CHP Malatya Milletvekili Ağbaba, DEVA Partisi Malatya İl Başkanlığı'na yaptığı ziyarette orman yangınlarına ve gündeme ilişkin açıklamalar yaptı.

Ağbaba, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin "Orman yerleşim yerlerini korumakta birinci derecede sorumluluk belediyelerdedir" sözlerine, "Onda biraz utanma varsa, ar varsa derhal o görevden istifa eder.

Sorumluluk onundur. Şimdi belediyelere yüklemeye çalışıyor. Buradan bile siyaset çıkartmaya çalışıyor. Yangın nerede çıktı, ormanlarda çıktı. Sanki yerleşim yerlerinde çıkmış da müdahale edilmemiş gibi anlatıyor" karşılığını verdi.

Ağbaba'nın açıklamaları şöyle:

"SARAY'A ÜÇ GÜNDE HARCANAN PARAYLA THK'NIN 6 UÇAĞI UÇABİLİR"

“Sağcısı, solcusu, herkes gözü yaşlı orman yangınlarını izliyor. Sivil insanlar ‘Help Turkey’ diye bir kampanya başlattılar, iktidar nedensiz karşı çıkıyor.

Diğer taraftan THK tartışılıyor. THK kayyumu, ‘Uçakları kaldırmak için 4 milyon dolar lazım’ diyor. 4 milyon dolar veremeyen devlet, üç uçağa 150 gün için 203 milyon lira para ödeyebiliyor. Saray’ın günlük harcaması 10 milyon liranın üzerinde. Saray’a üç günde harcanan parayla THK’nin 6 uçağı uçabilir hale gelebilir. Kimse sorumluluk almıyor.

THK Başkanı ‘Ben kayyumum, karışmam’ diyor. Maliye Bakanı sorumluluk almıyor, Tarım ve Orman Bakanı sorumluluk almıyor. Bunun sorumluluğunu da CHP’ye yükleyecekler. Biz, ‘Bu uçakları CHP’li belediyeler kiralasın, yangınlar söndürülsün’ diye teklif ettik ama kabul etmediler. Şimdi THK’nın yaşattığı kepazeliğin sorumluluğunu kimse üstlenmiyor. Uçaklar hangarda bekliyor. İspanya ve Hırvatistan’dan gelen uçaklar aynı uçaklar. Bizim uçaklara izin verilmiyor. Neden? THK’yı ideolojik olarak yok etmek istiyorlar. Bir tarafta kayyum başkan, diğer tarafta utanma duygusunu kaybetmiş bir Tarım ve Orman Bakanı THK’yı yok ettiler.

"HELE BİR TARIM VE ORMAN BAKANI VAR Kİ, ALLAH DÜŞMANIN BAŞINA VERMESİN"

Hele bir Tarım ve Orman Bakanı var ki, ‘Allah düşmanın başına vermesin’ diyoruz. Kendinin hiç sorumluluğu yok, herkesin sorumluluğu var. Tarım ve Orman Bakanı önce tarımı bitirdi, şimdi de ormanları bitiriyor. Bu yangınlar ilk kez karşılaştığımız yangınlar değil. Hatırlarsanız bu yangınlarla geçtiğimiz yıllarda da karşılaştık. Bir kurumu düşmanca yok etme pahasına ormanların yanmasına göz yumdular, THK uçaklarının hangarda bekletilmesine sebep oldular.

Şimdi ne diyor, "Yerleşim yerlerinin korunmasında sorumluluk belediyelerin’. Utanmaz adam, yüzü kızarmaz adam, sanki yangınlar Marmaris’te, Manavgat’ta yerleşim yerlerinde çıkmış gibi, utanmazca açıklamalar yapıyor. Onda biraz utanma varsa, ar varsa, derhal o görevden istifa eder. Sorumluluk onundur, şimdi belediyelere yüklemeye çalışıyor. Buradan bile siyaset çıkartmaya çalışıyor. Yangın nerede çıktı, ormanlarda çıktı. Sanki yerleşim yerlerinde çıkmış da müdahale edilmemiş gibi anlatıyor, tıpkı sahibinin sesi gibi konuşuyor.”

