ELİF ÜNSAL / GERÇEK GÜNDEM

Türkiye’de Başkanlık Sistemi’nin yarattığı kriz, her geçen gün derinleşerek büyüyor. Ekonomik olarak kendini iyiden iyiye hissettiren kriz, işsizlikle perçinlenince halk nefes alacak alan bulmakta zorlanıyor. Halkın alım gücü her geçen gün düşerken iktidar partisi “dua edin, sabredin” telkinlerinde bulunuyor. Bazı iktidar partisi mensupları ise dua ve sabretme telkini yerine krizi tamamen görmezden gelmeyi tercih ediyor. Krizin her geçen gün derinleşmesi erken seçimi kaçınılmaz kılarken, iktidar partisi gücünü kaybetmenin verdiği korkuyla seçimi mümkün olduğunca ertelemeyi tercih ediyor.

İktidar partisinin krizi görmezden gelmesinin yanında muhalefet partileri her fırsatta erken seçim çağrılarını yineliyor. Bununla birlikte halkla iç içe olan muhalefet partileri, sokağın sesini daha yakından duyuyor. Sokağa en yakın isimlerden biri olan CHP Emek Büroları Koordinatörü ve CHP Esnaf ve Sanatkârlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’ya sokaktan ne duyduğunu, son anketleri, 2023 seçimlerini ve muhalefet partisinin yol haritasını sorduk.

SOKAK NE SÖYLÜYOR?

Sürekli sahada olan ve sokağın sesini en yakından duyan Ağbaba, sokaktan ne duyduğunu anlatırken; “Eskiden Türkiye’de üç katman vardı. En üstte zenginler, orta sınıfta esnaf ve ticaret yapan insanlarla memurlar, en altta da yoksul dediğimiz kesim bulunmaktaydı. Bunun dışında bir de işsizler bulunuyordu. Şimdi ise Türkiye’de zenginler yerinde dururken orta kesim en alta indi. Hem hayat pahalılığının artması hem gelirlerin azalması Türkiye’de orta sınıfın yok olmasına neden oldu. Türkiye’de insanlar çok yeni bir durumla karşı karşıya. Gezdiğimiz yerlerde görüyoruz; 10 liralık kıyma alan insanlar, çeyrek lahana alanlar, tek biber, domates alanlar var. Yine esnafla ilgili ilk kez karşılaştığımız bir durum daha var: Esnafın elektrik faturası kirasını geçmiş durumda. Tüm bunların sonucu olarak da Türkiye’de büyük bir umutsuzluk başlamış durumda. Yaşanan bu durumun düzeleceğine insanlar çok da fazla inanmıyor. Şu anda toplumun bütün kesimleri ekonomide yaşanan krizi hissediyor. 2018’de başlayan ve artık buhran haline gelen bir ekonomi haliyle karşı karşıyayız. Çiftçi üretemiyor, ekemiyor, biçemiyor. Gübre fiyatları, mazot ve ilaç fiyatları çiftçinin belini bükmüş. Esnaf deseniz pandemiyi arar oldu. Pandemide dükkanlar kapalıyken elektrik ve doğalgaz faturası ödemediğini söyleyen esnaf ‘şimdi bunlar da üstümüze yük oldu’ diyor. Satılan ürünlerin yerine yenisi konamıyor. Bir de genç işsizlik olağanüstü artmış durumda. Bizim özellikle Doğu ve Güney Doğu’da gördüğümüz bir şey var; o da kahvelerin tıka basa dolu olması. Her 3 gençten 2’sinin işsiz olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin şu anda en yakıcı problemi geniş kesimlerin hızla yoksullaşması. Sokakta da gördüklerimiz bunlar.” ifadelerini kullandı.

