Yargıtay eski Başkanı Mehmet Uygun'un "Adalet Yılı" açış konuşmasında dile getirdiği "Vicdan ile cüzdan arasında sıkıştık" sözü Sedat Peker'in açıklaması ile anlaşıldı ki, AKP döneminde toplumu kötü huylu kanser gibi sarmış.

Tam 70 yıl önce 11 Haziran 1951'de Ankara Bahçelievler'de eski 36 sokakta dünyaya gözümü açtığımda merhum babam Faik Uğuroğlu gazeteci idi…

Başkent'in medya merkez Rüzgârlı Sokak'ta, "Faik Baba" diye tanınırdı. Ruhu şad olsun.

Yeni Tanin Gazetesi'nde "2 yıllık çaylak eğitimi" dönemini ustalarımın, "senden gazeteci olur" ifadesi ile tamamlayarak 1 Eylül 1971'de SSK'lı oldum.

Sarı Basın Kartı için resmi meslek kıdemim ise 1973'de başladı…

Brüt 52, net 50 yıldır "Mektepli" değil "Alaylı" gazeteciyim

Özetle bugün 70 yaşında 50 yıllık gazeteciyim.

 

Sarmalın içindeler

AK Parti 20 yılda Türkiye'yi öyle bir "Vicdan - Cüzdan" sarmalına soktu.

Bazı;

Siyasetçilerin,

Bürokratların,

Yargı mensuplarının,

Gazetecilerin…

Bu sarmalın içinde, bu lağımın arasında oldukları ortaya çıktı.

Yazıklar olsun…

AK parti iktidarı; rüşvetin, yolsuzluğun, usulsüzlüğün seyircisi oldu.

Hatta bazı AKP'liler bu "Vicdan - Cüzdan" sarmalının paydaşı oldular…

 

Gazeteci

Meslek kıdemimin başlangıcını yazarken amacım elbette kirlenen basın mesleğine de değinmekti.

Allah'ıma şükürler olsun ki, 50 yıldır alnım ak, vicdanım tertemiz.

Bakın Erol Mütercimler yaptığı yayında benden nasıl bahsediyor:

- "Çok deneyimli bir gazeteci var Yeniçağ Gazetesi yazarı Orhan Uğuroğlu, köşesinde hem Cem Uzan'a, Tansu Çiller'e, Turgut Özal'a yakın olduğunu dürüstçe yazıyor köşe yazılarında.

- Ertuğrul Özkök'ün Adem Metan'ın YouTube kanalına konuk olduğunda söylediği bir söz var, bunu hiç içime sindiremedim.

'Bana göre Atatürk'ten sonra gelmiş liderlik vasıflarına sahip büyük bir lider. Türkiye değil dünya çapında bir lider' diyor.

- Şimdi Orhan Uğuroğlu'nun cümlesini paylaşıyorum;

'Ertuğrul Özkök anlaşılıyor ki yağcılığın ve yandaşlığın zirvesindedir' diyor.

- Çok deneyimli olan Ertuğrul Özkök bunu yapıyorsa, aşağıdan gelenlerin, minnakların yapması kadar doğal bir şey olamaz."

Gazeteci için, "Dürüstlük" ve "Namus" olmazsa olmaz kurallardır.

Usta ne diyor?

1981 - 1990 yılları arasında Haldun Simavi'nin günlük 1,2 milyon tirajlı efsane Günaydın Gazetesinde Genel Yayın koordinatörü olarak mesleki gelişmemde büyük rol oynayan değerli ustam duayen gazeteci - yazar Rahmi Turan, ta 2015 yılında Sözcü Gazetesinde şöyle yazdı:

"1895 - 1953 yılları arasında yaşayan Sedat Simavi, 'Gerekirse kalemini kır ama sakın satma' diyen bir meslek büyüğümüzdür.

65 yıl önce genç gazetecilere söylemiştir bu güzel sözü…

Ve bu cümle bizim 'Anayasamız' olmuştur. Fakat…

Günümüzde ne yazık ki fazla bir geçerliliği kalmadı!

Bugün medyanın yaklaşık yüzde 80'inin nabza göre şerbet verdiklerini görüyoruz. Yandaş ve yalaka olanlar 'Bal tutan parmak yalar' misali abat ediliyor.

Düzgün ve dürüst olan yüzde 20'nin üzerinde ise çok ağır baskılar var!"

Bugünlerde "Kalemini Satan" ve "Vicdan - Cüzdan" sarmalına teslim olan, kişiliğini kaybetmiş bazı gazeteciler çok açık şekilde ortaya çıktı.

Allah'a şükür ki çok az da kalsa namuslu ve özgür gazeteciler hala var.

Basın meslek kuruluşları

Teke tek" programı ile yıllardır televizyonlarda başarılı programlara imza atan Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Sedat Peker'in videosunda bahsettiği Veyis Ateş'in grup yönetimi tarafından izne gönderildiğini söyledi.

Altaylı, dedi ki;

"Aklanır döner, aklanmaz gider. Ben ise yazılarımı zaten yazacağım. İznim bitince de geri geleceğim. Meydanı kimseye bırakmaya niyetim yok…"

Peki, Basın Meslek Kuruluşları ne yapacaklar? İhraç edecekler mi?

Peki, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ne yapacak? Basın kartlarını iptal edecek mi?

Peki, Adalet Bakanlığı, Meclis Başkanlığı ne yapacak? Milletvekilleri düşürülecek mi? Yargılanacaklar mı? Yüce Divan'a gönderilecekler mi?

Peki, Hâkimler ve Savcılar Kurulu meslekten ihraç edecek mi?

Hayır, AKP iktidarı gidinceye kadar göreceksiniz hiçbir şey yapılmayacak…

AKP iktidarı çökecek, iktidar değişecek ve hesap sorulacak…