Bakanlık Susarken Influencer Konuşuyor: Türkiye'nin Gıda Güvenliği Krizi
Tavuğunu deterjanla yıkayan influencera 4 milyon kişi inandı. Tarım ve Orman Bakanlığı o sırada ne yapıyordu? Fotoğraf çektirip denetim sayısı açıklıyordu. Türkiye'de gıda güvenliğini anlatması gereken devlet susuyor. Devlet susunca sahneyi sahtekarlar alıyor. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de.
Gıda Güvenliğini Anlatması Gereken Devlet Neden Susuyor?
Ortada nefis bir bilgi kirliliği var. Gıda politikalarımız da bu kirliliği çürütemeyecek kadar açık veriyor. Biz soframıza koyduğumuz gıdanın güvenli olup olmadığını sormaya hakkı olan yurttaşlarız. Ama ortada bu sorulara yanıt verecek bir kamu otoritesi görünmüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı kağıt üzerinde gıdanın kamu otoritesi. Ama bu otoritesini kaybedeli yıllar oldu. Bakanlık, yandaş reklam şirketlerine çektirdiği altmış saniyelik kamu spotlarıyla iş yaptığını sanıyor. Son beş yılda kamuoyuna yönelik tek bir gıda güvenliği bilgilendirme kampanyası düzenlenmedi. Tek bir yanlış bilgi düzeltilmedi. Tek bir gıda geri çağırma süreci şeffaf biçimde duyurulmadı.
Karşılaştırma yapayım. ABD'de FDA bir ürünü geri çağırdığında, o ürünün adı, markası, parti numarası ve sağlık riski kamuoyuna açıklanır. AB'de EFSA düzenli olarak gıda güvenliği raporları yayınlar ve bu raporlar herkesin erişimine açıktır. Türkiye'de ise bakanlık denetim sonuçlarını gizli tutmaya devam ediyor. Orada devlet yurttaşına hesap veriyor. Burada devlet yurttaşından habersiz çalışıyor.
Gıda Bilgisi İçin Influencerlara Güvenmeli miyiz?
Gıda içerikleri sosyal medyada patlıyor. Etkileşim çok yüksek, bilimsel doğruluk çok düşük. Tavuğunu deterjanla yıkayan var. Oyuncakçıdan aldığı mikroskopla yoğurt inceleyen var. Gıdanın içine ucuz ve benzer hammadde katmanın nasıl yapıldığını adım adım anlatan var. Hepsinin ortak noktası şu: hiçbirinin gıda bilimi eğitimi yok. Ama milyonlarca takipçileri var.
Bu sırada Tarım ve Orman Bakanlığı köşesine çekilmiş, seyrediyor. Bilimsel verinin bu ülkede henüz alıcısı yok. Sofranın gıda politikalarıyla bağını önemseyen yok. Sonuç ne mi? Halkın gıda bilimine güveni her gün biraz daha eriyor. Market rafındaki ürüne şüpheyle bakar hale geldik. Bu güvensizlik soframıza kadar uzanıyor.
Türkiye Bu Gıda Güvenliği Tablosuyla AB'ye Girebilir mi?
Avrupa Birliği'nin gıda güvenliği uyum süreci var: 12. Fasıl. Bu fasıl 2006'dan beri açık duruyor. Temel nedenlerinden biri gıda denetim altyapımızın AB standartlarını karşılamaması. Bir arpa boyu yol alamıyoruz. Ayrıca AB ülkeleri gıda tehlikelerini RASFF adlı hızlı uyarı sistemiyle anlık paylaşırken, AKP iktidarı bu verileri hepimizden saklıyor.
Mesele sadece AB üyeliği değil. O yalnızca bir ilerleme aracı. Asıl mesele şu: gıda güvenliğinde uluslararası standartları yakalayamayan bir ülke kendi halkını da koruyamaz.
Bu tabloyu değiştirecek olan biziz. Bakanlıktan bilgi talep edin. Gıda hakkınızın peşine düşün. Sosyal medyada gördüğünüz gıda bilgisinin kaynağını sorgulayın. Gıda hakkı, en temel insan haklarımızdan biri. Sessiz kaldıkça soframızı başkaları belirliyor.