"BİR KİŞİYE 13 MAKAM UÇAĞI VARKEN 83 MİLYONA 3 ADET YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI DÜŞÜYOR"

Herkesi hayrete düşüren görüntülerle karşılaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı yangın bölgesine gidiyor, yangın bölgesine önce onlarca özel uçakla gidiyor, sonra yüzlerce araçlık konvoyla mitinge gidiyor. Mitingde bir taraftan otobüste, bir taraftan kürsüde milletin üstüne çay atıyor. Aklını yitirmiş durumdalar. Acaba bu bir Zaytung haberi mi, bir trol haberi mi diye bakıyorsunuz.

Ne yazık ki görüntüler gerçek. Bir kişiye 13 makam uçağı varken 83 milyona ise 3 adet yangın söndürme uçağı düşüyor. Yunanistan’da iki makam uçağı varken 39 adet yangın söndürme uçağı var. Fransa’nın 8 makam uçağı var, 32 adet yangın söndürme uçağı var. İspanya’nın 3 makam uçağı var, 17’si kendilerine ait 57’si kiralık 74 adet yangın söndürme uçağı var. İtalya’nın 8 makam uçağı var, 88 adet yangın söndürme uçağı var.

Asrın lideri bizim fakirin 1.150 odalı sarayı, 300 odalı yazlık sarayı, Ahlat’ta kışlık sarayı var. Vahdettin Köşkü, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Huber Köşkü, Yıldız Sarayı'nı kullanıyor. Abdülaziz’in altın varaklı padişah koltuğunda oturuyor. Ama kendimize ait yangın söndürme aracımız 3 adet, onlar da kiralık. Dünyanın en büyük araç üreticisi olan ülkelerden Almanya’nın 9 bin, Japonya’da 10 bin, Fransa’da 8 bin makam aracı var. Türkiye’de ise 125 bin makam aracı var. Bir tarafta yangın söndürme uçaklarına bakın, diğer taraftan bizim makam araçlarına, özel uçaklarımıza bir bakın.

"CUMHURBAŞKANI ŞEHİTLERİN AİLESİNİ TAZİYE İÇİN AYAĞINA ÇAĞIRDI"

Bir gencimiz, 25 yaşındaki Şahin Akdemir, orman yangınları sönsün diye çabalarken şehit oldu. Cumhurbaşkanı ne yaptı, şehitlerin ailesini taziye için ayağına çağırdı. Ne geleneğimiz ne göreneğimiz kaldı. Bunlara her şey meşru. Bir şehit ailesini ayağına çağırıyorlar. Cumhurbaşkanı gelecek diye, bir köye N95 maskeler dağıtıyorlar. Bir de utanmadan insanların kafasına çay fırlatıyorlar. Her şeyiyle yönetilemeyen, savrulan yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.

"TÜRKİYE'NİN YÖNETİLEMEMESİNİN SONUÇLARINI YAŞIYORUZ"

Yeni Şafak Gazetesi’nin eski baş yazarı İbrahim Karagül diye birisi var. Bu adam AKP’nin amiral gemisi dedikleri bir gazetende yıllarca baş yazarlık yapmış utanmaz bir troll. Eğer elinizde bir delil varsa çıkıp açıklayın. Jandarma sizde, emniyet sizde, MİT sizde, İçişleri Bakanlığı sizde. Eğer PKK’lılar ormanları yakıyorsa ve bunları yakalayamıyorsanız bu sizin suçunuz. Suçu CHP’ye, Kılıçdaroğlu’na atıyorlar.

Herkesin suçu var, bir tek AKP’nin, Erdoğan’ın suçu yok. Yangınların söndürülememesinin sorumlusu iktidardır, ülkeyi yönetenlerdir. Dünyanın her yerinde yangın oluyor. Yunanistan’da, İspanya’da yangın oluyor. Bunlar günlerce bunu izlediler, sonra da yerel yönetimleri suçluyorlar. Bu acizliğin ifadesidir, Türkiye’nin yönetilememesinin sonuçlarını yaşıyoruz. Bu günleri aşacağımızı umuyoruz. Türkiye’nin çıkarlarını düşünen bir anlayışla ülkenin yönetileceği günler yakındır.”