İzmir'deki son Efes askeri tatbikatını izlemeye gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan Ege’deki adalar meselesiyle ilgili geçtiğimiz haftalarda el yükselten açıklamalarda bulundu. 

Aslında Erdoğan, Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlığı düzeyinde yükseltilen elin altını daha net ve kalın çizgilerle en yüksek düzeyde teyit etti demek daha doğru olur. 

YUNANİSTAN'IN TUTUMUNDAN SONRA OLACAĞI BUYDU!

Olacağı buydu! Çünkü Yunanistan öteden beri şımarık ve küstah biçimde statüsü belli olmayan ve istikşafi görüşme konusu olan 18 ada ve adacık ile bazı kayalıkları işgal ettiği, yerleşime açtığı, hatta karakol vb. kurduğu gibi; aynı zamanda uluslararası anlaşmalar ile askerden ve silahtan arındırılmışlık kaydı şartıyla kendisine bırakılan 12 Ada'yı da silah ve askerle donatıyor. 

ANKARA HAKLI ANCAK ZAMANLAMA MANİDAR 

Şimdi Cumhur İttifakı da -içerideki sıkıntısını giderme, oy erozyonu kaygısıyla milli bir mesele üzerinden örtme yaklaşımıyla- Yunanistan’ın beceriksizce ve fırsatçılığı yüzüne gözüne bulaştırmak suretiyle verdiği kozu fevkalade kullanıyor. 

20 yıldır kulağının üzerine yatan ve olanca aleyhe gelişmeye karşı kayıtsız kalan iktidar şimdi Yunanistan'a karşı silah ve askerle donatılan Ege adalarının egemenliğini tartışmaya açma kartını oynuyor. Zaten bu konuda BM'ye verilen bir mektup da söz konusu. Mektupta Yunanistan’ın adaları silahlandırmasının ve askeri statü verilmesinin önlenmesi isteniyor. Aksi halde Lozan'a göre de Yunanistan’ın bu adalar üzerindeki egemenliğinin tartışmaya açılabileceği ifade ediliyor.

YUNANİSTAN ÇIRAK ÇIKTI!

Bu noktada akla Kıbrıs geliyor. Kıbrıs, Lozan'da İngiltere'ye bırakılmış ancak sonra Yunanistan’ın ilhak girişimi üzerine Türkiye de içinde olmak üzere İngiltere-Türkiye-Yunanistan'ın üçlü garantörlük anlaşması yürürlüğe girmişti 1959'da. Bu da adalar meselesine ilişkin Türkiye’nin elini güçlendiren önemli bir referans. 

Yunanistan, Ege'deki dansta çırak çıktı diyebiliriz! Çünkü 1923 Lozan, 1936 Montrö ve 1947 Paris'ten bu yana uluslararası anlaşmalar çok açık. 

DENİZ KUVVETLERİ'NE KUMPAS DAVALARI NE ZAMAN AÇILMIŞTI?

Bu arada kumpas davaları sırasında Deniz Kuvvetleri'ne ve MİLGEM projesine vurulan FETÖ darbesiyle Yunanistan’ın şımarıklıklarının eş zamanlı olması da oldukça manidar. Kumpas davalarının hangi hükümetler döneminde yaşandığı da cümle alemin malumu. 

Lozan Barış Anlaşması'na göre, Lozan Barış Anlaşması'ndan önce İtalya egemenliğinde olan ve Yunanistan’a bırakılan Semadirek, Midilli, Sakız, Samos ve İkarya Yunanistan’a verilmiştir. Ancak Yunanistan bu adalarda sadece iç güvenlik gereği normal ölçülerde jandarma ve polis bulundurup eğitebilir. 

STATÜSÜ BELİRLENMEYEN ADALARIN İŞGALİ DE, DİĞER ADALARA ASKER VE SİLAH YIĞINAĞI DA HAKSIZ VE GERGİNLİK NEDENİ

Statüsü Türkiye’nin taraf olmadığı 1947 Paris Barış Anlaşması'na dayanan 12 Adalar'ın durumu ise daha farklıdır. Yunanistan bu adaları savunma amaçlı koruma hakkına sahiptir, ancak o kadar! Bu adalarda Türkiye’yi tehdit edecek kadar üs kuramaz; asker, silah, teçhizat bulunduramaz. Lozan Barış Anlaşması bu hükmü kayıt altına almıştır. Yine Lozan'daki bir maddede de Yunanistan'ın bu koşullara uyacağı taahhüt edilmiştir. Bu adaların askerden arındırılması ve o şekilde Yunanistan’ın egemenliğinde kalması hükmü çok açıktır. 

ABD DE EGE'DE SULARI ISITIYOR 

İşte Yunanistan’ın Ege'deki adaları Türkiye’ye tehdit oluşturacak nitelikte askerle ve silahla donatması, Girit'te ABD'ye güçlü bir üs vermesi gibi adımlar Ege Denizi'nin sularını ısıtmaktadır. ABD'nin ikisi de NATO üyesi olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki denge tutumunu bir kenara bırakarak Yunanistan'da Girit yanında Trakya kesiminde de güçlü bir üs kurması; birtakım yeni üs kurma girişimleri Ege Denizi'ndeki gerilimi daha da artırmaktadır. 

ATATÜRK-VENİZELOS BARIŞI SÜRDÜRÜLMELİ

Oysa Yunanistan ve Türkiye 1919 işgalinden sadece 15 yıl sonra Atatürk ve Venizelos ile güçlü bir barış kurmuştu. Kıbrıs'taki faşist Nikos Sampson darbesine ve Yunanistan’ın Kıbrıs'ı tümüyle ilhak girişimine kadar gelen bu barışa her iki devletin ve toplumun bugün yine ihtiyacı var. Yunanistan paranoyak Türk ve Türkiye düşmanlığı havasından sıyrılarak Ege'de gerginliği artıracak girişimlerine son vermeli; Türkiye ve Yunanistan İsmail Cem ve Y. Papandreu dönemindeki görüşmeleri de kaldığı yerden sürdürerek statüsü belirlenmemiş 18 ada ve adacık sorununu da çözmeye girişmelidir. Mevcut statüsü ile aidiyeti olan adaların ise statüsü aşındırılmamalıdır.

Türkiye ve Yunanistan için en iyi durum karşılıklı zeybek ve sirtaki oynamaktır. Kasap havası da olabilir. Yeter ki siyasetçiler iç politika hesaplarıyla ayranı kabartmasın. 

BM TEHLİKELİ TIRMANMAYI SEYRETMEMELİ

Güvenlik Konseyi ise Ege'deki barışı korumak adına uluslararası anlaşmaların gereğini yapmakla yükümlüdür. BMGK daimi üyesi ABD'nin NATO çerçevesindeymiş gibi adalarda üs kurması ve aşırı silahlanma yoluna gitmesi ve ikisi de NATO üyesi olan Yunanistan ve Türkiye arasındaki hassas dengeleri, aynı zamanda uluslararası anlaşmalar ile belirlenen statüyü çiğnemesi asla kabul edilemeyecek pervasız bir adımdır.