Ataklı, bugünkü köşesinde, "Bugüne kadar 'Peki kime oy vereceğiz?' şaşkınlığı içinde olan pek çok kişiden artık şu sözü duyuyorum: 'Kime oy vereceğimi bilmiyorum henüz ama kime kesinlikle vermeyeceğimi çok iyi biliyorum.' görüşüne yer verdi. 

Ataklı, "Milletin kafası karışık. Aynı zamanda bir uyanış içinde. Bu millet uzun yıllardır algı yöntemleri ile yönetildi. Vatandaşın önemli bir kesiminde cehennemin kapısında olduğu halde sanki cennetteymiş algısı oluşturuldu. Öyle ki ateşler içinde yandığı halde hala “Burası cennet, biz sınamadan geçiriliyoruz” diyenler bile çıktı. Milyonlara kişi kandırıldığını, gerçek dışı algıların esiri olduğunu öğrenmek bile istemedi. Bu çok doğal, kimse kandırıldığını kendine bile itiraf etmek istemez. Ancak artık hava değişiyor. İnsanlar uyanmaya başladı." değerlendirmesini yaptı.

Vatandaşların 'dinlenme' korkusuyla konuşmaktan çekindiğini söyleyen Ataklı, artık çoğu kişinin korkmadan konuştuğunu ve iktidarın da bu durumun farkında olduğunu ifade etti. 

Ataklı, Cem Küçük'ün dün kaleme aldığı yazısına da göndermede bulunarak yazısını şöyle sürdürdü:

"Onlar da panik içindeler aslında. Şu anda iktidarı tutan tek faktör, Tayyip Erdoğan’ın inatla hala aynı algı yöntemlerini uygulamaya devam etmesi. Erdoğan da bunu sanıyorum durumun farkına varamadığı için yapıyor. Gerçi aklı başında olan AKP’liler tehlikenin ne kadar büyük olduğunu elbette görüyor buna karşı kendi geleceklerini de kurtarmak için tek şansın Erdoğan’ın ayakta kalabilmesi olduğunu da biliyorlar. Tabii durumdan panikleyip gözünü karartarak iktidarı uyarmak isteyenler de var. Örneğin bunlardan biri, 'Merak etmeyin, millet 20 yıldır AK Parti ve Erdoğan’a oy veriyor. Gene verir. Yeter ki çıkıp sorunları ve çözümleri konuşun. Hiçbir ankette CHP’nin oyu bir gıdım artmıyor. Yani AK Parti’den şikayet edenler, blok olarak başka partiye geçmiyor' diye moral vermeye çalışmış. Haklı olduğu nokta şu; Gerçekten AKP’de çok ciddi bir düşüş varken ana muhalefet partisinde büyük bir yükseliş yok. Ancak başka bir gelişme var.

Bugüne kadar “Peki kime oy vereceğiz?” şaşkınlığı içinde olan pek çok kişiden artık şu sözü duyuyorum: “Kime oy vereceğimi bilmiyorum henüz ama kime kesinlikle vermeyeceğimi çok iyi biliyorum.”

Biri dedi ki; “Atatürk’e inanan, bıraktığı mirasa sahip çıkan, cumhuriyete saygı duyan birine oy vereceğim.”

Bir başkası; “Milletin ezici çoğunluğunun rahatsızlık duymayacağı tebessümü yüzünde hüznü içinde, bilgili, donanımlı, samimi birine oy vereceğim.”

Örneğin biri “Kazanacağına aklımın erdiği bir kimseye oy vereceğim” derken bir başkası ise “Hiçbir siyasi kesimle ağız dalaşına girmeyen ama kendisine söylenene de adam gibi cevap verebilen birini tercih edeceğim” diye konuşuyor.

Sonuçta şu artık açık biçimde görünüyor; “millet gidişin farkında ve gereğini yapacak.”