GERÇEK GÜNDEM - BARIŞ KAYGUSUZ

Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin üzerinden henüz iki hafta geçti ama ülkedeki siyasi atmosfer iki haftada keskin bir şekilde değişti.

Siyasi atmosferde yaşanan değişikliği Cumhurbaşkanı Macron'un söylemlerinden de anlamak mümkün. İkinci kez üst üste Elysee Sarayı'na çıkan Macron'un cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda ısrarla yüklendiği isim Cumhuriyetçilerin adayı Valerie Pecresse'di. İkinci turda ise aşırı sağa karşı bir cephe açan Macron'un söylemleri Marine Le Pen'in hedef alıyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Macron, seçimlerin ardından rotayı 12-19 Haziran'da yapılacak parlamento seçimlerine çevirdi.

Fransa'da politik atmosferi kimin belirlediğini Macron'un kimi hedef aldığına bakarak anlamak mümkün. Kritik parlamento seçimleri öncesinde ise merkez sağ ve aşırı sağ blokların karşısına üçüncü bir cephe açılmış durumda.

Uzun süredir merkez sağ ile aşırı sağ arasında gidip gelen Fransa siyasetinde dengeleri değiştiren bu yeni cepheyi açan ise Macron'un son haftalarda hemen her konuşmasında hedef aldığı sol birlik ve onun lideri Jean Luc Melenchon...

KENDİNİ MACRON'A RAKİP YAPAN SOL BİRLİK

Fransa'da uzun yıllardır eşi benzeri görülmemiş şekilde ittifak oluşturan Boyun Eğmeyen Fransa, Yeşiller, Sosyalist Parti ve Komünist Parti'yi bir araya getiren isim cumhurbaşkanlığı seçimlerini üçüncü sırada tamamlayan Jean Luc Melenchon oldu.

Fransa'da yaşayan gazeteci Ahmet İnsel'e göre bu birliğin oluşmasının en önemli nedenlerinden biri Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi'nin seçimlerde diğer kendisi dışında kalan sol oyları da büyük ölçüde toplaması oldu.

Gerçek Gündem'e konuşan İnsel, "Daha önce aralarında çok ciddi, birbirlerine yönelik eleştiriler dile getiriyolardı bu birleşme öncesinde. Fakat Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi'nin açık ara önde gelmesi, diğer üç partinin yüzde 5'in altında oy alıyor olması büyük bir endişe yarattı sol seçmende. Özellikle seçmen ve taban baskısıyla Yeşiller, Sosyalist Parti ve Komünist Parti, kendini sol popülist olarak tanımlayan Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi'nin önderliğinde bir ortak aday gösterme anlaşması yaptı. Bu birleşme değil. Dört parti 577 seçim bölgesinde bir aday göstermek üzere anlaştılar. Adı Ekolojik ve Sosyal Yeni Halk Hareketi olan bu ittifak her seçim bölgesinde bir aday çıkaracak" ifadelerini kullandı.

Fransa'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi lideri Jean Luc Melenchon, oyların yüzde 21,95'ini almıştı.

AŞIRI SAĞIN BİR ARAYA GETİRDİĞİ İTTİFAK

Gelecek ay yapılacak parlamento seçimleri tarih kitaplarının yeni sol ittifakı nasıl yazacağını belirleyecek. Ancak sol seçmenin önemli bir bölümü yeni sol ittifakı şimdiden geçmiş seçimlerde oluşturulmuş ittifaklara benzetmeye başladı.

1936 Fransası'nda Léon Blum önderliğindeki Halk Cephesi halen ilk yıllık izin hakkını getirmesi ve haftalık çalışma saatini 48'den 40'a indirmesiyle hatırlanıyor. 1972 Fransası'nda oluşturulan 'Ortak Program' ise 9 yıl sonra göreve gelecek ve Fransa tarihine damga vuracak sosyalist lider François Mitterrand'ın iktidarına zemin hazırlamıştı.

Üç hafta önce 'düşünülemez' olan 2022 model sol ittifakın tarihte nasıl bir yer edineceği ise henüz belirsiz ancak hem aşırı sağ hem de neo liberal sağa karşı bir cephe açma misyonuyla ortaya çıktığı bir gerçek.

