Süheyl Batum, Kanal İstanbul güzergahında arazi aldığı iddiasına ilişkin olarak bölgedeki arsaların babasının vefatıyla kendisine ve kardeşine kaldığı yanıtını verdi.

Süheyl Batum, Kanal İstanbul’a karşı ailece dilekçe verdiklerini belirtip bahse konu topraklarda babası gibi tarım yapmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Yeni Şafak’ın haberinde “CHP genel başkan eski yardımcısı ve milletvekili Süheyl Batum ile CHP PM eski üyesi ve milletvekili Hurşit Güneş'in Kanal İstanbul güzergahında arsa satın aldığı ortaya çıktı. CHP'li vekillerin bölgedeki mal varlığı listesinde, toplam 12 adet gayrimenkulle CHP'li Batum 1. sırada yer alıyor” ifadeleri yer aldı.

Batum, arazilerde 30 yıldan fazladır tarım ve hayvancılık yapıldığını belirttiği açıklamasında şunları söyledi:

“1) Orada kaydı verilen (ve verilmeyen) arsaların tamamı, babam adına kayıtlı ve onun vefatı ile bana ve kardeşime geçmiş arsalardır. Babam, Arnavutköy ilçesine bağlı Haraççı mahallesindendir (eski köyü). Dolayısıyla araziler ya aileden kalma ya da 90’lı yıllardan alınmış tarım arazileridir. Yani ben ve kız kardeşim, birileri gibi, arsa spekülasyonu yapmayız. Burada Kanal İstanbul’u yapacağız deyip, sonra o bölgedeki tarım arazilerini ‘yabancılar almasın diye alıyoruz’ diyen ‘milliyetçilerden(?)’ de değiliz.

2) Daha da önemlisi, babam o araziler de 30 yıldan beri tarım ve hayvancılık da yapardı. Onun vefatından sonra, ben de halen ‘tarım yapıyorum’. Arpa, buğday, ay çiçeği ektiriyorum. Bu husus, çok kolaylıkla soruşturulabilir. Yani yine söylüyorum. Birileri gibi, ‘Kanal İstanbul diye bir ucube yapalım, onun için buradaki tarım arazilerini imara açacağız’ deyip, sonra da nokta atışı ile tam o arsalardan kapatan fırsatçılardan değiliz.

3) Son olarak, babası ve ataları ile ve onların bıraktığı ‘miras ile’ gurur duyan ama bunu, güzel ülkemizin aleyhine olacak bir ‘ranta’ çevirmek istemeyen her onurlu Türk vatandaşı gibi, eşim, çocuklarım dahil herkes, ‘bu felaket proje’ toprağımızı, güzel ülkemizi mahvetmesin diye, karşı imza verdi. E – Devlet kayıtlarından isteyenler görebilir. Yani biz birileri gibi, karar verip, sonra gizli gizli o karara konu olan bölgede arazi satın alanlardan, sonra da ‘bunu örtmeye çalışanlardan’ değiliz. Hiç de olmadık.”