Yılmaz Özdil: Türkiye artık tercüme bile edilemez

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, AKP'nin kritik koltuklarında oturan isimleri ve Türkiye'nin geldiği durumu kaleme aldı.

Yılmaz Özdil: Türkiye artık tercüme bile edilemez

Yılmaz Özdil, "Herhangi bir medeni ülke vatandaşının Türkiye'ye artık akıl sır erdirebilmesi mümkün değildir." dedi.

Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı şöyle:

Türkiye artık tercüme bile edilemez

Hepsi iyi hoş da…
İsmail Tomruk'un sanayi bakanı olması bence yakışık almadı.

*

Şimdi diyebilirsiniz ki, İsmail Tomruk diye bakan yok.
Olsa sizin için fark eder miydi?
İsmail Tomruk olsa ne olur, Fatma Tepsi olsa ne olur?

*

Cumhuriyet gazetesinin karikatüristi Musa Kart'ı ETS turizme telefon edip tatil rezervasyonu yaptırdı diye dokuz ay hapis yatırdılar, ETS turizm fetodan soruşturuluyor dediler.
ETS turizmin sahibini turizm bakanı yaptılar!
Varlığıyla onur duyduğumuz Musa Kart elli sene kafa yorsa bu durumdan daha trajikomik bir “karikatür” çizebilir mi?

*

Kayınçosunun teyzeoğlu fetonun dersanesine gitmiş diye yüzbinlerce insanın hayatını kaydırdılar. Kardeşi fetoculuktan hapiste bulunan Bekir Pakdemirli'yi tarım bakanı yaptılar.
İşin burası çok önemli değil…
Bunların babası Ekrem Pakdemirli'ydi, ANAP'ın bakanıydı, bal tutan parmağını yalar misali, bakanlık koltuğunda otururken İzmir'de villa sitesi kurmuştu, sitenin adı neydi biliyor musunuz… Baltutan Sitesi!

*

Keçiboynuzu rekoltesini belirleme yetkisini asrın liderimize bağladılar. Memlekette yargıdan orduya her şeyi asrın liderimize bağladılar, kaşla göz arasında keçiboynuzunu da bağladılar.
Muhtemelen kendisinin bile haberi yoktur.
Bu yazıda okuyunca etrafındaki yalakaları çağırıp “keçiboynuzunu niye bana bağladınız ulan” diye fırçalayacaktır ama, iş işten geçti, bağladılar.
Dünyada keçiboynuzundan sorumlu tek cumhurbaşkanı var, bizimki.

*

Asrın liderimizin yemin törenine diktatör, soykırımcı, darbeci, savaş suçlusu gibi prestijli devlet adamları katıldı. Gurur duyduk.
Özellikle Venezuela'nın otobüs şoförü devlet başkanının gelmesinden onur duyduk.
Venezuela'da enflasyon şu anda yüzde bir milyon… Yanlış okumadınız, yüzde bir milyon… Asgari ücret üç dolar! Venezuela parası artık tuvalet kağıdı olarak bile işe yaramıyor, takasla alışveriş yapılıyor, tıraş oluyorsun mesela, berbere yumurta ödüyorsun.
Asrın liderimizin dünyada en iyi anlaştığı devlet adamı, bu arkadaş.

*

Para deyince aklıma geldi… Darphanemizin bastığı 1 liranın maliyeti 13 kuruş arttı. Geçen sene 30 kuruşa üretiliyordu, şimdi anca 43 kuruşa üretiliyor. Memlekete bereket geldi anlayacağınız… Dünyada kendi değerine karşı değer kaybeden tek para, bizim para.

*

Zart diye kararname çıkardılar, rektör olmak için profesör olma şartını kaldırdılar. Şahane oldu. Ben mesela, tam Boğaziçi rektörü olmak için başvuruda bulunuyordum ki, zurt diye kararname çıkardılar, rektör olmak için profesör olma şartını geri koydular.

*

Akp iktidar oldu, Balkan harbinden kalma dandik vagonları hızlı tren yaptılar, ilk virajda 41 insanımız sizlere ömür…
O gün devlet demiryolları genel müdürü olan arkadaş şu anda milletvekili, o gün ulaştırma bakanı olan arkadaş şu anda Tbmm başkanı, o gün başbakan olan arkadaş şu anda tek adam.
Ve şimdi gene tren faciası oldu, 24 insanımız sizlere ömür…
Bana sorarsanız şu anki devlet demiryolları genel müdürü ilk seçimde milletvekili olur. Hayırlısıyla iki üç facia daha yaptırırsa, ulaştırma bakanı bile olur.

*

Biliyorsunuz sık sık övgüyle bahsederim, mecliste en beğendiğim milletvekili, asrın liderimizin şoförü Yeliz bey… Tarihi açıklamalarda bulundu, “matematiği benim dedem icat etti” dedi, “matematiği icat eden dedemi Romalılar öldürdü” dedi.
Bunları söyleyen Yeliz bey, TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi…
Çocuklarımızın eğitimiyle alakalı kanunlara Yeliz bey yön veriyor.

*

(Hal böyleyken, bazı iyiniyetli insanlarımız hâlâ “milli eğitim bakanından umutluyum” filan diyor.)

*

(70 bin üniversite öğrencisi hapiste, yetmedi, ODTÜ öğrencilerini tutukladılar, ama herkes milli eğitim bakanından çok umutlu.)