TÜİK VERİLERİ VE AKP’NİN “DUA VE SABIR” AÇIKLAMALARI

AKP’nin “dua edin, sabredin” açıklamalarının ve TÜİK’in açıkladığı verilerin özellikle AKP tabanındaki karşılığını nasıl yorumladığını sorduğumuz Ağbaba; “TÜİK’in verilerine AKP ve MHP’ye oy verenlerin yüzde 70’i inanmıyor. Bunu incelediğimiz anketler de gösteriyor. Ayrıca AKP şu anda bu ekonomik buhranın sebebini dünyada artan fiyatlar ve Rusya-Ukrayna savaşı olarak gösteriyor ve kendi tabanını da buna ikna etmeye çalışıyor. Şu anda TÜİK’in açıkladığı makyajlı verilere rağmen yüzde 61 enflasyon var. Gıda enflasyonu yüzde 115’i bulmuş. Şu an savaş halinde olan Ukrayna’ya baktığımızda, orada bile enflasyonun yüzde 10 olduğunu görüyoruz. Kendi tabanını yapmak istediği bu manipülasyona inandırmaya çalışsa da pek başarılı olamıyor. Biz Türkiye’de yaşanan bu krizlerin temel sebebinin yönetim sistemi olduğunu düşünüyoruz. 2016’da kabul edilen, 2018 yılında da fiilen geçtiğimiz bizim “Tek Adamlık” onların ise “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” dediği sistem yaşanan tüm krizlerin temel nedeni. Denge, denetlemenin olmadığı, hesap sorulamayan bir düzenden bahsediyoruz. “128 milyar doları nerede?” dedik ve toplum bunu duydu. Merkez Bankası bağımsız olsaydı 128 milyar doları 2018 yılında el altından satamazlardı, satsalardı da hesap sorulurdu. Bu 128 milyar doların hangi kurdan satıldığını halen kimse bilmiyor. Yine Kur Korumalı Mevduat denen fakirin finanse ettiği bir sistem var, KKM sistemine geçildiği gün de 19,5 milyar yok edildi. Onun da hangi kurdan satıldığı ortaya çıkmış değil. Denge, denetleme olsaydı, güçler ayrılığı sağlansaydı milyar dolarlar Türkiye’nin cebinde kalırdı.” değerlendirmesini yaptı.

SEÇİM ANKETLERİ VE CUMHUR İTTİFAKI’NIN TEPKİLERİ

Cumhur İttifakı’nın son anketlere tepkisini sorduğumuz Ağbaba, “Tüm anketlere güvenmek mümkün değil. Aslında AKP, anketlere göre siyasi tavır alan ve manevralar yapan bir siyasi parti. Erdoğan’ın vermiş olduğu demeçler, attığı adımlar, söylediği sözler tamamen anketlere dayanıyor. Anketlerle iktidara gelen bir parti, anketlerin doğruluğunu kabul etmiyorsa burada AKP ya da Cumhur İttifakı açısından büyük bir sorun var demektir. Biz ise 1-2 ankete bakarak değerlendirmiyoruz. Hem kendi içimizde yapmış olduğumuz anketler var hem de ortalama anketler göz önüne alındığında Cumhur İttifakı’nın Millet İttifakı karşısında olağanüstü bir oy kaybı olduğunu da görüyoruz. Bu dönemde anket yaparken insanlar çok da cesaretle cevap veremiyor. AKP’ye oy vermeyi düşünmeyen insanlar bazen korktukları için ‘AKP’ye oy vereceğim’ diyor. Kararsızlar ve AKP’ye oy vermeyi düşünmediği halde oy vereceğini söyleyen kitle AKP’nin oyunu biraz daha yüksek gösteriyor. Bence sandıktan çok daha farklı bir sonuç çıkacak.” ifadelerini kullandı.

