Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan, CHP'de yeniden belediye başkan adayı gösterilmeyen, daha sonra CHP'den istifa ederek DSP'ye geçen belediye başkanlarını eleştirdi.

Emin Çölaşan'ın "CHP’nin yedek parça deposu DSP" başlıklı köşe yazısı şöyle:

Sevgili okurlarım, Türk siyasetinde çok ilginç gelişmeler oluyor. Özellikle CHP kesiminden çok sayıda aday adayı, yeniden aday gösterilmeyince tepki gösteriyor ve DSP'ye geçiyor.

Niçin?
Bunun tek nedeni var:

“Madem CHP beni aday göstermedi, ben de gidip DSP'den aday olurum!”
Herhangi bir aday adayı istediği partiye geçme özgürlüğüne elbette sahiptir.
Ancak bunun seçim kapıya dayanmışken, adaylığı kabul edilmeyince yapılması biraz ayıptır.

Evet, tek neden budur.

★★★

Bunlar arasında çok değerli, başarılı başkanlar olduğu kesin.
Bazıları uzun yıllar belediye başkanlığı yaptılar. İsimleri herhangi bir hırsızlığa, yolsuzluğa, kirli olaya karışmadı.

Ama yeniden aday gösterilmeyince küstüler.
Haklı olabilirler. Küsmelerini eleştirmiyorum.
Hangi nedenle aday gösterilmediklerini de bilemiyorum zira CHP'nin işleyişini ve iç işlerini iyi bilen bir gazeteci değilim.

O illerde ve ilçelerde neler olduğunu, seçmen eğiliminin genelde nasıl olduğunu, hangi adayı isteyip istemediğini de doğrusu bilemiyorum. (Ne biçim gazeteciyim ben!)

Sizlere tavsiyem, çok şey bildiğini zannedenlere, ya da bunu iddia edenlere de çok fazla güvenmeyin!

★★★

Aday gösterilmeyen bazı isimlerde CHP yönetimi kendine göre haklı olabilir.
Bu öyle bir iş ki irili ufaklı yüzlerce belediyeye aday seçiyorsunuz.
Bu açıdan bakıldığında AKP ve MHP'de işin hiçbir sıkıntısı yok.

O iki partide adaylar emir komuta zinciri, tepeden gelen emir doğrultusunda seçildiği için sorun çıkmıyor.

En tepedeki isim olan genel başkanlar, ya da onların yakın çevresi “Şunu aday gösterin, bunu göstermeyin” dediği anda iş bitiyor. İtiraz etmek, su koyvermek, çatlak ses çıkarmak kimsenin haddine değil!

★★★

Evet, ses sadece CHP'li aday adaylarından çıkıyor!
Sadece ses değil, açık seçik gümbürtü çıkıyor.

Haklı veya haksız, doğru ya da yanlış, aday gösterilmeyen partililerin neredeyse tamamı şimdi DSP'den aday olma hazırlığında.
Ama oyları bölecekler…

Dolayısıyla, doğrudan ya da dolaylı olarak AKP-MHP koalisyonuna hizmet vermiş olacaklar.

Bazıları iddialı görünüyor, seçimi kazanabilirler. Ona hiçbir itirazım yok.
Ama önemli bir bölümü, AKP-MHP ikilisine çalışmış olacak.

★★★

Şimdi DSP'nin durumuna kısaca bir göz atalım…
Saygın bir parti, hiçbir itirazım yok…

Ancak rahmetli Bülent Ecevit'ten sonra siyaset sahnesinden çekildi, siyasette en ufak ağırlığı bile kalmayan bir parti kimliği ile giderek küçüldü, neredeyse yok olma aşamasına geldi.

Şimdi ise CHP'den aday gösterilmeyenlerin bir numaralı tercihi…
CHP'nin yedek parça deposuna dönüşmek üzere!

Yanlış anlaşılmasın… Bunları söylerken DSP'den çok CHP'de reddedilip kapağı DSP'ye atmayı planlayan ve bunu açık açık söyleyenleri kastediyorum.
Demek ki beklentileri sadece kişisel imiş.
İlkeler falan pek yokmuş!

Koltuk varsa CHP, yoksa DSP!
Seçim yaklaştıkça, tablo önümüze daha net bir biçimde çıktıkça, sanırım bu konuyu daha ayrıntılı irdelemek gerekecek.