AYM Başkanı Erdoğan'a seslendi: "AYM kararlarına uyulmamasının hiçbir yasal dayanağı yoktur"

Törende bulunan Erdoğan'a seslenerek bireysel başvuruyu anlatan AYM Başkanı Zühtü Arslan nihai yetkinin AYM'ye verildiğini kaydederek "AYM kararlarına uyulmamasının hiçbir yasal dayanağı yoktur" dedi ve ekledi: "Kararı beğenmeyebiliriz ama bir hukuk devletinde karara uyulması zorunluluktur."

Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) atanan yeni üye Yılmaz Akçil'in Andiçme Töreni bugün yüksek mahkemenin salonunda yapıldı. Törende tek konuşmayı yapan AYM Başkanı Zühtü Arslan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek bireysel başvurunun önemini anlattı ve AYM kararlarına uyulmasının zorunluluk olduğunu belirtti. Arslan, konuşmasında AYM'nin verdiği Enis Berberoğlu ve Can Atalay kararlarından alıntılar yaptı.

"CÜBBE GİYDİRECEĞİM SON ÜYEMİZ OLACAK"

Mart ayında görev süresi dolacak olan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, sözlerine “Bu törenin benim açımdan ayrı bir anlamı olduğunu belirtmek isterim. Sayın Akçil cübbesini giydireceğim son üyemiz olacak. Dolayısıyla, ettiğimiz yemine, giydiğimiz cübbeye ve yerine getirdiğimiz göreve dair görüşlerimi son kez sizlerle paylaşmaya çalışacağım” ifadeleriyle başladı.

Törende konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, son aylarda tartışılan bireysel başvuru konusunda açıklamalarda bulundu. Arslan, törene katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Bireysel başvuruda AYM, önüne getirilen Anayasa uyuşmazlığını Anayasa'nın hükümlerine göre yorumlayıp karar vermektedir. Tüm mahkemeler Anayasayı yorumlayabilmektedir. Temyiz mahkemeleri Anayasayı da yorumlamakla yükümlülerdir" dedi.

"AYM KARARLARINA UYULMAMASININ TEMELİ YOKTUR"

"Anayasa’yı yorumlamak konusunda nihai yetki Anayasa Mahkemesi’ne verilmiştir" diyen AYM Başkanı Arslan, "Temyizden geçerek kesinleşmiş yargı kararlarından sonra AYM’nin verdiği karardan veya yaptığı yorumdan sonra kararın beğenilmemesi ya da yorum farkı bulunduğu gerekesiyle uyulmamasının hiçbir anayasal ve yasal zemini, temeli yoktur" dedi.

Yüksek Mahkeme Başkanı "Elbette, AYM’nin kararını beğenmeyebiliriz ama bir hukuk devletinde beğenmesek de bu kararlara uyulması Anayasal zorunluktur" ifadelerini kullandı.

AYM Başkanı Erdoğan'a seslendi: "AYM kararlarına uyulmamasının hiçbir yasal dayanağı yoktur" - Resim : 3
Törende bulunan Erdoğan, AYM Başkanı Zühtü Arslan'ı böyle dinledi

HZ. SÜLEYMAN ÖRNEĞİ VERDİ HAKİM VE SAVCILARA SESLENDİ

Mart ayında görev süresi dolacak olan AYM Başkanı Zühtü Arslan, yargı mensuplarına mesajını da Hz. Süleyman ve Mevlana üzerinden verdi. Yargıya güvenin sarsılmaması gerektiğini vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:

“Hâkimlik görevine başlarken giyilen cübbe adaleti ve onun omuzlara yüklediği ağır sorumluluğu temsil etmektedir. İnsanlar o cübbenin önünde adaletin tecelli edeceğine, haksızlığın giderileceğine ve uyuşmazlıkların kavgasız bir şekilde çözüme kavuşturulacağına inanırlar. Tam da bu nedenle büyük düşünür Mevlâna, hâkimin toplum için bir ‘rahmet’ ve ‘adalet denizinden bir damla’ olduğunu söylemiştir.

