Kendine çalışan bir devlet (hükümet)

Ekonominin üretim, tüketim ve yönlendirme gücünün çoğuna sahip devlette de durum sanılanın aksine böyledir. Onun da geliri, harcaması ve tasarrufu mevcuttur.

Ekonomide kararlar amaç ve kısıtlamalara göre alınır. Bu hane halkından firmalara, devletin işleyişinden uluslararası ticaretin ana damarlarına kadar böyledir…

Kar seviyesini en yükseğe çıkarmak isteyen firmanın, bunu yaparken ürettiği/sattığı ürüne istediği kadar zam yapamayacağı, talep tarafının buna farklı yanıt vereceği gerçeğiyle serbest bir karar sürecine sahip olmadığı açık bir örnektir. Dahası da var… Maliyet baskısı ve tedarikte yaşanan sıkıntılar dahil birçok kısıtlamalar bu kâr amaçlı yapıyı belirli bir en uygun (optimum) seviyeye taşır ve durağanlaştırır.

Hane halkında da durum ayıdır. Fiyat ve cüzdandaki kısıtlamalar onu her istediğini almak üzerine kurulu aşırı tüketimi dizginler. Beğeni ile cüzdanın hacmi arasında bir dengeye oturtur açıkçası tüm bu kısıtlamalar…

DEVLETTE DURUM NEDİR?

Ekonominin üretim, tüketim ve yönlendirme gücünün çoğuna sahip devlette de durum sanılanın aksine böyledir. Onun da geliri, harcaması ve tasarrufu mevcuttur. Aynen hane halkı ve firma davranışında olduğu gibi kısıtlamalara göre harcama yeteneğini düzenler, sorumluluğu çerçevesinde hem kendi için hem de halk için, halkın yararına düzenlemelerde bulunur.

Ha sahi, hep böyle mi yapar?

Yanıt tabii ki hayır.

Esasında bekleneni dile getiriyoruz burada ama gerçek çoğu zaman farklı…

Ondan beklenen akıldışı harcama yapmadan ve gelir yaratmadan sosyal refahı yükseltmesidir. Kendi kaynaklarına, üretim gücü ve vergi gelirlerinin hacmine dayalı rasyonel kararlar vererek yeni kuşaklara refah aktarımı yapmadır temel amacı.

Kendini besleyerek koruma altına alma, kendi içinde zenginleşme değil, halkının gelirini artırma üzerine kurulu bir süreçtir bizim bahsettiğimiz.

Doğal olarak bunlar devlet denen kurumdan ve onu işleten hükümetten beklentilerin dillendirilmiş halidir.

Öte yandan ortada açık bir fotoğraf duruyor. Ayrıntılı olarak bakmaya bile gerek yok anlamak için… kendi kendini koruma altına alan bir yönetici takımının halktan kopmuş bir dağınıklığı mevcut orada…

Fotoğraf daha neler var neler… Sıralayalım:

· Eriyen demokrasi seviyesi

· Sadece vergilere ve para basıp harcamaya dayalı bir karar süreci

· Dağılmış bir dış ticaret dengesi

· Ele (yabancıya) çalışan bir hane halkı ve firmalar bütünü

· Kira, ulaşım ve mutfağa çalışan köle bir birey

· Eğitimin yapısal bozukluğu ve üçüncü dünya ülkesi görünümü

· Tarımda ortada gözükmeyen bir bakanlık

· Köylüyü ve esnafı kendi kaderine bırakmış bir zihniyet

· Halka yabancılaşmış bir Ankara

· Enflasyon altında ezilmiş bir halk yığını

· Yalancı veri setleri

Çok daha fazlası da aslında… Sadece kendi lehine işleyen bir adalet sistemi, sessiz ve kanunları işlet(e)meyen hukukçu yığını, üç-beş kuruşa tamah eden kalitesiz karar verici takımı da orada…

Ama en acı vereni ise devleti bile bile eriten bir çıkar grubunun varlığı.

Arkada saklanmış duruyor.

Yani kimler, kimlerle birlikte görünüyor açıkça.

Etiketler
Veysel Ulusoy