Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde bir maskeli balo oynandığını ifade ederek, muhalefet partilerinin açılışa davet edilmeyişlerini şöyle değerlendirdi: 27 Mayıs sabahı saat 05:30’da ihtilal bildirisini okuyan Alparslan Türkeş’in kurucusu olduğu partinin genel başkanı var, ama Demokrat Parti yok, demokratlar yok.”

27 Mayıs 1960’ta, emir komuta zinciri dışında gerçekleştirilen bir askerî darbe sonucunda, Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi.

Darbenin 60’ıncı yıl dönümünde, Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başbakan Adnan Menderes’in idama mahkûm edildiği Yassıada, düzenlenen bir törenle, “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla halkın ziyaretine açıldı. Ancak, diğer muhalefet partileri gibi, Demokrat Parti de açılış törenine davet edilmedi…

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, TV5’de yayınlanan “Perde Arkası” programına telefon bağlantısı ile katılarak, Selim Akduman’ın sorularını cevapladı.

Gültekin Uysal, bir soru üzerine Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış törenine davet edilmediklerini söyledi. Uysal, davet edilmeyişlerini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de, “Türkiye’nin içine düştüğü siyasî iklimin tabii bir çıktısı olarak değerlendiriyorum; ama üzüntü verici” dedi.

“Bu projeyle Yassıada’nın yaslı ruhu yok edilmiştir”

Demokrat Parti olarak Yassıada’da uygulanan projenin esasıyla ilgili itirazları olduğunu da belirten Uysal, “Adeta Yassıada’nın ismi, yaslı ruhu yok edilmiş, yaşanan acılara ve anılara saygısızlık edecek mahiyette bir proje geliştirilmiştir. Türkiye’de tarihten devraldığımız her şeyi, her hatırayı, her mirası, şehirleri yok ettiğimiz gibi, maalesef Yassıada’nın da tarihî kimliği yok edilmiştir. Kendi haline bıraksaydık daha fazla orada, yaşanan acılar insanların zihninde bir mânâ bulurdu” diye konuştu.

Uysal, Türkiye’de karpuz gibi ikiye yarılmış bir iklim olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Darbe bildirisini okuyan Türkeş’in partisi orada ama Demokrat Parti yok”

“İktidarın cenahında iktidarın değirmenine su taşımıyor iseniz, kayıtsız ve şartsız iktidarın politikalarını tasvip etmiyor iseniz, ahbap çavuş ilişkileri içerisinde, deyim yerindeyse Meksika sınırı gibi sınırın öbür tarafında yapılan her şeyi onaylamıyor iseniz, maalesef o karede yeriniz yok. Daha da acı veren bir tablo, elbette, 27 Mayıs sabahı saat 05:30’da ihtilal bildirisini okuyan Alparslan Türkeş’in kurucusu olduğu partinin genel başkanı var ama Demokrat Parti yok, demokratlar yok.”

“Yassıada ortak bir değer hâline getirilebilirdi”

Uysal, Yassıada’nın, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu fikrini toplumun her kesimine sirayet edecek şekilde, birbiriyle rekabet eden siyasî partilerin ortak değeri haline getirecek bir bütünleştirme aracı hâline getirilebileceğini ancak bunun yapılamadığını, kendilerinin de bunun üzüntüsü içinde olduklarını ifade etti.

“İktidar, törende bir ‘maskeli balo’ oynadı”

Açılış töreninde adeta bir “maskeli balo” oynandığını ifade eden Uysal, şunları söyledi:

“Türkiye’de önümüzdeki süreçte de daha da derinleştirmek noktasında bir siyasal aklı, siyasal mühendisliği ortaya koymuş başta AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan, onunla beraber Cumhur İttifakı içerisinde bir ortak siyasî akıl var. Sadece Demokrat Parti değil, devlet protokolünün pek çok unsurunu orada gördük. Onlar orada iken elbette devlet protokolü içerisinde Meclis’in ikinci büyük partisinden Meclis’te temsil edilen siyasî partilere, diğer unsurlara, normal bir program içerisinde davet edilir. Ama Türkiye zaten çok sıklıkla ifade ettiğimiz bir parti devletine dönüşmüş, devletle bir siyasî parti aynîleşmiş, bu siyasî partinin geleceği, bekası, bu ülkenin, bu milletin her değerinin, ülkenin bekasının önüne konulduğu için, o partinin öncelikleri cihatinde davranılıyor. O açıdan bakılınca zaten davet edilmedi; ama Demokrat Parti olarak tavrımız, davet edilsek bile, burada uygulanan yanlış bir politikaya, yanlış bir uygulamanın meşrulaştırıcı unsuru olmak istemezdik.”