KAVAKCI KARDEŞLER SKANDALI

Kavakçı kardeşlerin tamamen aynı tezi yazdığını, danışman hocalarının dahi aynı olduğunu aktaran Ağbaba “Aslında AKP siyasetinin dayanmış olduğu temeli gösteren bir olay bu. Liyakatten uzak, tamamen kendi dar çerçevesine rant sağlayan bir anlayış. O üç kişinin (AKP Kadın Kolları Başkanı Rabia Kalender, AKP Milletvekilleri Fatma Betül Sayan Kaya ve Ravza Kavakcı) yapmış oldukları aslında kısa bir özet. Merve Kavakçı işe girmeden burs kabulü alıyor, işe giriyor ve eğitim masraflarını İBB karşılıyor. İBB’den burs aktarılan toplam 39 kişi var. Bu listede birkaç yeni isim daha var. Türkiye bu insanların yüzlerini görüyor ancak onlar yaptıkları usulsüzlükleri muhafazakarlık ile gizlemeye çalışıyorlar. Kendi pisliklerini ve rezilliklerini muhafazakâr kimlikleri ile, Türk bayrağı ya da ezanla gizlemek istiyorlar. Bu durum artık kamuoyunun vicdanına kalmış. İstanbul Ulaşım AŞ.’de mühendis ancak siyaset bilimi eğitimi almaya gidiyor. Mesleğiyle bir ilgisi yok. Daha büyük rezillik; bu aile biliyorsunuz muhafazakarlığın ekmeğini çok yedi. Adeta devleti teslim almış durumdalar. Merve Kavakçı Büyükelçi, kız kardeşi İBB bursu ile doktora eğitimi almaya gidiyor. Daha büyük skandal iki kardeşin tezleri birebir aynı. Deyimler, hocaları, üniversiteleri aynı. Bunu da unutturmamak gerek. Bu ailenin ve Fatma Betül Sayan Kaya’nın ailesinin yaptıkları asla unutulmamalıdır.

Bunları İBB mahkemeye verdi ama şunu söyleyelim; devletin kaynaklarını iç edenler, fakir fukaranın vergilerini yiyenleri göz ardı etmemiz mümkün değil. Zamanı geldiğinde mutlaka hesabı sorulacaktır.” diyerek konunun unutulmaması gerektiğini vurguladı.

2023 SEÇİMLERİ VE MİLLET İTTİFAKI’NIN ADAYI

2023 seçimlerinde adayın CHP’li olacağı iddialarını sorduğumuz Ağbaba, “Bizim gönlümüzden geçen aday Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Biz Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını çok isteriz. Bizim Genel Başkanımızın her türlü vasfı cumhurbaşkanlığına uymaktadır. Kılıçdaroğlu hiçbir yolsuzluğa bulaşmamış, devleti bilen, ailesinden kimsenin kötü anılmadığı bir devlet adamıdır. Ancak kararı verecek olan altılı masadır.

Altılı masanın kurulmasında ve bir arada kalmasında en önemli faktör de Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Altılı masa, partilerin oy oranlarına bakılmaksızın bütün siyasi partilerin eşit anlamda temsil edildiği bir masadır. Tabii ki adayın CHP’li olması doğal, bu bağlamda adayın CHP Genel Başkanı olmasından daha doğal bir şey de yok. Ama tekrar söylemek isterim ki biz altılı masanın iradesine saygılıyız. Zaman zaman sağ ya da sol troller tarafından ortaya bazı isimler atılıyor, kamuoyu bu isimleri tartışırken biz bunlara gülüp geçiyoruz.” diyerek gönlünden geçen adayın Kılıçdaroğlu olduğunu vurguladı.

MERAL AKŞENER “KILIÇDAROĞLU’NUN ADAYLIĞINI DESTEKLERİZ” DEDİ İDDİASI

İYİ Parti MYK sonrası Meral Akşener’in “Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını destekleriz” dediği iddiasını sorduğumuz Ağbaba; “Biz memnun oluruz. Altılı ittifak bizim için önemli, biz altılı ittifaka saygılıyız. Meral Akşener’in de böyle düşünmesi bizi mutlu eder. Umarım diğer genel başkanlar da aynı düşünceyi paylaşır. Biz devleti bilen, Türkiye’nin huzuru için çalışacak, kavga değil hoşgörü isteyen, yolsuzluk değil dürüstlüğü savunan birinin cumhurbaşkanı adayı olmasını istiyoruz. Hiç kuşkusuz Türkiye’nin 13’üncü cumhurbaşkanı, Millet İttifakı’nın adayı olacak.” diyerek sözlerini sonlandırdı.