Alman gazetecilerin basın kartı uzatma başvurusunun reddedilmesini değerlendiren yabancı gazeteciler, “Bugünlerde günah keçileri olduk. Bu bir susturma girişimidir” diyor.

Üç Alman gazetecinin basın kartlarının uzatılması için yaptığı başvuru reddedildi. Bu gazetecilerden ikisi Türkiye’den ayrıldı. Yabancı gazetecilerin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na basın kartı başvurusu yapması gerekiyor. Bu kart, Türkiye’de görev yapılabileceğine dair resmi izin niteliği taşıyor. Aynı zamanda oturma izni almanın da ön koşulları arasında yer alıyor.

Basın kartı süresi uzatılmayan Almanyalı Gazeteciler Jörg Brase ve Thomas Seibert, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Peki Türkiye’de çalışan yabancı gazetecilerin koşulları zorlaştı mı? Yabancı gazeteciler ülkeyi terk etmek zorunda kalan meslektaşları hakkında ne düşünüyor? Birgün gazetesinden Ekin Akyaz, Le Monde gazetesi muhabiri Marie Jégo ve Alman dergisi Der Spiegel’den Maximilian Popp ile konuştu.

AVRUPA’DA BÖYLE BİR UYGULAMA YOK

2014’ten beri İstanbul merkezli olarak Türkiye’de çalışan Le Monde muhabiri Marie Jego, meslektaşlarının Türkiye’den ayrılmaları ile ilgili olarak “İki iyi profesyonel olarak bilinen Alman meslektaşlarım Jörg Brase ve Thomas Seibert için çok şaşırdım ve üzüldüm. Bu iki reddedilme oldukça sıra dışı. Elbette her devletin, kime akreditasyon vereceğini seçme hakkı vardır. Ancak, Türk gazetecilerin Avrupa ülkelerinde veya ABD’de akredite edilmediğini hiç duymadık. Geri tepebilir ve Türkiye’nin yurtdışındaki imajı için olumlu değildir” diye konuştu.

GAZETECİLER GÜNAH KEÇİSİ OLDU

Yabancı bir gazetecinin kaynaklara ulaşmasının oldukça zor olduğunu belirten Jego, isteklerime cevap bile almadan röportaj rica ettiğim pek çok siyasi isim oldu dedi ve ekledi: “Daha geniş çaptaki problemler ise yalnızca Türkiye’de yaşanmıyor. Tüm dünyada gazetecilere karşı ciddi bir düşmanlık iklimi var. Gazeteciler bugünlerde sevilmez, günah keçileri oldu. Fransa’da da gazeteciler hedef haline geliyor; ülkenin dört bir yanındaki Sarı Yelekliler eylemlerinde gazetecilerin de saldırıya uğradıklarını gördük. Küresel bir nefret var ve bu endişe verici.”

BASIN KARTI, BASKILAMA ARACI

Alman dergisi Der Spiegel’den Maximilian Popp ise meslektaşlarının ülkelerine geri dönmek zorunda kalmalarına çok üzüldüğünü ifade etti. Popp, “Görünüşe göre bu, Türk hükümetinin gazetecileri susturma girişimi” dedi. Türkiye’de son 2,5 yıldır özgürce çalıştığını fakat bu durumun bütün gazeteciler için geçerli olmadığını söyleyen Popp, “Hükümet, basın kartını, gazetecileri bastırmak için bir araç olarak kullanıyor gibi görünüyor” diye konuştu. Türkiye’de gazetecilerin genel olarak yaşadığı sorunlara ilişkin ise “Türk gazeteciler için en büyük tehdidin tutuklanmaları olduğuna inanıyorum. Yabancı gazeteciler için ise en büyük problem, basın kartı” ifadelerini kullandı.