Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Hasan Basri Akdemir ve Mustafa Deniz ile 4. Güç programında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Davutoğlu'nun konuşmasından dikkat çeken detaylar şöyle:

- Kimlerle beraberdi ve şu anda kimlerle beraber. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu soruyu kendisine sorması lazım.

- Bu iktidar emin olma vasfını yitirmiştir. Bu iktidarın adaletinden insanlar emin değil.

- Sayın Cumhurbaşkanı Rize'de şehitlerimize saygısızlığın uç noktasına kadar giderek coşkulu, kahkahalı kongrede, ağlayan bir anneyi yayına bağladı ve hıçkırıklarını siyasi propagandaya alet etti. Bu manzaradan terör örgütü memnun olmamış mıdır?

- Devletin yönetiminde yıllarca bulundum. Devletin nasıl çalıştığını bilirim. Açık ve net söylüyorum bu operasyonda hem planlama hatası vardır, hem uygulama hatası vardır ama en faciası da, kitle iletişim faciasıdır.

- Ben bu derecedeki bir uygulama hatasının silahlı kuvvetlerinin tecrübeli ekibinden ya da istihbarattan kaynaklandığı kanaatinde değilim.

- Benim hayatımda devlet ilişkileri bağlamında tek bir özel görüşme, gizli vaat, herhangi bir pazarlık söz konusu değildir.

- Mesele Erdoğan meselesi değil sadece, Türkiye'de öyle bir otoriter rejime geçildi ki artık müdahale gerektirmeyecek kadar kontrol edilebilir bir sistem var.

- Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gündeme geldiğinde bu değişiklik daha sonraki dönemler için yapılıyor ve Türkiye'yi mutlak bir otoriterleşmeye götürmek istiyorlar, alet olmayın buna dedim Cumhurbaşkanı'na da, ulaşabildiğim diğer arkadaşlara da.

- Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kurumsallaşmış bir otoriter rejimdir. Şimdi Erdoğan olduğu için muhafazakar kesimler sessiz ama yarın başka birisi geldiğinde bir hafta içinde yayımlayacağı 10 kararname ile devletin bütün yapısını değiştirir kimse de dur diyemez.

- HSK'yı Erdoğan bugün nasıl kontrol ediyorsa yarın başkası kontrol edecek. Anayasa Mahkemesi'ni kontrol edecek. Olağanüstü hal ilan edecek.

- Ben bugün bu kadar şeyden sonra tekrar siyaset meydanına girip Anadolu'nun sokaklarını tek tek dolaşıyorsam kendim için değil, gelecek nesillerin kurumsallaşmış bir darbe yönetimi altında yaşamaması için.

- Bu sistemde YSK üzerinde, HSK üzerinde öyle bir şey kurulabilir ki bir müddet sonra bakarsınız seçime giden seçmenin iradesiyle sandıktan çıkan irade farklılaşmaya başlar. Bir kişiye güvenerek sistem kurulmaz.

- Beştepe'de odalar boşken, dolu olan odalarda da sayısı 150'yi buldu herhalde, bomboş duran danışmanlar maaş alıp otururken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi'ne neden dışarıda bir yer tutuluyor?

- Cumhurbaşkanı dün inatla Kanal İstanbul'u yapacağım dedi. Kanal İstanbul, İstanbul'a ihanettir!

- Kanal İstanbul, İstanbul'u adaya dönüştüren vahim bir hatadır. Karadeniz'in ve Marmara'nın ekolojik dengesini bozacak. Ama en vahimi İstanbul'u bir adaya dönüştürecek olmasıdır. Bu adaya dönüştürdüğünüz alan dünyanın en kıymetli şehri.

- Bir savaş durumunda köprüler füzelerle düşman güç tarafından vurulursa bu adaya lojistiği nasıl sağlayacaksınız? Nasıl koruyacaksınız?

- Cumhurbaşkanı'na düşen inat etmek değildir. Cumhurbaşkanı çıksın Kanal İstanbul arazisinde kimler arazi kapattı açıklasın.

- Sadece ihalelerin canlı yayımlandığı bir televizyon kanalı kuracağız. Kimseye hiçbir ayrıcalık tanınmayacak, herkes ihaleleri izleyebilecek.

- Devlet yapısı öyle bir şey ki binanın içine yakınlarınızı alırsanız bir deprem olduğunda yakınlarınızı kurtarmaktan binayı düşünemezsiniz.

-  4.5 yıl geldi geçti, Cumhurbaşkanı'na seslenmek isterim, iyi mi oldu? Bakın geldi damadınız, başarılı olsaydı da iyi olmazdı, yine yanlıştı, ki başarısız, hem de çok başarısız.