Yılmaz Özdil: AKP medyası İzmir'in güzelliğinden rahatsız oluyor

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında merhum gazeteci Bekir Coşkun'un Buca'ya heykelinin dikileceği haberinden rahatsız olan AKP medyasını eleştirdi.

Yılmaz Özdil: AKP medyası İzmir'in güzelliğinden rahatsız oluyor

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında merhum gazeteci Bekir Coşkun'un Buca'ya heykelinin dikileceği haberinden rahatsız olan AKP medyasını eleştirdi.

Yeni yapılan 4 bin metrekarelik parka Sözcü yazarı merhum Bekir Coşkun’un adını veren Buca Belediyesi, usta gazetecinin heykelini de dikerek adını yaşatacak.

Özdil bugünkü köşesinde “Adınızı Cumhuriyet Heykel Partisi yapın da rahatlayın” diyen AKP İzmir Milletvekili Alpay Özalan'a yanıt verdi.

Özdil, "Biz bakıyoruz, kültür sanat, vatan sevgisi, cumhuriyet, demokrasi, kadın hakları, insan hakları, hayvan hakları görüyoruz, zeki çevik ahlaklı sporcu görüyoruz, mizah görüyoruz, şiir görüyoruz, aşk görüyoruz. Bunlar bakıyor, beton görüyor, alçı görüyor" dedi.

Yılmaz Özdil'in Sözcü'deki yazısı şöyle:

İzmir'in heykelleri, Türkiye'nin heykelleridir.

Hem şehirlerimiz arasında, hem nesillerimiz arasında bellek oluşturur.

“Heykel'de buluşalım” de mesela…

Bütün İzmirliler çoluk çocuk Cumhuriyet Meydanı'na gelir.

Mustafa Kemal Atatürk'ü atının üstünde, “Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri” emrini verdiği an'ı betimleyen heykeldir.

Efsanevi anka kuşu gibi, küllerimizden yeniden doğduğumuz yerdir.

İlk Kurşun Anıtı…

Hasan Tahsin'in aziz hatırasında, milli mücadelenin sembolüdür.

Cumhuriyet Ağacı…

Kordon'da Gündoğdu Meydanı'nda güneşi karşılar, güneşi uğurlar.

Heybetli duruşuyla, Anadolu kimliğini yansıtır.

Hitit, Selçuklu, Osmanlı rölyefleri taşır.

Cumhuriyet'i anlatan kabartmalar taşır.

En üstünde, havada uçarmış gibi gördüğünüz 10 atlı vardır, yüzleri belli değildir, kıyafetleri asker veya sivil değildir, halkın bağrından fırlamış, sıradan ama kahraman evlatlarıdır, Kuvayı Milliye'dir.

Kadın Hakları Anıtı…

Türk kadınını ve kadın-erkek eşitliğini yansıtır.

Kucağında bebesiyle sırtında top mermisi taşıyan, kitap yazan/okuyan, öğretmen, hukukçu, kimyager, fabrikada makine başında çalışan emekçi kadınlarımızı betimler, Türk kadınının seçme seçilme haklarını yansıtan figürler barındırır.

İnsan Hakları Anıtı…

İnsan haklarına açılan bir kapı, bu kapıdan insan haklarına ulaşan bir yol ve toplumun bu yolla demokrasiye ilerlemesini anlatır.

Şehit Diplomatlar Anıtı…

Asala terörüne kurban verdiğimiz, elçilik görevlilerimizin anısıdır.

Anadolu'nun değerleri…

Nasreddin Hoca heykeli var.

Mevlana heykeli var.

Nazım Hikmet Heykeli…

Kaidesinde şu yazar: Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine.

Metin Oktay Heykeli…

Hangi takıma gönül verirsen ver, istisnasız herkesin saygı duyduğu, Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu, İzmir'in delikanlısı, Damlacık efsanesi.

Emekçi Atlar Heykeli…

İzmirlilik kavramını en muhteşem şekilde anlatan, hayvan hakları konusunda dünya çapında değeri olan, gerçekten eşsiz heykeldir.

