda çatışmanın bir parçası olmayı sürdürüyor."

29 Ocak'ta ABD'nin Ürdün'deki üssüne yönelik saldırıda üç ABD askerinin ölmesi ise bölgesel dinamiklerde önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. İran destekli grupların Ekim 2023'ten bu yana bunun gibi onlarca saldırı düzenlediğine işaret eden Lund, "Bu, kendilerine ‘direniş ekseni’ diyen, İran öncülüğündeki grupların Hamas’a destek olarak benimsedikleri bölgesel stratejinin bir parçası" diye konuştu.

Lund, sözlerini şöyle sürdürdü: "İran destekli gruplar, ABD'nin İsrail'e olan desteğinin maliyetini artırmak, hasar yaratmak ve ABD’yi Washington'ın istemediği, bölgesel çıkarlarına zarar verecek tırmandırıcı bir sarmala doğru kışkırtmak istiyor. Hizbullah’ın İsrail-Lübnan sınırındaki tırmanışı, Kızıldeniz’deki sivil gemilere yönelik Husi saldırıları ve aynı zamanda Irak ve Suriye’deki ABD üslerine yönelik saldırılar, bu koordine edilmiş eylemin bir parçası."

"ABD BASKIYI KABUL ETMESE DE SİYASİ HESAPLARININ ÖNEMLİ BİR PARÇASI"

Aron Lund'a göre, İran destekli gruplar, düzenli olarak baskıyı artırıp bölgeyi büyük ölçekli bir çatışmanın eşiğine getirirken, Washington'a Gazze’de ateşkesi sağlar sağlamaz saldırılarına son vereceklerinin sözünü vererek bir çıkış yolu da sunuyor.

Lund, buradaki stratejiyi ise şöyle açıkladı: "Biden yönetiminin Gazze çatışmasına ilişkin maliyet-fayda analizini değiştirmeyi umuyorlar. Başka hiçbir hükümetin İsrail üzerinde ciddi bir nüfuz kullanamayacağını biliyorlar; bu yüzden de ABD’ye baskı yapmak stratejilerinin kilit noktasını oluşturuyor. Umutları, ABD’nin Gazze’de, Hamas’ı yıpranmış bir halde ama hayatta bırakacak bir nihai son yaratmasını sağlamak."

Bunun 'hiç kimsenin istemediği yıkıcı, bölgesel bir savaş riski barındıran çok tehlikeli bir strateji olduğuna ama bir etkisi olmuş gibi göründüğüne' dikkat çeken Aron Lund, "Bu saldırılar ve takip eden siyasi krizler, ABD için hem ülke içinde hem ülke dışında sayısız sorun yaratıyor. ABD, hiçbir zaman Kataib Hizbullah ya da Husiler gibi grupların baskısını hissettiğini kabul etmeyecektir ancak bu olaylar eminim ki şu anda Washington’ın siyasi hesaplarının önemli bir parçası" değerlendirmesinde bulundu.

"ABD, İSTEMESE DE SURİYE'DEN ÇIKMAK DURUMUNDA KALABİLİR"

Peki, özellikle son dönemde Suriye topraklarındaki ABD üslerine yapılan saldırılar düşünüldüğünde, ABD'nin Suriye'den çekilmeye hazırlandığı iddiaları gerçeği yansıtıyor olabilir mi? "ABD’nin Suriye’den çekilmeyi planladığını düşünmüyorum ama görünüşe göre bu konu bir düzeyde tartışılıyor" diyen Aron Lund, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun çoğunlukla ‘ya olursa’ senaryosuna karşı planların yapıldığı bir muhtemel durum planlaması olduğunu sanıyorum. ABD istemese de Suriye’den çıkmak zorunda kalabilir; dolayısıyla, böyle bir durumu nasıl ele alması gerektiğini çözmesi gerekiyor.

Çelişkili bir şekilde, Suriye’deki ABD varlığına yönelik temel tehdit muhtemelen Irak’tan geliyor. Irak’ta İran’ın telkiniyle düzenlenen saldırılar ve ABD’nin misilleme saldırıları, Irak içinde gerilimi artırdı ve ABD öncülüğündeki Koalisyon’un çıkarılması çağrılarını beraberinde getirdi. ABD’nin Iraklı yetkililer ile olan ilişkileri, oldukça gergin bir hal alıyor. ABD eğer Irak’tan çıkarsa Suriye’de konuşlu Koalisyon güçlerinin de muhtemelen lağvedilmesi gerekecek çünkü kuzeydoğu Suriye’ye güvenli ve güvenlikli bir erişim noktası kalmayacak. Böyle bir kararın yakın olduğunu düşünmüyorum ama olabilir.

Aslına bakılacak olursa, eğer ABD-Irak ilişkileri herhangi ciddi bir şiddet olayı dolayısıyla tamamen raydan çıkacak olursa, bazı şeyler çok hızlı bir şekilde çözülebilir. ABD açısından bu olasılık için plan yapmak ihtiyatlı görünüyor."

Etiketler
ABD Suriye Irak Saldırı