Giydiğimiz cübbelerin anlam ve önemini çok iyi anlatan meşhur bir kıssa vardır. Yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen çağırtır ve yargılamaya başlar. Derviş kendini şöyle savunur: ‘Efendim, kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, teslim olacağını düşünüp üzerine atladım, bu esnada kanadı kırıldı.’

Müşteki kuş bu sözlere hemen itiraz eder ve şöyle der: ‘Avcı olsa hemen kaçardım. Onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez diye düşündüm.’

Hz. Süleyman bu sözleri haklı bulmuş ve ceza olarak dervişin kolunun kırılmasına hükmetmiş. Ancak yaralı kuş bu karara da itiraz etmiş ve demiş ki: ‘Efendim, kolunu kırarsanız iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi üzerindeki derviş hırkasını çıkarın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.’

Yargı mensupları olarak bu kıssadan çıkaracağımız hisse bellidir. Üzerimizdeki cübbeler, toplumun adalete güveninin sembolüdür. Bu güveni sarsacak, aşındıracak davranışlardan kaçınmak da göreve başlarken yaptığımız yeminlere sadakatin, ahde vefanın gereğidir.”

NE OLMUŞTU?

Gezi davasından tutuklu bulunan Can Atalay, 14 Mayıs Seçimleri’nde TİP Hatay Milletvekili seçildi. Atalay’a mazbatası teslim edilmesine rağmen, yaptığı tahliye başvurusu reddedildi.

Atalay’ın avukatları Anayasa Mahkemesi’ne hak ihlali başvurusunda bulundu. Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu görüşmesine birkaç gün kala, Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi davasında verilen hapis cezalarını onayladı.

Anayasa Mahkemesi, 25 Ekim 2023 tarihinde Atalay'ın "seçilme ve siyasi faaliyette bulunma" ve "kişi hürriyeti ve güvenliği" haklarının ihlal edildiğini belirterek gerekli işlemlerin yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesi olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesinin kendisine gönderdiği kararı değerlendirmesi için Yargıtay 3. Ceza Dairesi'ne dosyayı iletti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 8 Kasım 2023 tarihinde, Can Atalay hakkında kesinleşmiş hüküm verdiğini ve kararın TBMM Genel Kurulunda okunmamasına rağmen Can Atalay'ın milletvekilliğinin kesin olarak düşürüldüğünü ve bu yüzden Anayasa Mahkemesinin kesinleşmiş bir hükümden dolayı inceleme yaparak yetkisini aştığını belirterek, Anayasa Mahkemesinin kararına uymama talimatı verdi.

Ayrıca Anayasa'yı ihlal ettikleri gerekçesiyle Can Atalay'ın davasında görüş bildiren 14 üye arasından kabul oyu kullanan 9 Anayasa Mahkemesi üyesi hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak Can Atalay'ın vekilliğin düşürülmesi işlemlerine başlanmasına dair kararını TBMM Başkanlığına iletti.

21 Aralık 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi, Can Atalay hakkında ikinci kez hak ihlali kararı verdi.

27 Aralık 2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından Can Atalay’ın "bireysel başvuru hakkının" ihlal edildiğine oy birliğiyle; "seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı" ve "kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının" ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verildi.

Gerekçeli kararda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmesiyle kendisine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen yeniden yargılama görevini kullanmadığı belirtildi. Yargıtay. 3 Ceza Dairesinin önceki Can Atalay başvurusunda olumlu oy kullanan Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasayı ihlal ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmasına, kanunen kendisine tanınan bir yetki olmadığından Yargıtay 3. Ceza Dairesinin yetkisini aştığına yer verildi.

