Korona Virüs salgın sonuçları Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca tarafından açıklanınca Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Beni Türk doktorlarına emanet ediniz" sözü her gün aklıma geliyor.

Okullar açıldı, sonbahar geldi, önümüz kış ve Covid 19 salgını endişe veren rakamlarla sürüyor.

Türk Tabipler Birliği, "Yönetemiyorsunuz, tükeniyoruz" başlıklı çağrı ile AKP hükümetini ve Sağlık Bakanlığını uyardı.

Diyorlar ki;

- "Suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkanlara tarihsel sorumluluklarını yılmadan her gün hatırlatmaya devam edeceğiz!

- Sadece hekimler ve sağlık çalışanları değil, babalarımız, annelerimiz, kardeşlerimiz ölüyor. Daha çok olduğunu bildiğimiz ama resmi olarak açıklanan rakamlarla dahi her gün 50 yurttaşımız, önlenebilir bir hastalık olan COVID-19'dan hayatını kaybediyor.

- COVID-19 salgın sürecinin bugüne kadar ki yönetiliş biçimini yetersiz ve kaygı verici buluyoruz.

- Ülkeyi yöneten yetkili kişi ve kurumlardan salgın tedbirleri, salgın bütçesi, salgın koordinasyonu, salgın planlaması konusunda acil, kapsayıcı ve inandırıcı program açıklamalarını bekliyoruz.

- Ülkenin en önemli ve gerçek gündeminin COVID-19 salgını olduğunun kabul edilmesini istiyoruz.

- TBMM'ni açılmasını beklemeden bütün partilerin COVID-19 salgını konusunda işbirliği ve koordinasyon sağlamak üzere bir araya gelmeleri için çağrı yapıyoruz.

- Sağlık Bakanlığı'nı başta TTB olmak üzere bütün sağlık meslek odaları, sağlık sendika ve dernekleri ile birlikte "COVID-19 işbirliği ve ortak çalışma meclisi" oluşturmasını talep ediyoruz.

- Hiçbir salgın vatandaşların bireysel çabalarıyla önlenemez.

- Hekimler ve bütün sağlık çalışanlarının ölüm - kalım savaşına dönüşen COVID-19 mücadelesinde  "meslek hastalığı" tanımını kabul edecek Sağlık Bakanlığı ve hükümet tutumu istiyoruz.

- Milyarlık kiralara neden olan şehir hastanelerinin COVID-19 salgını ile insanı değil sermayeyi ve karı öncelediği görülmüş oldu.

- Aile Sağlığı Merkezleri'nin varlığı ve çalışanları ile birlikte kamu sağlık merkezi olarak tanımlanmasını ve acil olarak tüm ASM binalarının kamu eli ile temini ve onarımı ile ek sağlık personel ataması yapılmasını istiyoruz.

- Sağlık çalışanlarının çalışma sürelerinin 6 saate indirilmesini, dinlenme yer ve zamanlarının Pandemi göz önünde bulundurularak yapılandırılmasını ve yeterli sayıda kişisel koruyucu ekipman sağlanmasını, bu hususta hiçbir aksama yaşanmamasının sağlanmasını istiyoruz.

- Bu adımları atmayanların, COVID-19 salgını ile mücadeleyi gerçekler üzerinden, olağandışı durum tanımıyla ve bir seferberlik ruhuyla karşılamayanların; suçu vatandaşa, yükü hekimlere ve sağlık çalışanlarına yıkanların tarihsel sorumluluğunu her gün ama her gün hatırlatacağımızı buradan ilan ediyoruz."

Değerli okurlarım,

Türk Tabipler Birliğinin bu açıklamasında hakaret yok, siyaset yok ama sadece hükümete çağrı var.

Türkiye'de doktorlarının da sağlık çalışanlarının da canlarını hiçe sayarak verdikleri hizmetler karşısında onlara sadece şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi sunmalıyız.

AKP'den de Sağlık Bakanından da bu çağrıya karşın tepki yok.

Ancak ne yazık ki talihsiz bir açıklama MHP genel başkanı Devlet Bahçeli'den şöyle var:

"Çağrım şudur: Türk Tabipler Birliği, bugünkü hassas dönemde, insan ve toplum sağlığı hakkında asılsız şaibe ve şüpheleri körüklemektedir. Bu nedenle sadece adında Türk bulunan Tabipler Birliği derhal ve gecikmeksizin kapatılmalıdır. Yöneticileriyle ilgili adli işlem yapılmalıdır"

Ola ki siyasetçiler hastalanırlarsa, bilsinler ki onlar Hipokrat yemini ile en titiz hizmeti verirler…

MHP doktorlar hakkında suç duyurusunda bulunmak için hazırlık yapıyor.

MHP suç duyurusunu kime yapacak?

Bodrum'da bir gecelik konaklama bedeli 9 bin lira olan otelde birlikte tatil yaptığı nişanlısı Ayça Dursun'la, Ankara Sheraton'da yapılan düğünle evlenen ve sarayda Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret ederek düğün hediyesi alan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman'a yapacak…

Önce şunu vurgulayayım.

Bugüne kadar düğünlere giden çok siyasetçi gördük ama gelinle damadı evine davet edip hediye veren cumhurbaşkanına hiç rastlamadık.

Hele hele bir cumhuriyet başsavcısının gelinliği üzerinde olan eşi ile AKP şapkası da olan, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun atamasında "tek adam" kimliği olan cumhurbaşkanını ziyarete gitmesine hiç ama hiç tanık olmadık.

Tek adam rejiminin Türkiye'ye yaşattığı fotoğraf işte budur.

Cemaat - İmam hikâyesi yani…

Yüksek yargı organlarının başkanları cumhurbaşkanı ile çay toplarlarsa başsavcısı da düğün hediyesi almak için cumhurbaşkanının ayağına gider…

Canım Türkiye'm…