Korkusuz yazarı Can Ataklı, İstanbul'da 31 Mart ile 23 Haziran arasında kayyumun harcadığı paranın tahsil edilmesi gerektiğini yazdı. 

Ataklı, "Çok açık bir gerçek şu ki; İBB'ye kayyum olarak atanan Vali Ali Yerlikaya, tüm yetkilerini aşarak ve sırf bugünkü iktidara yaranmak için belediye adına harcama yapmıştır." dedi. 

İŞTE CAN ATAKLI'NIN YAZISI:

Harcanan para kayyumdan çatır çatır tahsil edilmeli

İktidar birçok büyükşehirde olduğu gibi 31 Mart'ta İstanbul'u da kaybetmişti.
Ancak yenilgiyi hazmedemedi ve seçimlerin tekrarına karar verdi.


Seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu'ndan mazbatası alındı, yerine ise İstanbul Valisi Ali Yerlikaya kayyum olarak atandı.


Kayyum şu demek; “Belli bir malın belli bir süre yönetilmesi ya da belli bir işin yapılması için resmi makamlarca yetkili olarak görevlendirilmiş kimse.”
Kayyum, görevini işin asıl sahibi gelene kadar yönetir.


Bu süre içinde zorunlu harcamaları yapar.
Diğer harcamaları ise yönettiği kuruluşu asıl sahibi gelene kadar ayakta tutabilmekamacıyla kanunla çizilmiş kurallar içine yapabilir.
Oysa İstanbul'a atanan kayyum, hem yetkisini aştı, hem de iktidarın adayı Binali Yıldırım'ın seçilmesi için yüz binlerce lira harcayarak propaganda faaliyetlerine girişti.


İmamoğlu ezici bir zafer kazandığı halde İstanbul'daki yüzlerce bilboard'da, otobüs duraklarının ve metro istasyonlarının reklam panolarında, neredeyse bütün üst geçit ve köprülerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin reklamları hâlâ duruyor.
Bu reklamlarda İmamoğlu'nun “İsrafı önleyeceğiz” sözlerine cevap niteliğinde sloganlar yer alıyor.


“Bilmem kaç tane spor salonu yaptık” diyor örneğin, altına da “İstanbul'a hizmet israf değildir” yazıyor.

Birincisi: İstanbul Büyükşehir Belediyesi böyle bir reklam veremez.
Çünkü bu reklamı yapabilecek olan belediye ortada yok. Yeni seçim yapılmış. Yeni belediye meclisi oluşmuş. Sadece başkanlık makamı seçim tekrarı nedeniyle boş duruyor.


O halde “hangi İBB” bu reklamı verebiliyor?
İkincisi: Belediyeye kayyum olarak atanan kişinin böyle bir masraf için yetkisi yok.
Belediyenin hangi koşullarda ve nasıl reklam vereceği bellidir.


Bu reklamlar için kim nasıl karar vermiş, kime ne kadar ödeme yapılmıştır?
Bu ödemeler hangi kaleme göre gerçekleştirilmiştir?


Çok açık bir gerçek şu ki; İBB'ye kayyum olarak atanan Vali Ali Yerlikaya, tüm yetkilerini aşarak ve sırf bugünkü iktidara yaranmak için belediye adına harcama yapmıştır.


Bu nedenle kendisine mutlaka ve mutlaka “zimmet davası” açılmalıdır.
Bir kayyumun yaptığı yasa dışı harcamalar da belediyenin, dolayısıyla halkın sırtına yüklenemeyeceğine göre, bu para da bizzat bu kişiden tahsil edilmelidir.
Ekrem İmamoğlu “Seçimi nasıl olsa kazandık, ağır yenilgi bunlara ders olur” diye düşünmemelidir.


İktidara yaranmak için halkın cebinden harcanan para kayyumdan çatır çatır tahsil edilmelidir ki bundan sonra hiçbir bürokrat, siyasi iktidara sırtını dayayarak bu tür işlere kalkışmasın.


Türkiye'de hava değişiyor, daha da değişecek. İktidar sarhoşluğu içinde her şeyi yapabileceklerine inananlara ağır bir ders verilmelidir.