Ayrıca kamu gücünü kullanan organların eylemlerinin Anayasaya uygunluğunun sadece Anayasa Mahkemesi tarafından yapılabileceği belirtildi. Yargıtay. 3 Ceza Dairesinin almış olduğu "Anayasa Mahkemesinin kararına uymama" şeklinde bir kararın Türk hukuk sisteminde bulunmadığını belirtti. Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek yargı organlarının daha önce defalarca kararlarında Anayasa Mahkemesi kararlarına uyduğuna yer verildi. Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen kişilerin özgür bırakılmaması ve tutulmalarına devam edilmesinin keyfiyete sebep veren bir durum olduğu belirtildi. Anayasa Mahkemesi kararlarının idari, yasama ve yargı organlarını kesin olarak bağladığını, hiçbir merci tarafından Anayasaya ve kanunlara uygunluğunun sorgulanamayacağını, yargı ve diğer kamu gücünü kullanan organların Anayasa Mahkemesi kararlarını yerine getirmekle sorumlu olduğu belirtildi. Aksi takdirde bir hukuk devletinde anayasal hükümlere uymamanın ilgilileri açısından cezai, idari ve hukuki sorumlulukları olduğuna yer verildi.

27 Aralık 2023 günü akşam saatlerinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı yeniden yargılaması için Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderdi.

3 Ocak 2024 tarihinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesinin Can Atalay hakkındaki ikinci hak ihlali kararının hukuki değerinin olmadığını belirtti ve Anayasanın 153. maddesi kapsamında uygulanabilecek bir karar olmadığından Anayasa Mahkemesinin kararına uyulmamasına karar verdi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, kararda Anayasa Mahkemesinin jüristokrasik bir davranış sergilediğini belirtti.

Sürecin başından bu yana Yargıtay’ın tavrına en büyük destek MHP ve bazı AKP’li siyasetçilerden geldi. Yargı camiasında Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nde kararı veren hakimlerin MHP’ye yakın olduğu iddiası dillendirildi.

30 Ocak 2024 tarihinde Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik Yargıtay kararı AKP’li Bekir Bozdağ’ın Meclis’i yönettiği anlarda TBMM Genel Kurulunda okundu ve böylece vekilliği düşürüldü.

CAN ATALAY KİMDİR?

Avukat Can Atalay, genel anlamda 'kimsesizlerin avukatı' olarak biliniyor. Öğrenciliği ve meslek yaşamının ilk yıllarından bu yana sosyalist kimliğiyle öne çıktı. Emek mücadelesine hukukçu kimliğiyle destek verdi, Emek Sineması'nın yıkılmaması için yürütülen kampanyanın örgütleyicilerindendi.

Somada hayatını kaybeden madencilerin, Hendek’teki patlamada yaşamını yitirenlerin, Çorlu'daki tren kazasında vefat edenlerin, tarikat yurdunda yanan çocukların yakınlarının yanında hep o vardı.

Mimarlar Odası'nın avukatlığını da üstlenen Atalay, Gezi Parkı'na alışveriş merkezi (AVM) yapılması girişimine karşı kurulan Taksim Dayanışması'nın savunmasında da vardı.

Atalay, Gezi eylemlerinde de öne çıkan isimlerden biri oldu ve hukuk tarihine bir skandal olarak adını yazıdan davada, 18 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yargılama sürecinde direnişi savundu, ısrarla esas suçun Gezi'de şiddet uygulayan güvenlik güçleri ve onlara emirleri veren yöneticiler tarafından işlendiğini söyledi.

Başta bugüne dek destek olduğu mağdurlar olmak üzere kamuoyunda Atalay için 'adalet' sesleri yükselirken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından Şubat 2023'teki depremlerde yıkılan Hatay'dan milletvekili adayı olarak gösterildi ve kazandı. Ancak Meclis'e hiç gitmedi.

Atalay'ın maruz kaldığı süreç, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) iki kere hak ihlali kararı vermesi, ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin daha önce benzeri görülmemiş bir biçimde dosyayı Yargıtay 3. Dairesi'ne göndermesiyle hukuk krizine döndü. Daire, AYM kararının tanımadı.

Ve 30 Ocak 2024'te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın başkanlığında toplanan Genel Kurul'da hakkında kesinleşmiş hapis cezasının okunmasıyla milletvekilliği düşürüldü.

Kaynak: Gerçek Gündem

Etiketler
Recep Tayyip Erdoğan Anayasa Mahkemesi (AYM) Zühtü Arslan