Bu tür eften püften(!) konuları sık sık yinelemeyi pek sevmem ama gündem yoğun, konu çok, okur bıkkın olduğundan bugün manşetlere baktım, köşe yazarlarını gözden geçirdim, biraz kısa(!), biraz güncel bir yazı yazmaya çalıştım. Okuyunca bana hak vereceksiniz!

Bazı gazetelere bakın, ekranlarda saatlerce süren politik tartışmaları hatırlayın ve düşünün. Maksat ne? Bitip tükenmeyen bu cansiperane savunmak niye? İkbal yollarına taş döşemek için mi? Halkın gerçek gündemini unutturmak için mi?

Ülke insanına her gün, her dakika uygulanan “bizden olan- olmayan, bizi alkışlayan ya da kınayan” ayrımcılığını durup oturup kaşıyanların gündemde kalması için mi?

Kuru yemiş, löp et, şıra, lüks araba sevdası, anlamsız yatırımlar şampiyonu belediyelerin, tanesi 26 bin liraya aldıkları ithal ağaçları depolarda çürüten Ankara Belediyesi’nin plastik zürafalardan sonra gün yüzüne çıkan akıl almaz israflarını unutturmak için mi?

Eş, dost, yaren, ahbap, damat, gelin okul arkadaşı, dünür kontenjanından işe alınanların, bankamatik memurların, belediyelerin yolunu bilmeyenlerin varlığını ve çokluğunu gözden uzak tutmak için mi?

Son zamanlarda basına yansıyan cinayet çeşitliliği ve vahşetin daha çok nerelerde görülüp, neden arttığını dikkatlerden kaçırmak için mi?

İnancı, yaşam biçimi, mesleki geçmişi, duruşu, çizgisi, demokrasi anlayışı, dünya görüşü, karakteri, eğitimi, ahlakı, görgü düzeyi belli olanların her yerde kendilerini belli etmelerine karşılık, bunlardan nasibini almayanlarla aralarında oluşan dağları, uçurumları görmezden gelmek için mi?

Kentin yağmalana yağmalana tükenmeyen rant potansiyeli kimilerinin iştahını açarken, kimilerini derinden üzmesinin “bizim için önemi yok!” demek için mi?
Ülkenin nasıl yönetildiği kimilerinde derin endişeler yaratırken, kimilerinde bana değmeyen yılan bin yaşasın dedirtip çıkarına baktırırken atı alan yıllardır Üsküdar’ı zaten geçiyor gerçeğine bir kez daha dikkat çekmek için mi?

Tahammül sınırlarını zorlayan harcama kalemleri ve uygulamalar kimilerini uykusuz bırakırken, kimilerinin de daha başka nerelerden, daha ne kadar kazanırım hesabını yapmak ve yollarını göstermek için mi?

Doğu Akdeniz’de suların ısınması, ABD ile olan ilişkiler, yenir yutulur olmayan mektuplar, yeni askerlik sisteminin yaratacağı eşitsizlik, ekonomik ve kültürel çöküş, eğitimde yaşananlar, adaletteki kayırmacılık “kaç kişinin umurunda ki” demek için mi?

Fikir ve düşünce özgürlüğünde son sıralara inişimiz, medyanın tek sesliliği, tarımda yaşananlar, artan intihar ve cinayetler, kamudaki araba saltanatı, eşit olmayan maaş artışlarının hiçbir önemi yok, bakın ve görün demek için mi?

Batıyla ilişkilerde karşımıza çıkan yapısal sorunlar, çatışan çıkarlar, farklılaşan öncelikler ve kullanılan dilin başımıza açtığı işleri unutturmak için mi?

İşsizlikte dünya ortalaması yüzde 5, bizde yüzde 15 iken, bu oran eğitimli gençlerde yüzde 30’a çıkarken, bütçe açığının 4 kat arttığı bir ülke de yaşadığımızı unutturmak için mi?

Yazı uzayıp giderken imdadıma yine Behiç Ak yetişerek noktayı koydu: Yaşlı adam küçük kıza soruyor! “Gelecekte ne olacaksın bakayım?” Küçük kızın yanıtı; “Sizin kuşaklar, geleceğe o kadar borçlanmış ki; olsa olsa borçlu olurum!”

Özetin özeti nedir derseniz? Gerçeğin acımasız yüzünün ayrıntılarını merak edenler; benzeri örnekler bulabilir, bakabilir, çoğaltabilir deriz…