'Ankara kulislerini iyi koklamasıyla' tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga'da yayımlanan yazısında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın AKP ve MHP'nin birlikte hareket ettiği Cumhur İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olabileceği iddiasını yorumladı. 

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin iktidar ortaklığındaki varlık nedeninin çoğu zaman sadece Süleyman Soylu'nun bakan olarak kalabilmesine ya da onun temsil ettiği anlayışa indirgendiğini dile getiren Bozkurt, işin aslının öyle olmadığını kaydetti:

"Bu tarif, en çok doğal olarak Soylu’nun hoşuna gidiyor. Ama mesele bu kadar basit değil. Bahçeli’nin bakanlar içinde en çok önemsediği isim Hulusi Akar’dır. Bu nedenle Soylu’ya sahip çıkacağı açıklamalara bir biçimde Akar’ı da dahil eder. Akar’ın ise MİT Başkanı Hakan Fidan ile birlikte, adının muhtelif açıklamalarda birlikte anıldığı Soylu’dan hoşlanmadığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Nedenini umarım bir ara biz de öğreniriz."

Gazeteci, bu sözlerin ardından 15 Temmuz 2016'da düzenlenen darbe girişimi sonrası siyaset sahnesinin perde arkasında yaşananları paylaştı:

'BAHÇELİ UZUN UZUN AKAR'A NEDEN FARKLI MUAMELE YAPTIĞINI ANLATMAYA ÇALIŞTI, AMA OLMADI'

"(...) Bahçeli her yıl sonunda geleneksel hale getirdiği kahvaltılarından birisini yapıyordu 2018 yılının aralık ayında. Orada bugüne kadar göreve gelen bütün genelkurmay başkanlarını ziyaret ederek kutladığını ancak Hulusi Akar’a farklı davranarak kutlamakla yetinmeyip hediyeler verdiğini anlattı ve hediyelerin fotoğrafını gösterdi. Bir Türk bayrağı, bir Kuranı Kerim ve altın kaplamalı bir tabanca. Bahçeli uzun uzun Akar’a neden farklı muamele yaptığını anlatmaya çalıştı ama olmadı. Bu simgesel anlamı olan hediyeleri neden verdiğini anlatamadı, anlatamadı dememek lazım aslında anlatmak istemedi ve hayli de zorlandı.

Sonunda 15 Temmuz darbe girişimine bağlayıp, 'İyi ki bu hediyeleri vermişim hepsine o gün sahip çıktı' olarak özetlenecek bir cümle kurdu. Ama kafaları da daha çok karıştırdı. Çünkü bu hediyelerin simgesel anlamı çok farklıydı, İttihat ve Terakki’nin yeni üyelerine yemin ettirme töreninin simgeleriydi bunlar, aynı zamanda İttihat ve Terakki’nin bünyesinde kurulan MİT’in öncülü Teşkilatı Mahsusa’nın.

'KARIŞIK OLAN KAFALARI BİR DAHA KARIŞTIRDI'

Bayrak masaya serilir bir el Kuran’a bir el silaha konularak yemin edilirdi. Orada açık olarak söylenemeyecek simgeler yani. Oysa Akar’ın dünya görüşü MHP’den hayli farklıydı ve politik olarak pozisyonu da İttihat Terakki’den daha çok Abdülhamid’in yanıydı. Bunu pek çok muhafazakâr gazeteci ve tarihçi ziyareti ve açıklamasıyla da göstermişti. Bir başka ilginç gelişme ise 15 Temmuz sonrasında hediye silahın kısa süre kaybedilmesiyle ortaya çıktı. Silahın kaybedilme ve bulunma hikayesi de Bahçeli’nin açıklamaları kadar gizemliydi. Bahçeli’nin bayrak ve Kuran ile birlikte 'sahip çıktı' dediği silah tam da 15 Temmuz gecesi kaybolup sonra bulunarak başka bir mesaja mı işaret ediliyordu? Doğal olarak biz bilemiyoruz. İş burada da bitmedi, yaklaşık bir yıl sonra Bahçeli kalpaklı bir fotoğrafını paylaşarak karışık olan kafaları bir daha karıştırdı.

'DARBENİN BİR NUMARASI KİM?'

16 Temmuz sabahı darbecilikten mahkûm olan Mehmet Dişli’nin kullandığı helikopter ile Çankaya Köşkü’ne getirilen Akar’ın ilk talimatı Yüksek Askerî Şûra üyesi eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün de oraya getirilmesi oldu. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık bu talimata şiddetle karşı çıktı ve 'Darbenin bir numarası o' dedi. Akar buna itiraz etti, darbecileri ikna etmesi için kendisinin bilgisi dahilinde Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal tarafından aranarak görevlendirildiğini söyledi. Gerginlik arttı. İlginç olan; darbenin bir numarasını, darbe girişiminden saatler sonra siyasetçi olan bakanın bilip Genelkurmay Başkanı'nın bilmiyor olması. Daha sonra da Genelkurmay’ın resmi internet sitesinde Akın Öztürk’ün, tam da Akar’ın söylediği gibi darbecileri ikna etmek üzere orada olduğuna ilişkin bir açıklama uzun süre yer aldı, daha sonra da kaldırıldı bu açıklama.

