Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin meclisteki grup toplantısında konuştu.

"Uluslararası ilişkiler ve dış politika adı üstünde kendi ülkemizle bizim dışımızdaki ülkelerle münasebetin tanımı ve bütünüdür. Dünya ile olan bu karmaşık ilişkilerin merkezinde Türk kültür ve tarihinin şeref ve haysiyeti bulunmaktadır. Türkiye'nin milli güvenlik ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek bu noktadaki esastır," diyen Bahçeli, Erdoğan'ın Joe Biden ile görüşmesinde ABD'nin Ermeni soykırımı kararını dile getirmemesine sessiz kaldı.

"Cihan devleti kuran ecdadımızdan tevarüs edenler bizlere yalnızca mazide kalmış hatıralar olarak değil bilmeyi, ders çıkarmayı da getirmelidir," diyen Bahçeli şunları söyledi:

"Bugünkü siyasi sınırlarımız kendiliğinden oluşmamış ve kolaylıkla elde edilmemiştir. Dönemin küresel güçlerinin Türkiye'ye biçtikleri sınırlı bir alanın reddedilmesi sonunda şehitlerimizin kanıyla çizilmiştir. Başka toplumlara tahsis edilmek istenen topraklarımızı akıl, heyecan, iman ve hesabın bütünlüğüyle oluşan muhteşem bir mücadele ile kazanılmıştır.

Emel sahiplerini uyarıyoruz. Türkiye önüne gelenin ayar vereceği bir ülke değil kazanılmış bir zaferin ülkesidir. Milli Mücadelenin onur tacı Türkiye Cumhuriyetidir. Bunu lekelemeye hiçbir iç ve dış odağın kudreti yetmeyecektir.

Uluslararası ilişkilerde başı eğik bir Türkiye artık yoktur. Ön alan, sesini yükselten, iradesini gösteren ve iddialarının arkasında duran bir Türkiye vardır. Yaşayan ve değişen küresel değişimler, ülkemizin güç ve etki kazanması stratejik ilişkilerin gözden geçirilmesini gerektirebilir. Jeopolitikten doğan stratejinin köklü değişimlere açık olduğunu söylemek bugün mümkün değildir.

Başkalarının ağzına bakmıyoruz, ağzımızdan ne çıkacağına baktırıyoruz. Uluslararası ilişkilerde ne kalıcı düşmanlıklar vardır, ne sürekli dostluklar vardır. Partimiz dış politika esasını bölgemizde ve dünyada barışı sürekli kılmak ve uluslararası işbirliğini genişletmek olarak amaçlamış, ancak bunun teslimiyetçilik olmayacağını önemle vurgulamıştır.

Cumhur İttifakı ve MHP bu varlığıyla Türkiye'nin misyonuna sahip çıkmanın temsilcisi olarak sivrilmiştir. Türkiye egemenlik haklarını 100 yıllık tarih birikimiyle oluşturmuş bir devlettir. Uluslararasında edineceğimiz mevki, sahip olduğumuz milli imkanları kullanabilme kabiliyetimizle sınırlıdır. Bu imkan ve yetenekleri fırsatlar içinde değerlendiremeyen ülkelerin sahip olduğu potansiyelleri yalnız başına anlam taşıyamayacaktır.

Tarih yanlış hevesler ve dürtülerle milli imkanlarını heba etmiş ülkelerin nafile hamleleriyle doludur. Bu durum, ortam, imkan, fırsat ve risk arasındaki dengeler gözetilerek yapılacak akıllı hamlelerin önünde engel olarak çıkmamalıdır.

"TÜRKİYE-ABD ARASINDA BUZLARIN ÇÖZÜLMESİ DİLEĞİMİZDİR"

Türkiye'nin başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmayacak güçlü bir ülke, diplomasi geleceği köklü ve derindir. Türkiye'yi küresel projelerin, bölgesel taşeronluğunu yapacak kadar aciz görenler zillete düşmüş bir avuç kimliksizdir. Milli beka ve milli itibar basit meşruiyet arayışlarının üstündedir.

Muhalefet bugüne kadar geldiği yolda taviz ve teslimiyetle ölü doğmuş projelere talipken, Cumhur İttifakı aziz millet varlığının beklentileri doğrultusundadır. Geçmişte çok daha müşkül durumları aşmayı da başarmıştır. Bugün vatan savunması tehdidin filizlendiği her zeminde yapılmaktadır.

Brüksel'de yapılan NATO Zirvesi referans alınmıştır. Haklı olarak bütün dünyanın gözü Brüksel'deki NATO Karargahına çevrilmiştir. Bizim üzerinde durduğumuz asıl gündem konusu ise Türkiye'nin müttefikleriyle olan ilişkilerinin durumudur. Türkiye ile ABD arasında soğuk rüzgarların estiğini bilmeyen neredeyse kalmamıştır. İki ülke arasındaki buzların çözülmesi samimi dileğimizdir.

Biden'ın Türkiye'yi hangi kategoride değerlendirdiği de merak ettiğimiz bir konudur. Biden'ın Türkiye'yi nasıl ve hangi seviyede müttefik gördüğü de belirsizliğini korumaktadır. 8 Haziran 2021'de ABD Senatosu'nda konuşan bu bakan ya cahil ya da küstahtır. Türkiye'nin NAYO müttefiki gibi davranmadığı yüzsüzce ifade etmiştir. ABD Dışişleri Bakanı ülkemizde insan hakları konusunda ciddi endişe taşıdığını söylemiştir. Bizim endişelerimizi bir öğrense bu bakanın dışarı çıkmaya mecali olmayacağını herkes görecektir.

Arkamızdan dolanıyorlar, müttefiklik edebiyatı yapıyorlar. Türkiye'nin kuyusunu kazıyorlar, sözde Ermeni soykırım yalanına sarılıyorlar sonra dönüp NATO diyorlar. Utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan bize parmak sallıyorlar. Kaybedilen bir güveni açmanın anahtarı da yoktur.

"15 TEMMUZ'DA NATO NEREDEYDİ, NE HAZIRLIĞI YAPIYORDU"

Biden, füzelerin PKK'nın eline nasıl geçtiğine ilişkin bir çalışma yapmış mıdır? ABD menşeili silahlar teröristlerin elinde kurşun atarken NATO müttefikliği hiç hesaba katılmış mıdır? NATO bugüne kadar Türkiye'nin hangi güvenlik ihtiyacına cevap vermiştir? İttifakın en büyük 2. ordusu Türk ordusudur. 15 Temmuz'da başkentimiz hainler tarafından bombalanırken bu NATO neredeydi, ne yapıyordu?

Uzaktan bakınca saf mı görünüyoruz? Tarihte böylesi gaflete düşenlere, iman dolu kalplerin neler yaptığını bilmeyen varsa bilenlere sorsun. Öğrenmek için sıralarını beklemeye şimdiden koyulsunlar. Türkiye, NATO'nun eşit bir müttefikidir. Biz böyle değerlendiriyoruz. Kimden silah alıp almayacağımız NATO'nun bileceği bir konu da olmayacaktır. Dost dediklerimiz neredeydi, hangi senaryoları yazıyorlardı? Ekonomik tetikçilerini üzerimize salanların nesine güveneceğiz?

F-35'leri gasp ederken aklınız neredeydi, neyin peşindeydiniz?"