9 Eylül 1922…

İzmir kurtarıldı, milli mücadele zaferle sonuçlandı.

Ama, İzmir'i kaybetmeyi hazmedemeyenler, şehri ateşe verdi.

Evler, dükkanlar, ibadethaneler, hanlar hamamlar, 25 binden fazla bina kül oldu, İzmir yangını'ndan geriye devasa enkaz bölgesi kaldı.

İzmir'in unutulmaz belediye başkanı Behçet Uz, bu enkaz alanını temizleyip apartmanlar dikmektense, zümrüt gibi ağaçlar dikerek, memleketin en büyük parkını yapmaya karar verdi.

Kısaca “fuar” olarak bildiğiniz Kültürpark'ı yaptı.

Yeterli motorlu araç yoktu, kamyon yoktu, aylar süren hafriyat çalışmaları sırasında binlerce at arabası kullanıldı.

Ve bu hafriyatta çalışan atlardan 168'i öldü.

Kimisi kazada, kimisi hastalıktan, kimisi yorgunluktan can verdi.

Behçet Uz, bu atları asla unutmadı, asla unutulmasın diye anıt yaptırmaya karar verdi, heykeltıraş Şadi Çalık'tan rica etti.

Bronzdan taç şeklinde bir nal ve su içen üç at başı yapıldı.

1936'da Fuar'ın Basmane'ye açılan 9 Eylül Kapısı'na yerleştirildi.

1940'da Hayvanat Bahçesi'ne taşındı.

Emekçi Atlar Heykeli…

Dünyada örneği yok.

Ve şimdi İzmir'e, Buca'ya… Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük köşe yazarı, Türkiye'nin vicdanı Bekir Coşkun'un heykeli dikiliyor.

İzmir hakkında şunları yazmıştı, rahmetli Bekir ağabey…

“Ne zaman bir İzmirli görsem, boynuna sarılıp iki yanağından öpesim gelir.

Elini tutup sormak isterim:

– İyi mi?

– Kim?

– İzmir!

Bu niçin böyledir bilemem.

Ve, ne zaman İzmir'e gitsem aşık olurdum.

Kimseye değil…

Yani aşık olmuş gibi olurum ama, neye aşık olduğumu bilemem.

Gözlerim durup durup dolar.

Neden böyle olurum bilemem.

Ömrümün en uzun ve en keskin aşkını orada yaşadığım ve sevdiğim kadına ‘benimle evlenir misin?' diye orada sorduğum için mi?

Tereddütsüz yanıt vermişti:

Hayır!

O zaman İzmir'den yardım istemiştim.

Körfezinden, dağlarından, Karşıyaka'dan, Toptancı Hali'nden, Kordon'dan, büyülü sokaklarından, nar çiçeklerinden, susamlı simidinden, denize karşı banklarından…

Sonunda İzmir ile ikimiz kazanmıştık.”

Evet… Bekir Coşkun'un aşık olduğu, hayatının sevgilisi Andre'nin elini ilk kez tuttuğu yerdir İzmir, evlenme teklif ettiği şehirdir.

Ve maalesef…

Akp medyası bu güzellikten bile rahatsız oluyor.

“Yola köprüye israf diyorlar, heykel yarışı yapıyorlar” diye manşet atıyorlar.

Akp milletvekili Alpay Özalan, sarayın gözüne girmek için, Bekir Coşkun heykeliyle alay ediyor, “adınızı Cumhuriyet Heykel Partisi yapın da rahatlayın” filan diye tweetler atıyor.

Ve aslına bakarsanız, rahmetli ağabeyim Bekir Coşkun'un meslek hayatı boyunca anlatmaya çalıştığı zaten tam olarak buydu…

Biz bakıyoruz, kültür sanat, vatan sevgisi, cumhuriyet, demokrasi, kadın hakları, insan hakları, hayvan hakları görüyoruz, zeki çevik ahlaklı sporcu görüyoruz, mizah görüyoruz, şiir görüyoruz, aşk görüyoruz.

Bunlar bakıyor, beton görüyor, alçı görüyor.

Etiketler
İzmir Bekir Coşkun Yılmaz Özdil