Yeni ittifakın merkez ve neo liberal sağın temsilcisi Macron'u da sola çekeceğini savunan Ahmet İnsel, "Fransa'da aşırı sağın, sağ merkezin oluşturduğu iki bloğa karşı hemen hemen eşit ağırlıkta üçüncü bir blok oluşmuş oldu bu ittifakla birlikte. Macron burada büyük bir ihtimalle ikili oynayacak. Cumartesi günü yeni hükümeti açıklayacak. Bu hükümetin başbakanının kadın olacağı haberi sızdırıldı ve bir ihtimal eski sosyalist bakan bir kadın siyasetçi başbakan olarak atanacak. Macron, merkez sağı büyük ölçüde kendi bünyesinde toplamıştı zaten. Şimdi böyle bir başbakan atayarak merkez solun yeni sol ittifaka kaymasını engellemeye çalışacak diye düşünüyorum" diyor.

Sol ittifakın Fransa'daki etkisini giderek artıran aşırı sağa karşı yeni dinamikler yaratacağını belirten İnsel, "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunda Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi lideri Melenchon'un aşırı sağcı Le Pen ile arasındaki farkı bir puan indirmesinde, sol seçmenin önemli bir kısmının aşırı sağ ikinci tura kalmaz umuduyla verdiği oyların etkisi var. Yani aşırı sağa karşı bir birleşme görüyoruz. Bu birleşme Melenchon'un o kadar yüksek oy almasını sağladı. Sadece kendi programına kalsaydı Melenchon'un alacağı oy yüzde 13-14'ü geçmezdi. Aşırı sağa karşı solun birleşmesi yeni bir dinamik yarattı. Seçim sistemi nedeniyle ayrı ayrı seçime girmenin her bölgede aşırı sağı ikinci tura bırakacağını fark ettiler. Seçim bölgelerini bölüşerek her bölgede bir adayla girerek aşırı sağı geriletmeyi ve sol ittifakı mecliste ana muhalefete taşımayı hedefliyorlar" ifadelerini kullanıyor.

DEĞİŞEN MELENCHON VE İTTİFAKIN YUMUŞAK KARNI

Yeni sol ittifakı doğrudan hedef tahtasına oturtan Macron son günlerde birçok şey söyledi. 'Aşırı sol', 'Tek bir şeyde birleştiler, o da küçülme', 'Nükleer üzerinde bile anlaşamadılar', 'Evrensellik yerine komünizmi seçenler' gibi sözler bunlardan öne çıkan bazıları.

Macron'un bu sözleri aslında sol ittifakın yumuşak karnını da yansıtıyor. Zira seçimlere birlikte girme kararı alan dört parti bu ittifak için bazı politikalarından taviz verme kararı aldı.

İnsel verilen tavizlerle ilgili de yükselen aşırı sağa dikkat çekiyor:

"Melenchon biraz itici, kırıcı, kendisi etrafında birleşmeyi empoze etmeye çalışan bir siyasetçi. Sol seçmenin böyle otoriter görünümlü siyasetçilerin arkasından gitme konusunda daha ciddi çekinceleri vardır. Ama bu seçimde aynı tavrı göstermedi.

Hızla kendi programından taviz vererek asgari müşterekte birleştiler diyebilirim. Avrupa Birliği konusunda çok daha az eleştirel bir tavır benimsedi. Komünist Partisi ile Yeşiller arasında nükleer konusunda anlaşmazlıklar var. Bu Rus gaz ve petrolünden bağımsızlık tartışması yapılırken iki taraf bu konuyu biraz rafa kaldırdı diyebilirim. Bazı konularda birbirine taban tabana zıtlar ama bu konuları çok fazla gündeme getirmeden esas itibariyle aşırı sağa karşı birleştiler"

Almanya'da Sosyal Demokratlar ve Yeşiller'in almasının ardından Fransa'da yaşanan sol birliği Avrupa'nın son 6-7 yılına damga vuran aşırı sağın yükselişine bir yanıt olarak yorumlayan İnsel, "Solun üç dört ayrı kanalda, ayrı ayrı birbirine rekabet içinde yarışa girmesinin artık iyice aşırı sağın önünü açtığını artık iyice görmüş durumdalar. Almanya'da da aynı şey geçerli. İspanya'da, İskandinav ülkelerinde benzer gelişmeleri izliyoruz. Bu biraz da demokrasinin, insan haklarının, eşitlik kavramının, göçmenlere karşı açık olmanın bir uluslararası insani yükümlülük olduğunu bilen kesimlerin ancak dayanışma içerisinde bu temeli koruyabileceklerini fark etmeleri anlamına geliyor." diyor.