*

Suriye'den ithal ettiğimiz patateslerin aslında bizim patatesler olduğu ortaya çıktı.
El Bab'ı kurtardık, Afrin'i kurtardık, oralarda artık tarım yapılıyor, oralara destek olmak için patates ithal ediyoruz diyorlardı…
Meğer, geçen sene ucuza kapatıp, stoklamışlar, bu sene fahiş fiyata yükselince ithal ayağıyla millete kakalamışlar.
Millet hâlâ Afrin'i kurtardık, patatesle destek oluyoruz zannediyor.
Kısmetse Münbiç'i de kurtaralım, Münbiç'ten de domates kakalarlar artık… Kakalamazlarsa kabahat.

*

İngilizler gazetecilik mesleğini tarif ederken “gazetecilik genel itibariyle Lord Jones'un yaşadığından haberi olmayan insanlara ‘Lord Jones öldü' demekten ibarettir” derler…
Habertürk'ün kapatılması da gerçek anlamda gazetecilik faaliyeti oldu.
Habertürk'ün var olduğundan pek kimsenin haberi olmadığı için, “Habertürk kapandı” haberi de pek okunmadı.

*

Yandaş müteahhit “Binali kalırsa yaşadık, milletin orasına koyacağız” derken, Chp'nin cumhurbaşkanı adayı bana “şerefsiz oğlu şerefsiz” derken, Binali Yıldırım'a “şeref madalyası” verildi.
Sırf şerefsizlik olsun diye hatırlatıyorum… Chp'nin şeref uzmanı cumhurbaşkanı adayı derhal gidip Binali beyi tebrik etmeli.

*

Meral Akşener genel başkanlığı bıraktı, bir daha aday olmayacağını açıkladı, İyi partililer Meral Akşener'in evinin önünde toplandı, genel başkanlığı bırakmasın diye kendilerini eve zincirlediler.
Keşke böyle bir yöntem uygulamasalardı.
Chp'ye akıl vermiş oldular…
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu görecek, kendi kendine genel başkanlığı bırakmasın diye kendini koltuğuna zincirleyecek!

*

Yüksek Askeri Şura'dan ordu komutanları çıkarıldı, onların yerine damat sokuldu. Bence artık yüzbaşı yarbay tuğgeneral filan olmamalı… Rütbelerimiz yüzbaldız, yargörümce, tümkuzen, korelti olmalı. Kayınpeder zaten mareşal.

*

Deniyor ki Adnan Oktar niye tutuklandı?
Kardeşim, bu memlekette kedi karikatürü çizene bile altı sene veriyorlar, sen kedicik koleksiyonu yapmışsın, müebbetle bile yırtarsan gene iyi.

*

Albüm kartonetlerine “hacı” yazdırtan, habire umreye gidip, kutsal topraklardan ihramla reklam yapan, asrın liderimizin iftarlarında ezan okuyan, “61 gün kefaret orucu tutacağım” filan diyen, edep timsali mütedeyyin popçu Mustafa Ceceli, fetocular gibi, elalemin yatak odasında çekilmiş gizli kamera kayıtlarını mahkemeye verdi.
Açık söylüyorum, Ceceli delikanlıysa, İntizar'a kurban olayım.

*

Diyanet işleri'nin çocuk eğitimi için yayınladığı “aile” dergisi izah etti: Dünyayı kendi etrafında ve yörüngesinde melekler döndürüyormuş, melekler elektrik gibiymiş, kar tanelerini melekler taşıyormuş, bu sayede kar taneleri birbirlerine değmeden yere kadar iniyorlarmış.

*

Diyanet işleri'nden rica ediyorum…
Çığ düştüğünde, sel bastığında meleklerin mesaisi mi bitmiş oluyor?

*

Sihirbaz Aref'i kobra soktu.
“Sağlıkta şöyle devrim yaptık, sağlıkta böyle devrim yaptık” diyorlardı, bizimkilerin devriminde panzehir bile yokmuş iyi mi…
Sihirbaz yalvar yakar Mısır'a gitmeseydi, bizim sağlık sisteminde anca mumya olacaktı.

*

Pazar günü İstanbul Veliefendi Hipodromu'nda Başbakanlık Koşusu yapıldı.
Küçük bi pürüz vardı…
Memlekette başbakanlık yok!

*

İddia ediyorum, son paragrafı Almanca'ya tercüme edin, herhangi bir Alman'a okuyun, nasıl yani deyip bön bön bakmazsa mesleği bırakırım.
Türkiye artık tercüme bile edilemez hale geldi.

*

İstanbul'da ekmeğe 25 kuruş zam yapıldı. Zammı kamuoyuna duyurmak yasak…
Çevir bunu İngilizce'ye, ilk gördüğün İngiliz'e oku, anlarsa 25 kuruşu senin yerine ben ödeyeceğim.

*

Herhangi bir medeni ülke vatandaşının Türkiye'ye artık akıl sır erdirebilmesi mümkün değildir.

*

Bakın, Dünya Tuvalet Birliği 193 bin lira masraf yaptı, Türkiye'nin en modern tuvaletini inşa etti, Türkiye'ye hibe etti, uluslararası konuklar eşliğinde törenle açıldı.
İki gün geçmedi kardeşim… Saldırıya uğradı, kapıları kırıldı, kapı kolları çalındı, elektrik panosuna zarar verildi.
Niye?
Sayın ahalimiz böyle medeni mekanlar yerine, direkt memleketin içine sıçmaya kararlı çünkü.

Etiketler
Türkiye Yılmaz Özdil