Akar bir daha bu konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmadı, gerginlik yaşadığı Fikri Işık Milli Savunma bakanlığından alındı. Darbenin hemen ertesi günü Erdoğan da görüştüğü ziyaretçilerine hep darbenin bir numarası olarak Akın Öztürk ismini verdi. Ama neden kuvvet komutanlığından alınmasına karşın, alışık olmadık bir biçimde Yüksek askeri Şura üyesi olarak tutulduğunu anlatmadı.

'AKAR'IN ÖNÜNÜ AÇAN KİŞİNİN 11. CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL OLDUĞU SÖYLENİR'

Akar’ın önünü açan kişinin 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olduğu söylenir. Kayseri Lisesi’nden beri tanıştıkları biliniyor, İngiltere’de beraber fotoğrafları var. Muhafazakâr kimliğini hiç saklamamış ve orduda da bu başına iş açmamış. Ordunun sağladığı imkanlarla da çok iyi bir eğitim almış. Ama hep bir biçimde siyasete dokunmak istemiş. Refahyol döneminde bir biçimde Başbakan Necmettin Erbakan’a ulaşmış, albay rütbesi ile. Ve ona tavsiyelerde bulunmuş, “askere nezaketle değil talimatla hükmedebilirsiniz” diye. Tabii Erbakan nezaketini devam ettirmiş. Ama Erdoğan’ın gücünü biraz tahkim ettikten sonra MGK ve güvenlik toplantılarında, askere karşı sürekli artan bir tonda sesini yükselmeye başlamasının nedeninin buradan kaynaklanmış olabileceği fikri de ortaya çıkıyor doğal olarak. Bir biçimde Erdoğan’a da ulaşılmış mı? Asker kökenli yazar Yavuz Selim Demirağ, kitabı İmamların Öcü’nde Akar’ın harp okulunda komutanken, “yönetim anlayışı nedeniyle” ona takılan lakabın “Su uyur Hulusi akar” olduğunu aktarıyor. Bu ilginç.

'ASKERİN DOĞRUDAN SİYASETE MÜDAHALESİ'

Akar’ın önünü Gül açtı, başbakanken Ahmet Davutoğlu ile çok iyi ilişkiler kurdu. Öyle ki Hakan Fidan’la ve Akar’la çok yakın ilişkiye girmesi Davutoğlu’nun sonunu çabuklaştırdı. Bu Erdoğan açısından çok büyük riskti. Erdoğan için Akar’ın tek olumsuz noktası Kayserili olmasıydı. Nedeni belki Gül’dü ama Kayserililere hep uzak durdu, birisi hakkında olumsuz görüş belirtirken “Kayserili değil mi” dediği bizzat tanıklar tarafından kulislerde halen anlatılır.

'SİYASETİN İLGİNÇ ANLARINDAN BİRİ'

Akar ve Fidan ile birlikte İbrahim Kalın da Gül’ün vitrine çıkarttığı isimlerden birisidir. Gül ile yola çıkmış olmalarına karşın, Akar ile Kalın, askeri bir helikopter ile Gül’ün ofisinin yanındaki askeri alana inerek Millet İttifakı’nın ortak adayı olmasını önlemek üzere Erdoğan tarafından görevlendirildiler. Siyasetin ilginç anlarından birisidir bu, yıllarca askerin siyasete müdahalesini eleştirenlerin, genelkurmay başkanını siyaset için devreye soktukları bir andır bu. Ve burada Akar’ın görevi, kendisini o koltuğa oturtan ismin adaylığını önlemek. Yaklaşık 3 saat süren görüşmede konuşan tek kişinin Gül olduğunu da yakın çevresine anlattıklarından anlıyoruz.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı öncesinde Abdullah Gül’e Erdoğan’ın karşısında aday olmasını öneren Bahçeli o dönem Gül’ün adaylığına en çok karşı çıkan isimdi. Ama ilginç bir biçimde Gül’ün adaylığını ne Bahçeli, ne Akar üzerinden Erdoğan engelleyebildi, engel MHP’den ayrılarak partisini kuran Meral Akşener’den geldi.

'TANIYANLARIN AKLINA HEMEN HARP OKULUNDAKİ LAKABI GELDİ'

Yabancı basın ilk olarak dillendirdi Cumhur İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Hulusi Akar olabilir diye. Bu haberi duyunca tanıyanların aklına hemen harp okulundaki lakabı geldi, 'su uyur Hulusi akar.' Oysa gerçek durum hayli farklı, aynen Soylu gibi AKP’de geleceği olmayan bir siyasi figürdür Akar. AKP’nin geleceğinin ne kadar olup olmadığıyla da ilişkilidir aslında bu durum. Hepsinin cevabı da yapılacak bir seçimin içindedir…