Recep Tayyip Erdoğan'ın 3. Kez cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı konusunda görüşler, siyasilerle hukukçular arasında da polemik konusu oluyor.

Anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Meltem Dikmen Caniklioğlu'nun görüşüne İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray yanıt vermiş, yayınlamıştım.

Bugün de Caniklioğlu'nun Çıray'a yanıtını yayınlıyorum:

"Ben bir akademisyenim,  ötesi haysiyetli bir bilim insanıyım, anayasa hukukçuluğumu başkalarının emrine sunsa idim, başkalarının borazanı ya da düdüğü olmayı becerebilse idim ben de birileri gibi olabilirdim.

Mesleğim anayasa hukuku öğretim üyeliği, işim anayasayı okumak ve yorumlamak, kullandığım yöntem ve teknik öncelikle lafzı ile metni okumak ve anlamak.

Anayasa siyasete giydirilmiş bir hukuk korsesidir, dolayısıyla anayasayı her türlü siyasi hesap ve plandan bağımsız olarak sadece hukuki anlamıyla yorumlamak,  her konuda bir fikri olan kullanışlı malumatfuruşlar ve siyasetçilerden çok tarafsız ve objektif bakabilen anayasa hukukçularının işi olmalıdır.

Siyaset, Aytun Bey gibilerin çabaları ile önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'ı tekrar cumhurbaşkanı seçtirmeyecekse bu demokrasinin bir zaferi olur ve milletçe kutlarız.

Ancak Recep Tayyip Erdoğan'ın tekrar seçilip seçilememesi ayrı bir konudur,  tekrar seçimlere girmesinin hukuken mümkün olup olmadığı ayrı bir konudur.

Siyasetçi,  soruları cevaplandırırken anlam nüanslarını kavrayıp ona göre cevap verecek bir asgari zeka kıvraklığına sahip olmalıdır.

Siz tekrar seçilmesinin hukuken mümkün olup olmadığını sordunuz ve ben de gönderdiğim görüş yazısında neyi neden söylediğimi açıkladım.

Ancak hoşgörüme sığınarak görüşümü kesip biçerek veren siz, Aytun Bey'in adımı hedef alan ve hiç zeka içermeyen ironisini çok cömertçe kullanmışsınız.

Cemil Çiçek'in daveti ile katıldığımız TBMM'ndeki toplantıda 24 anayasa hukukçusu içinde;

- Yeni bir anayasa yapamazsınız, askeri darbelerle sicili kirli Türkiye demokrasisini bir de sivil darbe ile kirletemezsiniz,

- Bu meclisin yetkisi anayasayı ruhu ve felsefesi ile tümüyle değiştirmek olamaz,

- Bu yetki gaspıdır diyen tek anayasa hukukçusuyum. Metin yayınlanmıştır, hepsi hayatta olan toplantıya katılan tüm anayasa hukukçuları buna şahittir.

Aytun beyin asgari akıldan yoksun değerlendirmelerini kendisine iade ediyorum ve tekrarlıyorum:

Hukuki işlem veya eylem yürürlükteki hukuka dayanmak zorundadır.  

RTE 2017 sonrası ikinci kez seçildi, ama yeni düzenlemeye göre ilk kez seçildi, madde 5+5'in yeniden uygulanmasına izin verir içeriktedir.

Aytun Beyin maddeden ne anladığı değil,  maddenin içerdiği yalın anlam önemlidir.  Anayasa maddeleri siyasi tartışma konusu yapılabilir, siyasetçiye de konuşmak için malzeme lazım. Ama bu konuda son sözü söyleyecek olan da anayasa hükümlerinin yorumunu münhasıran ve müstakilen yapmakla yetkili Anayasa mahkemesidir.

2017 değişikliği ile partili cumhurbaşkanına,   ikinci görev döneminde meclisin erken seçim kararı alması halinde üçüncü kez seçime katılma hakkı verilmiştir.   

Siyasetçiler sözüne ve düşüncesine itibar edilen saygın kişiler olmak istiyorlarsa polemiğe sığınmaktan vazgeçsin, analitik düşünme becerileri geliştirsinler.

Türkiye'yi bir parti devletine dönüştürerek, AKP genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 2033'e kadar iktidarda tutmak için bir bir anayasa gömleği dikilmiştir.

Şimdiye kadar bunu açıkladık,  sorduğunuz sorunun cevabı budur.

Peki, neyi tartıştırıyorsunuz: Bu mümkün müdür? 

Kağıt üzerinde,  mümkündür ancak zor oyunu bozar.

Bu zor, demokrasidir,  cumhurbaşkanı olamazsın diyerek tahrik ettikleri ve adeta cumhurbaşkanlığı koltuğuna ittikleri Recep Tayyip Beyi, şimdi de tekrar seçilemezsin diye tahrik ederek ne yapmak istiyorlar?

Bekleyelim görelim.

Sonuçta Sayın Uğuroğlu siz de konuya vakıf değilsiniz ve objektif kalamıyorsunuz ve gönlünüzün istediği sonucu size sunacak kalemler arıyorsunuz. 

Ben bir hukukçuyum,  namuslu bir bilim insanıyım.

Bu anayasanın Türkiye'nin tapusunu Recep Tayyip üzerine yapan bir anayasa olduğunu ve Türk milletini çok ağlatacağını ama mevcut siyasi tabloda yer tutan bütün aktörlerin el ve işbirliği içinde kendileri için belirlenen rotada yürüdüğünü, hiçbirinin Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekasını dert etmediğini düşünüyorum.

Her biri iç siyaset hokkabazlığına soyunmuş.

Türkiye yanıyor umurlarında değil.  Beyefendi , "Meltem Hanım gibiler" demiş ya, siz de deyin ona onun gibilerle fikri platformda zaman harcamam. Kendini geliştirsin.  Selam söyleyin."