Devrim Gazete Genel Yayın Yönetmeni Tolga Kaan, Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün kurumsal mail adresine, “Türkiye Devlet Fedaileri” imzasıyla atılan ihbar maili sonrası, “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla, ‘şüpheli’ sıfatıyla ifadeye çağrıldı.

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, polis tarafından ifadeye çağrılan gazeteciye, “Herhangi bir siyasi parti, sendika, dernek ve benzeri kuruluşa üyeliğiniz var mı?”, “Devrim Gazete isimli internet sitesi size mi ait? Bu internet sitesini ne amaçla kurdunuz? Bu internet sitesi üzerinden ne tür haberler yapıyorsunuz?”, “Güvenlik güçleri tarafından daha önce gözaltına alındınız mı?”, “Bu zamana kadar kullanmış olduğunuz e-posta ve sosyal medya hesaplarınız hangileridir?” gibi sorular yöneltilerek, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bazı paylaşımların da ‘hangi amaçlarla yapıldığı’ soruldu.

O paylaşımlar şöyle:

SERBEST BIRAKILDI

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla başlattığı soruşturma kapsamında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifade veren Tolga Kaan, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

''POLİSLER BİLE SUÇLAMANIN NE KADAR BOŞ OLDUĞUNUN FARKINDAYDI''

Kaan, kurucusu olduğu gazeteye yaşananları şöyle anlattı: 

“Terör şube tarafından dün telefonla aranarak, ‘bir konu hakkında ifademe başvurulacağı’ belirtilerek karakola çağrıldım. Bugün Emniyet Müdürlüğü’ne gittim. Avukat henüz gelmeden polis memurları, kurucusu olduğum Devrim Gazete ve sosyal medya paylaşımlarımla alakalı bir ihbar sonrası kendilerine gelen Savcılık talimatıyla çağırdıklarını belirttiler.

Ben karakola gitmeden hakkımda araştırma yapılmış, veri toplanmış ancak herhangi bir ‘yasadışı’ örgütle bağlantım olduğuna dair en ufak bir bulgu elde edilememiş. Polisler dahi suçlamanın ne kadar boş ve art niyetli olduğunun farkındaydı.

''DELİLİ BIRAKIN, ÖRGÜT İSMİ BİLE YER ALMIYOR''

Mesele şöyle oluyor; kendisine ya da kendilerine ‘Türkiye Devlet Fedaileri’ diyen kişi ya da kişiler, Osmaniye Emniyet Müdürlüğü’ne, ‘Bu gazete ve kişi terör örgütlerine ideolojik destek sağlıyor’ diye mail atıyor, ‘Araştırılmasını istiyorum’ diyor. Herhangi bir delile dayanmayı bırakın, bir örgüt ismi dahi yer almayan bu mail sonrası savcılık soruşturma başlatıyor ve dosya bulunduğum şehre gönderiliyor, Emniyet’ten ifademin alınması isteniyor. Özetle kim olduğu belli olmayan ancak yayın çizgimizden rahatsız olduğu belli olan biri ya da birileri, sırf bize rahatsızlık vermek, ‘karakola düşürmek’ için böyle bir hamlede bulunuyor.

Yapılan ihbarın, yaptığımız haberlerden rahatsız olan bir ekip tarafından organize bir şekilde yapıldığını düşünüyoruz ancak içeriği bu denli meczupca bir ihbar sonrası, bu memlekette bir gazeteci hakkında soruşturma başlatmak gerçekten akıl alır gibi değil. Basına yönelik bu ve benzeri her hamle, nasıl bir fiili sansür gerçekliğiyle karşı karşıya kaldığımızın da somut delilidir.

Bir yandan söylenebilecek çok şey var, bir yandan da pek bir şey yok. Sadece, bizim ve meslek örgütlerinin açıkça ‘sansür yasası’ olarak tariflediğimiz yasa yürürlüğe girerse neler yaşayabileceğimizi bir kez daha pratik olarak tecrübe etmiş olduk.

Gerçeğin takipçisiyiz. Sermayeye karşı emeğin, emperyalizme karşı bağımsızlığın tarafındayız. Hangi tehditle karşı karşıya kalırsa kalsın; korkmayan, kalemini hiçbir koşulda teslim etmeyen, boyun eğmeyen bir gelenekten geliyoruz.

Asılsız ihbarlarla, soruşturmalarla yolumuzdan dönecek değiliz. İstediklerini alamayacaklar. Tüm okurlarımıza dayanışma iletileri için teşekkürler.”