Erdoğan'dan mazbata sorusuna yanıt: Sineye çektik

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde gençlerle iftar programında buluşurken gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'dan mazbata sorusuna yanıt: Sineye çektik

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde gençlerle iftar programında buluştu.

Bir öğrencinin, “İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararıyla birlikte birtakım demokrasi eleştirileri gelmeye başladı. Geçmişte siz de haksızlığa uğramıştınız. Benzerlikler var mı?” diye sorusuna, Erdoğan, “Alakası yok” dedi.

Erdoğan, soruya şu şekilde bir yanıt verdi:

“Benim yaşadığımla uzaktan yakından alakası yok. Tercihli sistem vardı. Milletvekili olduğum halde milletvekilliğini kendi partimden olan kişi itiraz ederek YSK vasıtasıyla benden milletvekilliğini aldı. Kimdi? Benim ilçe başkanımdı. Ben o zaman il başkanıydım. Bizde olanda hayır vardır dedik. Sineye çektik. 1994’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı geldi. Oradaki olayla bunun arasında dağlar kadar fark var. Farklı siyasi parti ve görüşte olanlar itirazını yapıyor. En doğal hakkımız itiraz. Bunu yasalar veriyor size. Belçika’da aynı şey yapılıyor, orada yapıldığında kabul görüyor, seçimin yenilenmesine karar veriliyor. Avusturya’da seçimin yenilenmesine karar verililiyor. Amerika’da Trump, Bayan Clinton’dan 3 milyon az oy aldığı halde seçim kazanıyor. Niye, seçim sistemi onu getiriyor. Bakıyorsunuz YSK mensuplarına çete diyor. Anayasamızın 138. maddesinde bırakın çete demeyi ima dahi edemezsiniz diyor. Maalesef YSK’nın mensupları bunlara karşı dava açmadılar. Bana göre açmaları lazım. Bir yargı mensubuna hakaret edemezsin. Bundan sonraki süreci nasıl götürecekler. Bu kabadayılık yapılacak yer değil. Sandık orada, gidilir, en büyük hakem millettir. Millet ne derse doğru olan odur.”

NE OLMUŞTU

20 Ekim 1991’de Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan milletvekili adayı olmuştu. Erdoğan, İstanbul 6. Bölge’den seçime girmişti. Erdoğan, oyların %20’sini alıp milletvekili olma şansını yakalamıştı. Hatta mazbatısını dahi almıştı. Ancak partisinden ikinci sırada yer alanve hemşerisi olan Mustafa Baş’ın itirazı üzerine oylar yeniden sayıldı. Baş, “Benim oyum Recep Tayyip Erdoğan’dan daha fazla, sayılmasını istiyorum” demişti. Oyların yeniden sayımı, sonucu değiştirirken, Erdoğan’ın mazbatası da iptal edilmişti ve kendisi yerine Mustafa Baş parlamentoya girmişti.

“ŞU SEÇİMİ BİR ATLATALIM…”

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Her şeyden önce bu son dönemde, hele hele son seçim öncesinde dikkat ederseniz Batı, ülkemize kur faiz enflasyon gibi saldırılarda bulunmaya çaıştı. Enflasyon yavaş yavaş inişe geçmiş vaziyette. Kur şu anda sendeliyor. Beklentileri tabii, çok yüksekte. Ama beklentilerini bulamadılar. Şu seçimi bir atlatalım, atlattıktan sonra bunların bütün oyununu bozarız.

Biz şu anda 23 Haizran’da bir belediye seçimine gidiyoruz. Bu bir cumhuriyet, kabine, başkanlık seçimi değil; ama batı, dünya bunu nasıl nitelemeye kalkıyor? Sanki bu ülkede bir başkanlık seçimi var. Erdoğan gidecek, yerine başka birisi gelecek. Erdoğan yine yerinde, AK Parti yine yerinde, kabine yerinde.

Benim Milli Eğitim Bakanım çıkıp yeni eğitim modeline ilişkin bir açıklama yaptı. 2020’de, 20121’e nereye geleceğiz? Şimdi bu bir ufuktur. Eğer böyle kısa sürede, geldim gidiyorum gibi durumlarda bunları böyle söylerler mi? Söylemezler.

Biz 2023′ kadar Türkiye’de neler yapacağımızı konuşuyoruz. Öğretmenlerle ilgili neler olacak, hastanelerde neler yaptık neler yapıyoruz neler yapacağız? Bunları konuşuyoruz. Siz bunları ancak önünüzde bir bariyer varsa konuşursunuz. Biz bunları böyle konuşuyoruz. Önümüz açık.

23 Haziran’da yenilenme seçimini yapacağız. Bu seçim sonucunda inşallah, özellikle temenni ediyorum; benim halım benim vatandaşım daha güzel bir neticenin olması için oylar yerini bulacak diyecek ve çok ilginç şeyler oldu.

Temennim sürekli değişen değil; oturmuş, yerli ve milli bir eğitim-öğretim sistemine kavuşmak. Ders adetlerinde de sınıflar yükseldikçe azalan, az derste çok şey veren, öğrenci mezun olduğunda o işi hazmetmiş öğrenciler olarak yetiştirmek.

Benim yaşadığım olay ile bu seçimde yaşanan olay arasında dağlar kadar fark var. Farklı siyasi parti ya da farklı siyasi görüşte olanlar kalkıyor, bizim en doğa hakkımız itiraz. Bunu yasalar veriyor bizeç Belçika’da aynı şey yapılıyor. Belçika’da yapıldığında kabul görülüp seçimin yenilenmesine karar veriliyor. Herhangi bir şey yok.

