Ekim ayında Netflix'te vizyona giren The Queen's Gambit, yayınlandığı ilk günden itibaren büyük ilgi gördü. Türkiye'de de eleştirmenlerden ve izleyenlerden tam not almayı başardı. Satranca olan ilgi çok ileri düzeyde değilken The Queen's Gambit dizisinin bu kadar beğenilmesi takdire şayan. Beğenilmesinde şüphesiz ki oyuncuların yetenekleri ve role girmedeki ustalıklarının payı büyük. Bunun yanı sıra, 7 bölüme yayılmış bir film tadında olan The Queen's Gambit, birdönem dizisi. Dolayısıyla kıyafetlerin ve mekan dekorasyonlarının ilgi çekici olmasının da izlenirliği arttırdığı söylenebilir.

Satranç sahneleri eski şampiyon Garry Kasparov ve dünyaca ünlü satranç eğitmeni Bruce Pandolfini‘nin danışmanlığında çekilen bu dizideki satranç hamleleri, satranç oynayanları da tatmin edecek şekilde gerçek oyunlardan alınmış. Hayatında hiç satranç oynamamış kişilerde bile yeni bir merak başlatabileceği söylenebilir. Ayrıca hayatınıza yeni satranç terimleri ve hamleleri katabilir. The Queen's Gambit, dilimize Kraliçe'nin Gambiti olarak çevrilse de, bir satranç terimi olan Queen, "vezir" anlamına geldiği için aslında doğru çevirisi "Vezir Gambiti". Gambit ise, satrançta avantaj kazanmak için bir oyuncunun bir veya birden fazla taşı feda etmesi anlamına gelen bir satranç terimi.

Bu mini dizide, Elizabeth Harmon'un 9 yaşında bodrum katında başlayan satranç aşkının, dünya satranç şampiyonluğuna kadar uzanmasını izliyoruz. Klasik ilerleyişten farklı olarak Harmon, yenilgisiz bir zaferin sahibi olmak yerine, yer yer beraberlikle yetiniyor, birkaç kez de kendinden daha usta bir isme yeniliyor. Ancak tüm rakiplerinin birleştiği ortak bir görüş var; Beth Harmon'un hepsinden çok daha zeki ve satrançta doğal bir yeteneğinin olması.

Psikolojik ve sosyolojik birçok öğe barındıran The Queen's Gambit, erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü 1950-60'lı yılların Amerikan toplumunda bir kadının kendini var etme hikâyesi olarak özetlenebilir. İnişli çıkışlı bu başarı öyküsünde 9 yaşında tek başına kalan bir kızın, erkeklerin dünyasında, erkeklerin oyununda onları acımasızca yenmesi konu ediliyor.

The Queen's Gambit konusu

Annesi, Beth ile ne yapacağını bilemeyip, her ikisini de öldürmek üzere büyük bir trafik kazası yaptığında, 9 yaşındaki küçük Beth yara almadan kurtulur ve bir yetimhaneye yerleştirilir. Babasını da hiç tanımamış olan Beth artık yalnızdır ve hayatta tek bir amacı vardır. O da satrançta en iyisi olmak. Toplumdaki kadın-erkek eşitsizliğini de ilk olarak satranç tahtası ilgisini çektiğinde ve nasıl oynandığını öğrenmek istediğinde fark eder; "kızlar satranç oynamaz" cevabıyla. Ancak Beth vazgeçmez ve artık evi olan yetimhanenin hademesinden satrancın inceliklerini öğrenmeye başlar. Beth'in yeteneğini ilk fark eden kişi de hademe Mr. Shaibel olur.

Yaşıtlarından farklı ilgi alanları olan Beth, yetimhanede verilen sakinleştirici haplara giderek bağımlı hale gelir. Lise çağına geldiğinde bir aile onu evlat edinir. Ancak Beth burada da bir baba figüründen uzak kalır. Başarı basamaklarını bir bir tırmanan Beth, üvey annesiyle birlikte ülke ülke gezerek satranç turnuvalarına katılmaya başlar. Bu turnuvalardan birinde Rus rakibi Borgov'dan ilk mağlubiyetini alan Beth, en ihtiyacı olduğu anda üvey annesinin ani ölümüyle sarsılır. Bu çifte kayıp Beth'i zaten küçüklüğünden beri var olan sakinleştirici hap bağımlılığının bir devamı olarak alkol bağımlılığına sürükler.

Beth Harmon içinde kopan fırtınalara boyun eğmez ve dünya şampiyonluğu için harekete geçer. Dizi boyunca her şeyi tek başına başarmayı tercih eden Harmon, yalnız olmadığını ve olmaması gerektiğini dünya şampiyonluğu için oynarken fark eder.

Dizinin final sahnesinde, sokakta yürürken satranç oynayan insanlar gören ve onlarla oyun masasına oturan Harmon'un mutluluğu iki şekilde yorumlanabilir. Birincisi, ona satrancı, yenmeyi ve yenilmeyi öğreten Mr. Shaibel'ı hatırlaması, ikincisi ise tek başına bir kadın olarak, kendi ülkesinden çok uzakta başka insanları satranca teşvik etmesi ve bir "satranç ailesi" yaratmış olması.

The Queen's Gambit fragmanı