Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (Türk DEGS) Başkanlığını yapan Mavi Vatan'ın savunucusu emekli Tümamiral Cihat Yaycı, "Yakutistan Türkçesi lügatine gelene kadar onlar gibi kim bilir kaç tane Türkçe lügati not alarak okuyorsunuz? İşte o zaman da Atatürk oluyorsunuz…" dedi.

Yaycı sohbetimizde şu anısını anlattı:

"Ben Moskova'da askerî ateşe iken Büyükelçimiz şöyle dedi:

-              'Amiralim, Yakutistan Heyeti Türkiye'ye gidecek şu an Anıtkabir'de Atatürk'ün kütüphanesinde Yakut Türkçesi lügati varmış. Onu görmek istiyorlar. Böyle bir lügat var mıymış ve görmeleri acaba mümkün mü?'

Anıtkabir Komutanına sordum. Komutan şöyle dedi:

-              'Komutanın bir küçük, bir de büyük Yakut Türkçesi lügati Atamızın kütüphanesinde mevcut, geldiklerinde görebilirler.'

Ertesi sene Sayın Büyükelçi dedi ki;

-              'Yakutistan heyeti Anıtkabir'de Yakut Türkçesi lügatini görmüşlerdi. Yine gidecekler ama bu kez o lügatin fotokopisini almak istiyorlar, mümkün mü?"

Ben Yakutistan'ın yerini Moskova'da öğrendim. Kutup Dairesinde ve Pasifik kıyısına yakın.

Tabii 1919-1920'lerden bahsediyoruz.

Diyorum ki Allah'ım bu lügat nasıl, neden geldi Atatürk müzesindeki kütüphaneye?

Herhalde birisi hediye etti. O nedenle bir fotokopi almak istiyorlardır diye düşündüm.

Anıtkabir Komutanını aradım ve fotokopi istediklerini söyleyince komutanı dedi ki;

-              'Küçük lügat dediğimiz Meydan Larousse cildi kadar, büyük lügat ise 12 cilt.

Atatürk'ün her iki lügatin hemen hemen her sayfasında el yazısı ile notları var.  O nedenle fotokopi vermemiz mümkün değil.'

Ben tabii büyük bir şaşkınlık içerisindeyim…

Ata'mız o devirde Yakutistan'da lügat buluyor getirtiyor, okuyor, her sayfasının üstüne de not alıyor…

Yakutistan Türkçesi lügatine gelene kadar onlar gibi kim bilir kaç tane Türkçe lügati not alarak okuyorsunuz? İşte o zaman da Atatürk oluyorsunuz…"

Geometri

Türkçenin eski bir kültür dili olduğuna bilen Atatürk, bu dilin birçok nedenlerden dolayı bin yıldan beri işlenmemiş dilini Türk insanına kazandırmak için Türk Dil Kurumu'nu kurdu.

Atatürk, Türk dilinin yapı kurallarına uygun olarak Türkçe köklerden yine Türk ekleriyle yeni kelimeler türetti.

Büyük önder, 1936-1937 kış aylarında Dolmabahçe Sarayı'na kapanarak, "geometri öğretenlere ve bu konuda kitap yazacaklara kılavuz" olmak üzere 48 sayfalık "Geometri" kitabını şu terimlerle yazdı:

-              Boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek, yay, kiriş, çember, teğet, açı, taban, eğik, yatay, düşey, dikey, üçgen, dörtgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yamuk, eşit, çarpı, bölü, oran, orantı, alan, varsayı, artı, eksi, kesit, türev, konum, gerekçe, yöndeş…

Bugün, Büyük Zaferin 99. Yılı…

Alpaslan, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman elbette büyük zaferlere imza attılar.

Unutmayalım ki onlar devletinin en güçlü zamanlarında başardılar.

Ya Mustafa Kemal?

O teslim alınmış bir padişah, işgale uğramış bir Anadolu, dağılmış Osmanlı ordusu ve yoksullaşan Türk Milleti varken;

-              19 Mayıs 1919'da ilk adım ile kurtuluşa,

-              23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi ile kuruluşa,

-              30 Ağustos 1922'de Büyük Zafer ile özgürlüğe,

-              29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilanı ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran ve Büyük Türk Milletine armağan eden yüzyılın dehasıdır.

Dilimizle, ilim ve irfanımızla yetişmemiz için bizlere demokratik bir ülke yaratan büyük önderim, Ata'm ruhun şad olsun. İzindeyim, devrimlerinin yılmaz bekçisiyim.

Ne mutlu Türk'üm diyene…