Mersin'deki saldırıda soru işaretleri: "Soylu'nun olası bir görevden alınma halinde ABD'yi hedefe koyması manidar"

Mersin'deki terör saldırısının ardından ortaya çıkan soru işaretlerini Tolga Şardan gündeme getirdi. Şardan, Bakan Soylu'nun açıklamalarını da değerlendirdiği yazısında "Soylu'nun olası bir görevden alınma halinde ABD'yi hedefe koyması manidar" dedi.

Mersin'deki saldırıda soru işaretleri: "Soylu'nun olası bir görevden alınma halinde ABD'yi hedefe koyması manidar"

Mersin Tece’de Polisevi’ne yapılan terör örgütü PKK’nın yaptığı saldırı tartışılmaya devam ediliyor.

T24 yazarı Tolga Şardan, “Mersin'deki terör saldırısından kalan soru işaretleri” başlıklı yazısında, saldırıya ve sonrasında yaşanan siyasi açıklamalara ilişkin soru işaretlerini gündeme taşıdı.

Şardan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamaların siyasi krize neden olduğunu belirtti.

Tolga Şardan, “Eğer teröristlerin amacı, ülkede ses getirici silahlı ve bombalı saldırı ise neden Forum AVM yerine 15 kilometre uzaktaki bir hedefe yöneldi? Eğer polis birimi hedef alınacaksa Forum AVM'nin hemen karşısındaki Polis Merkezi varken eylem noktası olarak Mersin Polisevi seçildi?” sorusunu da kaydetti.

“İKTİDARI ZOR DURUMDA BIRAKTI”

İçişleri Bakanı Soylu’nun saldırının hemen ardından olay yerine gittiğini ve yaptığı açıklamalarla CHP’yi suçladığını belirten Tolga Şardan, şunları kaydetti:

“Soylu'nun, CHP'ye yönelik suçlamalarda bulunurken yaptığı açıklamalar ve ilk açıklamalarında verdiği ismin doğru çıkmaması kuşkusuz iktidarı zor durumda bıraktı.

Soylu'nun açıkladığı eylemcinin parmak izinin olay yerindeki cesetlerin parmak izleriyle örtüşmediğinin ortaya çıkması, iktidarın CHP'ye yönelik ‘terör bağlantılı parti’ iddiasını da temelden çürüttü.”

“AÇIKLAMALARI SORU İŞARETLERİNİ DOĞURDU”

Mersin’de saldırının ardından başlatılan soruşturmada 6 kişinin tutuklandığını hatırlatan Şardan, “Şimdilik söz konusu şüphelilerin olayla bağlantılarının ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak şunu söylemem gerekir ki; gerek Soylu'nun hafta sonunda Giresun'da katıldığı parti toplantısındaki açıklamaları, gerekse kişisel olarak edindiğim bilgiler eylemle ilgili yeni soru işaretlerinin doğmasına neden oldu” dedi.

“ÇANTALARINDA UZAKTAN KUMANDALI PATLAYICI SİSTEM Mİ VARDI?”

“Bir diğer soru; eylemci kadınların canlı bomba olup olmadıkları” diyen Şardan, “Zira, bu coğrafyadaki terör eylemlerine bakıldığında canlı bomba eylemcilerinin çoğunlukla beraberinde tabanca veya uzun namlulu silah taşımadıkları görülür. Polisevine gelerek önce çatışan PKK'lı kadın eylemcilerin daha sonra kendilerini patlatmaları biraz garip. Burada dikkate değer bir nokta daha var ki; kadınlar kendilerini mi patlattı? Yoksa uzaktan kumandalı patlayıcı sistem mi vardı çantalarda? Bu sorunun yanıtı eylemci kadınların bağlantıları ve hedefleri konusunun aydınlatılması bakımından önemli” ifadelerini kullandı.

“CHP'Lİ BAŞARIR DA BU SÜREÇTEKİ HEDEF İSİMLERDEN BİRİ MİYDİ?”

