HDP'li Gültan Kışanak, 2016 yılından beri Kandıra F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor. 

Sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk ve geçtiğimiz aylarda hayatını kaybedeb Garibe Gezer ile aynı cezaevinde...

''AĞIR BİR TECRİT YAŞIYORUZ''

Kışanak zor hapishane koşullarında Çatlak Zemin'e verdiği röportajda, pandemide, cezaevi koşullarının daha ağırlaştığını ve ağır bir tecrit yaşadıklarını aktardı.

''NE ZAMAN NEYİ UNTACAĞINI BİLEMİYORUZ''

Büyük sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk hakkındaki soruya yanıt veren Kışanak, Tuğluk'un sağlık durumuna ilişkin ''Aysel’in artık ne zaman, neyi unutacağını bilemiyoruz. Bir an hatırlasa da bir süre sonra yeniden unutabiliyor'' sözlerini sarf etti.

Hastalığın çok ilerlediğini kaydeden Kışanak, Tuğluk'un hastalığın seyrini azaltacak imkanlardan yoksun olduğunu belirterek; ''Bu nedenle çok kaygılıyız. Sürekli yanında birinin olması ve bir nevi hafıza yoldaşlığı yapması gerekiyor. Ne yazık ki hastalığın en azından seyrini yavaşlatabilecek imkanlardan yoksunuz. Eski tanıdıklar, sohbetler, sosyal paylaşımlar, tanıdık mekanlar vs. hafızayı diri tutacak tüm uyaranlardan uzakta, birkaç metrekare bir hücrede, her gün tekrarlanan rutin işlerden ibaret bir yaşam. Böyle bir ortamda teşhisi konulan demans hastalığının hızla ilerleyeceğini herkes biliyor. Bu nasıl bir vicdan. Demansın son aşaması, yutkunmayı, yatakta dönmeyi dahi unutma noktasına geliyor. Artık yaşamsal hiçbir fonksiyonu kalmıyor'' ifadelerini kullandı. 

Kışanak'ın Çatlak Zemin'e verdiği söyleşide Aysel Tuğluk'a ilişkin konuştuğu bölüm şöyle:

''Aysel Tuğluk ile tanışıklığımız çok eskilere dayanır. İkimiz de aynı mahallede büyüdük. Sonra benim gazetecilik yaptığım yıllarda Aysel de avukatlık yapıyordu, insan hakları, adalet, Kürt sorunu, barış politikaları, kadın hakları gibi birçok konuda sık sık yollarımız kesişiyordu. Bazen benim için haber kaynağı, bazen de yol arkadaşıydı. Daha sonra da aynı partide birlikte siyaset yaptık, mücadele ettik. Son beş yıldan beri de aynı cezaevindeyiz. Yaşadığı travmalara bire bir tanık olmuş bir insan olarak, Aysel’in bugün yaşadığı sağlık sorunları ayrıca canımı yakıyor, yüreğim isyan ediyor. Aysel’in artık ne zaman, neyi unutacağını bilemiyoruz. Bir an hatırlasa da bir süre sonra yeniden unutabiliyor. Bu nedenle çok kaygılıyız. Sürekli yanında birinin olması ve bir nevi hafıza yoldaşlığı yapması gerekiyor. Ne yazık ki hastalığın en azından seyrini yavaşlatabilecek imkanlardan yoksunuz. Eski tanıdıklar, sohbetler, sosyal paylaşımlar, tanıdık mekanlar vs. hafızayı diri tutacak tüm uyaranlardan uzakta, birkaç metrekare bir hücrede, her gün tekrarlanan rutin işlerden ibaret bir yaşam. Böyle bir ortamda teşhisi konulan demans hastalığının hızla ilerleyeceğini herkes biliyor. Bu nasıl bir vicdan. Demansın son aşaması, yutkunmayı, yatakta dönmeyi dahi unutma noktasına geliyor. Artık yaşamsal hiçbir fonksiyonu kalmıyor. Bizim henüz ileri aşamalara geçmeden Aysel’in cezaevinden çıkarılması konusundaki talebimizin, ısrarımızın nedeni bir yaşamı kurtarmak. Bu nedenle Aysel’in bir an önce çıkması, tedavi imkanlarına, hastalığın seyrini yavaşlatacak sosyal iletişim imkanlarına ve bakım desteğine kavuşması gerekiyor. Biz bu cezaevinde bulunan kadın siyasi mahpuslar olarak, Aysel’e mümkün olan sınırlar içerisinde destek oluyoruz. Ancak yetmiyor. Aynı hücrede en fazla üç kişi kalabiliyor. Aysel arkadaşın yanında iki arkadaşımız var, kendisine yardımcı oluyorlar. Tüm arkadaşlar Aysel’in bakımı için gönüllü. Ancak hem Aysel’in sağlığı açısından sık sık yanındaki kişinin değişmemesi gerekiyor hem de yanındaki arkadaşı istediğimiz zaman değiştirme imkanına sahip değiliz. Ayrıca hastaneye gidişlerinde, karantinada tek başına kalacak diye tutturuyorlar, bu sorunları bile epeyce uğraşarak çözüyoruz.''