CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, iktidarın politikalarının uzunca bir süredir sadece ölüm üreten politikalar olduğunu belirterek, “İktidar ölüm vaat ediyor, biz ise yaşam vadediyoruz” dedi.

Son günlerde çığ, deprem, uçak kazası, Suriye’den gelen şehitler ve giderek artan intiharlar nedeniyle ülkenin adeta “ölümün kol gezdiği” bu ülke haline dönüştüğünü kaydeden Erdoğdu, ölümün bu kadar normalleşmesinde, iktidarın ölümü kutsayan ya da basite indirgeyen söylemlerinin etkili olduğunu bildirdi.

İktidarın, “takdir-i ilahi”, “kader”, “vatan sağ olsun” olsun gibi ifadelerle ölümlü olayları geçiştirmeye çalıştığını bildiren Erdoğdu şunları söyledi:

“İktidarın politikaları uzunca bir süredir sadece ölüm üreten politikalar. İktidar yurttaşlarına ‘hayırlı bir ölüm’den başka bir şey vaat etmiyor. Oysa biz vatandaşlara öncelikle hukukun üstün olduğu, adaletli bir gelir dağılımı sağlayan, imkanı olmayanlara asgari ihtiyaçlarını giderecek aile sigortası gibi düzenlemeler getiren, başka ülkelerin içişleri ile meşgul olmayan, savaşların olmadığı, halkın barış türküleri söylediği bir yaşam vaat ediyoruz.” 

POLİS, İKTİDARIN SAVUNUCUSU

Halkın iktidar tarafından güvenlik uğruna ölüme ikna olmak gibi çelişkili ve zor bir seçenekle karşı karşıya bırakıldığını kaydeden Erdoğdu şöyle devam etti:

“Emniyet önlemleri giderek artarken ölümler azalmak şöyle dursun katlanarak çoğalıyor. Emniyetin personel sayısı her geçen yıl artıyor ama örneğin kadın cinayetlerinde herhangi bir azalma yok. 2018 itibariyle toplam 255 bin 974 polis, buna karşılık 144 bin 827 doktor görev yapıyor. Yani, 185 kişiye bir polis, 572 kişiye bir doktor düşüyor. Rakamlar toplum sağlığının ne kadar geri plana itildiğini ortaya koyarken, polisin artık vatandaşı değil, iktidarı savunmak durumunda kaldığını da sergiliyor. Türkiye, iktidarın güvende olduğu ama halkın kendisinin güvende hissetmediği bir ülke haline geldi.” 

Son günlerde yoksulluk ve işsizlik gibi nedenlerle insanların kendini yakarak intihar etme olaylarının arttığına da dikkat çeken Erdoğdu, “TÜİK rakamlarına göre, 17 yılda intihar edenlerin sayısı 50 bin 378. Sadece 2018’de intihar edenlerin sayısı 3 bin 161. Yani hergün ortalama 8,6 kişi hayatına son vermiş. Bunun 2 bin 391'i erkek, 770’i kadın. Yani intiharların yüzde 75’inin evi geçindirme durumunda olan erkek olması, geçim sıkıntısının dayanılmazlığına işaret ediyor. Bu rakamlar, toplumsal bir cinnetin arifesinde olduğumuzun da çok açık göstergesi” diye konuştu.

Yine TÜİK verilerine göre 2018’de bir önceki yıla göre Türkiye’de yoksulların daha da yoksullaştığını, zenginlerin daha da zenginleştiğini kaydeden Erdoğdu, ülkede en zengin yüzde 20’lik kesimin gelirin yüzde 47’sini, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesimin ise toplam gelirin sadece yüzde 6’sını alabildiğine işaret etti. Bunun anlamının Türkiye’deki en zengin yüzde 20’lik grubun gelirinin, en yoksul yüzde 20’lik grubun gelirinin yaklaşık 8 katı olduğunun altını çizen Erdoğdu, “33 Avrupa ülkesi içinde gelir dağılımı eşitsizliğinde de Türkiye 2’inci sırada yer alıyor” dedi.

AÇLIK NEDENİYLE İNTİHARIN SORUMLUSU İKTİDARDIR

İktidarın yüzleşemediği tek şeyin intihar olduğuna işaret eden Erdoğdu, intihar eden kişinin, kendi ölümünde iktidarın krizini açığa vurduğunu vurgulayarak şu görüşleri dile getirdi:

“İntihar eden, çocukları aç olduğu için, işsiz olduğu için ya da çocuğuna pantolon alamadığı için intihar ediyorsa eğer, tüm bunların sorumlusu iktidardır. Yoksulluğun, açlığın, sefaletin intihar sebebi olduğu yerde, iktidar için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Son dönemde artan intihar girişimleri gösteriyor ki, Türkiye toplumsal bir cinnetin arifesindedir. Unutmamak gerekir ki, 2010’da, 26 yaşındaki üniversite mezunu ve sebze satıcısı olan Muhammed Buazizi, seyyar tezgâhına el koyulduğu için kendini yaktı ve alevler hem Tunus iktidarına sıçradı hem de Arap Baharı’nın fitilini ateşledi.”

KRİZİN SOSYAL BOYUTUYLA YÜZLEŞMELİYİZ

Hatay’da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Adem Yarıcı hakkında Valilik’ten yapılan “ölüm sebebi kalp krizi” açıklamasının, sorumluluğu üzerinden atan hükümetin tutumunu gözler önüne serdiğini ifade eden Erdoğdu, “İntiharları ‘bunalım’ ile açıklayan ana-akım medyanın kolaylaştırıcılığında iktidar-sermaye bloku, ekonomik faktörlere bağlı intiharlara karşı sessizliğini koruyor. Bu sessizliğin bozulması için hepimize büyük sorumluluk düşüyor. Krizin yarattığı sorunlar sadece ekonomiyle sınırlı değil, aynı zamanda krizin sosyal boyutuyla da yüzleşmemiz gerekiyor” dedi.