GERÇEK GÜNDEM

Birleşik Arap Emirlikleri'nin fiili lideri Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan bugün Ankara'ya gelerek AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirecek.

İki ülke ilişkilerinde yeni bir başlangıç anlamına da gelen görüşmede ikili ilişkiler, bölgesel işbirliği ve finansal yatırımlar gibi konu başlıklarının masaya yatırılması bekleniyor.

Türkiye ekonomisi zorlu bir süreçten geçerken, Körfez'den gelecek sıcak paraya duyulan ihtiyacın Ankara'yı özellikle ekonomik işbirliği başlıklarında uzlaşma aramaya iteceği değerlendiriliyor.

Görüşme ayrıca uzun yıllardır iplerin kopuk olduğu ve karşılıklı 'düşmanlık' suçlamalarının yapıldığı 'Ankara-Abu Dabi' hattında ilişkilerin yeniden tesis edilmesi ve yumuşama sürecinin somutlaşması anlamına da gelecek.

Bu yeniden tesis sürecinin arkasında ise her iki ülkenin de bölgede uyguladığı dış politikayı revize etme arzusu yatıyor.

BIDEN ETKİSİ

Tüm dünyayı olduğu kadar Orta Doğu siyasetini de etkileyen dört yıllık Trump döneminin ardından Joe Biden'ın ABD Başkanı olması bölge ülkelerini dış politikalarını yeniden gözden geçirmeye zorladı.

Başta Türkiye, BAE, Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır olmak üzere birçok ülke ilişkilerini yeniden gözden geçirirken, Ankara bu üç ülkeyle de temaslarını hızlandırarak ilişkileri yeniden tesis etmek için harekete geçti. İsrail'le yıllar sonra cumhurbaşkanı düzeyinde ilk görüşmeler gerçekleşirken, Mısır'la 2013 darbesinden bu yana ilk kez diplomatik temaslar kuruldu.

Birleşik Arap Emirlikleri ise Türkiye için bu restorasyon zincirinin en güçlü halkası oldu. Veliaht Prens MbZ, Ağustos ayında önce kardeşi Şeyh Tahnoun bin Zayed el Nahyan'ı Ankara'ya Erdoğan'la görüşmeye yollamıştı. Bu görüşmeden tarafların 'ekonomik ilişkilere' öncelik vermesi yönünde bir karar çıkmıştı.

İLİŞKİLER NASIL BOZULMUŞTU?

Birleşik Arap Emirlikleri, son 10 yılda birçok ülkeyle irili ufaklı krizler yaşayan Türkiye'nin ilişkilerinin en bozuk olduğu ülkelerden biri. Öyle ki, her iki taraf da gerilimin düzeyini birbirlerini 'düşmanca' davranmakla suçlayacak kadar ileri götürdü.

Bu çok katmanlı diplomatik anlaşmazlığın başlangıç noktasının ise Arap Baharı ve 2013'te Mısır'da yaşanan darbe olduğunu söylemek mümkün.

Bölgede Müslüman Kardeşler'in yükselmesinin kendi yönetimlerini de etkileyeceğini hesaplayan Birleşik Arap Emirlikleri, Sisi'nin darbesine destek vermiş ve bu gelişmenin ardından Türkiye-BAE ilişkilerinde ipler kopmuştu.

15 TEMMUZ İÇİN BAE'YE SUÇLAMA

Arap Baharı'nın ardından iki ülke arasındaki çıkar çatışması Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz'de sık sık kendini gösterdi. Ankara ve Abu Dabi bölgede son 10 yıla damga vuran bu çatışma ve gerilimlerin tamamında karşı kamplarda yer aldı.

Ancak ikili ilişkilerdeki en ciddi doğrudan suçlama 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşandı. Erdoğan hükümeti, BAE'yi darbe girişimini desteklemekle suçladı ve MbZ'nin danışmanlarından Muhammed Dahlan için geçen yıl kırmızı bülten çıkarılması talebiyle Interpol'e başvuru yapıldı.

İLİŞKİLER NEDEN DÜZELİYOR?

Türkiye-BAE ilişkilerinin yeniden tesis edilmesi için gösterilen çabaların nedenleri her iki ülke için de farklı. Türkiye tarafında yaşanan ekonomik krizin ve Doğu Akdeniz dahil birçok tartışmalı konuda geniş ittifaklara karşı yalnız kalmanın etkisi olduğu açık.

Birleşik Arap Emirlikleri için ise bir süredir en önemli gündem maddesi İran. İsrail'le tarihte hiç olmadığı kadar yakın ilişkiler geliştiren MbZ yönetimi, bölgedeki İran etkisini azaltmak ve Tahran'ı yalnızlaştırmak istiyor.

İran yönetimi yeniden Batı'yla masaya oturarak nükleer müzakerelere dönmek istiyor. BAE ise bölgede İran'ı köşeye sıkıştırırken bir yandan da Türkiye kartını doğru konumlandırmanın peşinde.