15 Temmuz darbe girişiminden bu yana henüz ortaya çıkartılamayan FETÖ'nün siyasi ayağı yeniden gündeme gelince, geçmiş dönemlerde FETÖ'ye yazıları ve açıklamaları ile destek veren pek çok isim rahatsızlık duymaya başladı.

Habertürk yazarı Nagehan Alçı da bugünkü yazısında 'siyasi ayak' tartışmalarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ve Türkiye'de demokrasinin olamayacağını anacak "rekabetçi otoriterlik" olabileceğini savundu.

Alçı'nın "FETÖ'nün siyasi ayağı ve tehlikeli gidişat" başlıklı yazısı şöyle:

“Ben demiştim” demek pek sevdiğim bir şey değildir ama bugün bunu yapmaya mecburum.

15 Temmuz’un birinci ayından ber haykırdığım bir tehlike adım adım ete kemiğe bürünüyor. Maalesef haklı çıkıyorum. Haklı çıktığım için çok üzülüyorum.
FETÖ’nün omurgasını teşkil ettiği o korkunç darbe teşebbüsünden sonraki ilk 1 ay Türk siyasetinin olgun göründüğü bir dönemdi.

Ancak 2016 Ağustos ortalarından itbaren başta CHP olmak üzere hem anaakım
muhalefet partleri hem de neredeyse tüm muhalif kalemler “FETÖ’nün siyasi ayağı”,
“FETÖ’nün siyasi ayağı” diyerek Başkan Erdoğan’ın ve AK Parti’nin önde gelen
ismlerinin tutuklanması gerektiğini söylemeye başladılar.

Türkiye’yi uçuruma sürükleyecek ve iktdarı daha çok sertleşmeye zorlayacak şuursuzlukta bir kampanyayı ateşledi anaakım muhalefet. Oysa 15 Temmuz asker darbe teşebbüsünden hemen sonra Meclis’te gerçekten güzel bir ortam vardı.
Bekir Bozdağ ile Özgür Özel arasında bir tartışma hatırlıyorum. Bekir Bey “Valla 2013 öncesi yaptıklarımızdan ötürü biz sizin yüzünüze bakamayız. Siz de 2013 sonrası yaptıklarınızdan ötürü bizim yüzümüze bakamazsınız” demişti. Hem CHP hem diğer muhalefet sıralarından “Haklısın” diye gülüşmeler olmuştu.

Çünkü çok açık ki 2013 öncesi iktdar, sonrasında da TBMM’deki muhalefet ve
muhalif aydınlar da açık ve seçik şekilde Fetullahçılarla işbirliği içinde olmuştu.

DEMOKRATSIZ DEMOKRASİ
Türk siyasetinde prensipler değil sadece karşı tarafı mağlup etme motivasyonu galip
geldiği için bu ülkede gerçek bir demokrasi bir türlü oturmuyor.
Herkes bir bahaneyle karşısındakini btirime derdinde. Hem medyada hem de siyasette durum bu.
Ülkemizde demokrat sayısı o kadar az ki…

“Demokratsız demokrasi” ne kadar olursa, Türkye’de de o kadar demokrasi oluyor. Açıkçası ben zaten seçimsel demokrasi ya da rekabetçi otoriterlik denilen rejmden
bir adım öteye gideceğimize artık inanmıyorum. Yani en azından yakın vadede bu mümkün görünmüyor.

Çünkü “Türkye’de rekabetçi otoriterlik var” diyenlerin çoğunluğu da asla demokrat
değil. Onlar da kendleri için özgürlük ve sevmedikleri için tutsaklık istiyorlar.
Yani intkamcı olmak noktasında sadece ulusalcıları vs suçlamak çok yanlış. Yok
ülkemizde ne özgürlükçü ne demokrat bir ruh! Bunu böyle kabul etmek zorundayız.

EN ÖZGÜRLÜKÇÜSÜ DE AYNI DÖNGÜDE
Kendine özgürlükçü-sol diyen kim dijital medya platformlarına da bakıyorum. Onlar
da kimyaları bozulmuş şekilde “Tayyip Erdoğan FETÖ geçmişinden ürküyor. En
nihayet FETÖ’den cezasını çekecek” gibi yorumlar yapıyorlar.

Bu sözler şuursuzca ve akılsızca söyleyenler 2014-15-16’da “Erdoğan devrilsin” diye Fetullahçılara tam destek verenler. Ya yarın bu isimler de bu işbirliği yüzünden tutuklanırsa ne olacak?

Ben yüksek sesle hayır diye haykıracağım.

Sözcü gibi Cumhuriyet gibi tüm operasyonlarda da öyle haykırdım. Fakat bu şuursuzluğu görüyorum ve korkuyorum…

HAKSIZ VE AKILSIZ BİR İTHAM
Yönelttikler itham hem haksız hem de akılsızca… FETÖ’nün esas hedefi olan ve örgütü bizzat bitiren bir lideri FETÖ’nün siyasi ayağı olarak gösterme çabası adaletten uzak.
Üstelik tartışmayı yanlış ve Türkiye’yi korkutucu bir girdaba sürükleyecek bir
noktaya götürüyor. Öyle olunca da iktidar “Esas siz 17-25 Aralık sonrası üstelik bizim gibi değil bile isteye FETÖ ile ittfak kurdunuz” söylemini güçlendiriyor.

Ben bu minvalde giden “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarının, iki tarafın birbirine
karşı silah olarak kullanacağı bir malzeme olmaktan başka bir şe yaramayacağından
ve bundan da muhalefet cephesnn zararlı çıkacağından maalesef eminim…
Bakın 12 Ekim 2016’da o dönem çalıştığım Milliyet gazetesinde ne yazmıştım…

24 Hazran 2017’de se bu kez Habertürk’te, bu köşede “Maalesef korktuğum gibi
oluyor” başlığıyla aynı tehlikeye yine dikkat çekmiştim…

CHP BU RİSKİ GÖRMÜYOR MU?
Şöyle bitiyor yazı: “CHP’nin açtığı yanlış yolda kendi silahı boomerang gibi kendini
vuracak diye endişeliyim.”

Başkan Erdoğan’ın bugün FETÖ’nün siyasi ayağı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu işaret etmesi söyledklerimin maalesef adım adım gerçekleştiğini gösteriyor.
Sayın Kılıçdaroğlu bu gidişi görmüyor mu, bunun kendisine, partisine ve Türkiye’ye
zarar olarak döneceğini fark etmiyor mu anlamış değlim…

Tartışma bu minvalde ilerledikçe Türkye adım adım kötüye doğru gidiyor...