Soylu’nun, eylemi yapanların, Suriye’den paramotorla 12-13 saatlik uçuş yaparak Tarsus’a geldiklerini söylemesi de konuşulmaya devam ediliyor. Tolga Şardan, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın konuyla ilgili açıklamalarını da aktardığı yazısında şunları kaydetti:

“Aynı zamanda doğup büyüdüğü yer olması nedeniyle Tarsus bölgesini iyi bilen CHP'li Ali Mahir Başarır, pazar akşamı katıldığı televizyon programında, Soylu'nun açıklamasına atıfta bulunarak Suriye'den Tarsus'a paramotorla ulaşmanın mümkün olmadığını öne sürdü.

Başarır, Tarsus bölgesinde parçaları bulunan ve teröristlere ait olduğu ifade edilen paramotorun en fazla 3 - 3.5 saat boyunca havada kalabildiğini uzmanlardan edindiği bilgi olduğunu belirtti. Başarır, paramotorun iniş yaptığı bölgedeki yerel insan yoğunluğu nedeniyle hava aracının görülmemesinin mümkün olamayacağını iddia etti.

Bu arada paramotorun bölgede o kadar yer varken CHP'li Başarır'ın köyüne yakın yere inmesi ve hava taşıtının burada bulunması umuyorum bir tesadüften ibarettir! Aksi takdirde ‘CHP'li Başarır da bu süreçteki hedef isimlerden biri miydi?’ sorunu akılara geliyor ister istemez.”

“FARKINA VARILAMAMASI DA BAŞKA BİR GARİPLİK”

Şardan, konuyla ilgili ayrıca “Soylu'nun açıklamalarını kabul ettiğimizde; çok da yüksekten uçamayan hava taşıtının Türkiye hava sahası içinde saatlerce yol kat etmesinin farkına varılamaması da olaydaki başka bir gariplik olarak karşımıza çıkıyor. Açıklamalar ve ortaya çıkan soru işaretlerinin, savcılık soruşturmasında yanıt bulacağını ummaktan başka şimdilik başka yapacak bir şey yok maalesef” ifadelerini kullandı.

“SİYASİ SKANDAL YAŞANMASINA NEDEN OLAN MERSİN EMNİYETİ'NİN DURUMU DA MERAK EDİLEN DİĞER BİR KONU”

Peki, eylemden sonra Dilşah Ercan ismi nasıl açıklandı? Şardan, eylemden sonra yaşananları ise şöyle aktardı:

“Polisevindeki eylemde kimliği bulunan ve eylemi gerçekleştirdiği bizzat İçişleri Bakanı'nca duyurulan Dilşah Ercan'ın görüntüleri dün PKK tarafından paylaşıldı.

Daha önce CHP'nin 2013'te hazırladığı tutuklu gazeteciler listesinde yer alan ve şimdi PKK içinde faaliyette bulunan Ercan, aynı zamanda Mersin'in Siteler bölgesinde yaşadı. Azadiye Welat gazetesinin Mersin muhabiri olan Ercan, 2008, 2009 ve 2010'da gözaltına alındı. Aslında Mersin Emniyeti'nce bilinen bir isim Ercan.

Olay yerinde bulunan kimlik üzerinden hareket ederek siyasi skandal yaşanmasına neden olan Mersin Emniyeti'nin durumu da merak edilen diğer bir konu.”

“SOYLU'NUN OLASI BİR GÖREVDEN ALINMA HALİNDE ABD'Yİ HEDEFE KOYMASI MANİDAR”

Süleyman Soylu, siyasi skandaldan sonra, saldırının arkasında ABD’nin olduğunu söylemişti. T24 yazarı Şardan, Soylu’nun bu çıkışının hükümetin diğer yetkilileri tarafından desteklenmediğini belirtti. Şardan, şu ifadeleri kullandı:

“Tüm yaşananlara karşın Soylu olayı ABD üzerinden değerlendirmeye devam ediyor. Aslına bakılırsa akıllıca bir siyasi manevra bu. Son haftalarda bakanlıktan alınacağı iddiaları gündemde tutulan Soylu'nun olası bir görevden alınma halinde ABD'yi hedefe koyması manidar.

Bu arada ABD'nin bu olayda parmağının bulunduğuna dair deliller varsa, diplomasi platformlarında her türlü tepkinin en üst perdeden seslendirilmesi gerekir. Ancak şu ana kadar sadece Soylu bu durumu seslendiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Milli Savunma Bakanı Akar ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'ndan henüz bir ses olmaması da dikkat çekici.”