Bunlar gibi kavga etmiyorlar. Bunlar işi öyle bir yere götürdüler ki, anayasanın 138’inci maddesine göre böyle bir şeyi ima bile edemezsiniz. Bir tazminat davası açıldı mı bilmiyorum ama açmaları lazım. Bir yargı mensubuna sen bu şekilde hakaret edemezsin.

Kendine çok güveniyorsan sandık orada. Millet ne derse odur. 1963’te şaibe yenilenme kararına neden oluyor. Şimdi korkuyorsun kaçıyorsun. Bu seçimde durum çok farklı şaibeli belgeler var. Buna göre de YSK kararını verdi.

İnternet ağının genişletilmesiyle ilgili çalışmalar yapılıyor. Bu konuda İstanbul’da Binali Bey bu işin en önemli çözümüdür. Tabii, Ulaştırma Bakanımızı da ilgilendiren bir konu. Binali Bey’in de bu konuda önemli katkısının olacağı bir alandır. İnşallah seçimlerden sonra bunlar çok büyük hız kazanacaktır.

Gaziosmapaşa’daki sorunla ilgili Çevre Şehircilik Bakanımız Murat Bey’i görevlendirik. Çalışmalar yapılıyor. İnşallah en kısa zamanda çözüme kavuşturulacak.

Sanatçı, sanatyla konuşmalı. Sanatçı, sanatıyla siyaset yapmalı. Yoksa sanatçı, sanatını veya bulduğu o muhabbeti, sevgiyi kalkar da bir karşı siyasi anlayışa tavır koyarak genelleştirirse bu ülkede birliğe beraberliğe katkıda bulunmaz. O zaman bu ülkedeki sıkıntıların kaynağı olur. Bu sıkıntıları başkanlığımda bizim kabinemiz giderdi. Kendileriyle külliyede toplantı yaptık. Ardından bunu görünce ciddi manada ben de üzüldüm.

Daha 3-4 gün önce orada bir tanesi çıkıp bu sloganı atıyor. Bu slogandan sonra salonun hepsi, Haliç Kongre Merkezi’nin temelini atan benim. Eskiden o bina hayvanların kesildiği bir mezbaydı. Burada, Kültür Bakanım ile Binali Bey orada PAzar günü operet ile ilgili olarak o eseri izlemeye geliyorlar. Ve malesef bu slogan atılmaya başlanıyor. Bu slogan atılmaya başlandığında bile Binali Bey dönüp sadece onları alkışlıyor.

Kucaklayan Binali Bey, kucaklanmaya muhtaç olduklarını söyleyenler ise orada bu toplumun gerilmesine neden olanlar. Fakat onlar öyle yapsalar da biz yine bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Benim İstanbullu kardeşlerim bu kardeşlerini 94’ten beri tanır. Biz zaten tanınan bilinen insanlarız. Marifet, iltifata tabir. Sonu iyi olacak diyorum ben yine de.

Biz S-400 konusunu bitirdik. Geri adım atmak gibi bir şey söz konusu değil. Daha erkene alabiliriz teslim tarihini. S-400 bir savunma sistemidir. Taaruz sistemi değildir. Size herhangi bir taaruz varsa S-400 hemen devreye girer sizi savunmaya alır. Bu noktada ödeme planları itibariyle Rusya Federasyonu bunu bize çok uygun şartlarda vermiştir. S-400’den sonra S-500 de söz konusu olacak. Biz bunu yaparken ABD diyor ki “Bu sizin bizden F-35 uçaklarına uyumlu değil.” Biz bunun teknik çalışmalarını yaptık, öyle bir şey yok. Konuyla ilgili zaten NATO Genele Sekreteri, “Bununla ilgili biz ortaklarımızın veya üyelerimizin herhangi bir silahı alırken hangi silahı alıp almaacağı konusunda bir telkinimiz olmaz.” E biz zaten neyi alırsak isabetli olur neyi alırsak isabetli olmaz, bunu düşünecek tecrübemiz var.

Muhalefet samimi olmaz, art niyetli olursa ülkeye kan kaybettirir.

Dünya beşte büyüktür. Benim tezim bu. Uluslararası toplantılarda kimse bunu kabullenmiyor. İddiamızın arkasında dursak, iddiamızı tam anlamıyla hep birlikte savunsak dünya bu kadar zulme rıza göstermez.

Suriye’de olanlar, yüzlerce binlerce kişi ölüyor. Şu anda 3 milyon 600 binSuriyeli bizde duruyor. Ana muhalefetin başındaki bir zat ben bunları kovarım diyor. Aynı şey bizim başımıza gelse, biz bombalansak herkes bize kapısını kapasa halimiz nice olur? Keyfine gelmemiş ki bu insanlar buraya. Biz hayvan haklarını konuşurken insan haklarını niye konuşmuyoruz? İnsan Hakları Beyannamesi var düyada. Acaba dünyada kaç ülke bu beyannameye saygı duyuyor?

Dürüst değiller dürüst. Bu Avrupa Birliği, bu Batı dürüst değil. Bu millet başka. Ben diyor Arap harflerini burada görmeyecek. Bu terbiyesizlik ya. Senin görmek istemediğin Arap harfleri, şu anda Birleşmiş Milletler’de konuşma dili olarak kullanılıyor. Ama bizim dilimiz konuşulmuyor. Arapça, uluslarası literatürde yerini almış durumda. Sen o tabeladan o harfleri kaldırtsan ne olur, kaldırtmasan ne olur? Önemli olan insanlık. Biz yaradılanı yaradandan ötürü seveceğiz.

Etiketler
Cumhurbaşkanlığı Recep Tayyip Erdoğan Dolmabahçe