Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, 14 Haziran'daki Erdoğan ile Biden görüşmesini yazdı.

Zeyrek'in bugünkü "Erdoğan’ı Brüksel’de ne bekliyor?" başlıklı yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden'ın NATO Zirvesi vesilesiyle Brüksel'de yapacağı görüşmeye beş gün kaldı.

Biden, Başkan seçildikten sonra uzun süre Erdoğan'la telefonla dahi görüşmemişti. İki liderin 14 Haziran'daki görüşmesi, Biden seçildikten sonra ilk yüz yüze buluşması olacak.

Görüşme öncesinde hem Washington'ın hem Ankara'nın nabzını tutmaya çalıştım. Muhtemel gündem başlıkları hakkında tarafların pozisyonlarını tespit etmeye çalıştım. Bugün ABD ve Türkiye taraflarının gündemlerine ilişkin 6 temel konudaki tespitlerimi sizinle paylaşmak isterim:

Ankara'nın beklentileri:

-Ankara, ABD'yle uzun zamandan sonra diyalog kapısı açılmasından memnun. Biden'ın görev süresi boyunca Erdoğan'a kapıları tamamen kapatması, Erdoğan için “kötü senaryo”.

–ABD'nin Suriye'de YPG/PYD ile ilişkisi her geçen gün biraz daha derinleşiyor. Türkiye, ABD'nin YPG/PYD'yi hem maddi hem de askeri olarak açıkça desteklemesinden çok rahatsız. Görüşmeyle ilgili “iyi senaryo”, ABD'nin bundan sonra Türkiye'nin kaygılarını dikkate alacağı izlenimi vermesi.

–Rusya menşeli S-400 hava savunma sistemi, ABD'yle Türkiye arasındaki en büyük problem. Ankara, ABD'nin tavizsiz yaklaşımını en azından biraz esnetmesini umuyor. En somut hedef, F-35 programından çıkarılmanın 1.5 milyar dolarlık faturasını tahsil edebilmek. Ancak her iki konuda da beklenti çok yüksek değil.

–Ankara, HalkBank ve “Türkiye'deki insan hakları meselesi” gibi konuların Brüksel'de gündeme gelmesini istemiyor ve beklemiyor.

–Türkiye, ABD'nin ve NATO'nun asker çekmeye hazırlandığı Kabil'deki havaalanının güvenliğini sağlama konusuna sıcak bakıyor. Ancak lojistik sorunlar ve maliyet konusunda NATO'dan ciddi beklentileri var. Elini tek başına taşın altına sokmak niyetinde değil.

–Ankara, Karabağ'da bulunmasının hem Ermenistan'ın hem Azerbaycan'ın Rusya'ya olan bağımlılığını azaltacağını savunuyor ve ABD'den bunu sorun etmemesini bekliyor.

ABD'nin beklentileri:

–ABD'nin görüşmeden temel beklentisi, üzerinde sorunların ve görüş ayrılıklarının bulunduğu masayı devirmeden Türkiye'yle iş birliğini sürdürmek. Washington'a göre son zamanlarda hükümetten kötü sinyaller gelse de Türkiye kaybedilmemeli.

–ABD yönetimi, Suriye'de Türkiye'ye yeterince güvenmiyor ve iş birliği zemininin henüz oluşmadığı görüşünde. YPG/PYD konusundaki politikalarında bir değişikliğe gitmeyecekler.

–Washington yönetimi, S-400 konusunda geri adım atmak niyetinde değil. S-400'lerin Türkiye'nin Katar'daki üssüne taşınması fikri dahi ABD tarafından “kabul edilemez” bulunuyor.

–Brüksel'deki görüşmede HalkBank konusu büyük ihtimalle gündeme gelmeyecek. Ancak “insan hakları” konusu Biden'ın “belirgin görüş ayrılığı yaşıyoruz” diyerek gündeme getireceği ve “köşeli” konuşacağı bir konu başlığı olacak. Erdoğan ile Biden'ın en fazla gerileceği konunun bu konu olması muhtemel.

–Türkiye'nin Kabil'de kalması, ABD'nin en büyük isteği. O nedenle Türkiye'nin maliyet ve lojistikle ilgili bazı talepleri ve şartları karşılanabilir. ABD yönetimi, Türkiye'yi NATO'nun Afganistan'daki operasyonlarının sürmesi için “olmazsa olmaz” görüyor.

–ABD, Rusya'nın Kafkaslarda yayılmasından, askeri güç biriktirmesinden endişeli. Biden yönetimi, Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkileri iki ülkenin NATO'yla yeniden yakınlaşmasını çok önemsiyor. Bu nedenle Türkiye'nin Karabağ'daki varlığını kısmen kendi çıkarına görüyor. Ancak ABD'deki Ermenistan lobisinin bunu sorun etmesi Biden için bağlayıcı ve zorlayıcı bir durum. Neticede kendisi, onların baskısıyla 1915 olaylarını “soykırım” olarak niteleyen ilk ABD Başkanı. Haliyle Erdoğan'la görüşmesinde Ermeni lobisinin taleplerine karşı kayıtsız kalamayacak (Ronald Reagan, 1982'de aynı ifadeyi kullanmıştı ancak şekil açısından farklı bir kullanımdı).

Erdoğan ve Biden arasında altı başlıkta da “belirgin farklılıklar” olmasına karşın, Brüksel'deki görüşme, ABD açısından “Türkiye'yle çalışmaya devam edeceğiz” temennisiyle sonuçlanacak. ABD'nin bu tavrı Brüksel'e “en azından masa devrilmesin” beklentisiyle giden Ankara heyetinin de işine gelecek.

Bu arada şuna da dikkat çekmekte fayda var:

Erdoğan, “ABD bizi devirmeye çalışıyor ama biz dik duruyoruz” ya da “ABD bizimle devam etmek istiyor, ilişkilerimiz çok iyi” mesajıyla dönemeyeceği için, Erdoğan- Biden görüşmesinin Türkiye'deki iç politika yansıması da “sıfır” olacak.