Odatv- Şarkıcı Sıla Gençoğlu ve oyuncu Ahmet Kural arasında yaşanan şiddet olayına ilişkin açılan dava sona yaklaşıyor.

Pazartesi günü görülecek duruşmada mahkemenin kararını açıklaması bekleniyor.

Şiddet olayının ortaya çıktığı ilk günden bu yana hükümete yakın medya Ahmet Kural yanında saf tutmuştu. Hatta Kanal D’de montajlı görüntüler yayımlanmıştı.

AHMET KURAL’IN AVUKATINDAN DİLEKÇE

Bugün yeni bir haber yayımlandı. Haberde, Kural’ın avukatının mahkemeye dilekçe vererek Sıla'nın olay günü üzerinde olan kanlı gömleğin inceleme yapılmadan teslim edildiğini ileri sürerek inceleme talep ettiği belirtildi.

Kural’ın avukatının mahkemeye sunduğu dilekçede, "Müşteki bir kutu içinde sunduğu eşyaları, büyük bir telaşla ve savcılığın incelemesine dahi fırsat tanımadan alelacele aynı gün iade almıştır. Dolayısıyla bu kıyafetlerin 'kanlı mı, yırtık mı, düğmeleri kopuk mu' olduğunu bilen gören yoktur. Eşyaların adli emanete dahi indirilmeden apar topar alınması bu kıyafetlerde olan veya olması gerekip de olmayan bir durumla açıklanabilir" denildi.

Peki, kararın açıklanmasının beklendiği duruşmaya günler kala Kural neden böyle bir girişimde bulundu?

Öyle ya; soruşturmanın ilk başında Sıla ve avukatı söz konusu gömleği soruşturmayı yürüten savcıya götürmüş, savcı gömleğe gerek olmadığını, dosyada raporun ve fotoğrafların olduğunu söylemişti.

Kural’ın bu son hamlesi, davayı uzatmaya çalışmak, basın aracılığıyla mahkeme üzerinde algı oluşturmaya çalışmak olarak yorumlandı.  

Kural’ın avukatının dilekçesine yanıt Sıla’nın avukatları Dr. Rezan Epözdemir ve Tahsin Bilginer’den geldi. Epözdemir ve Bilginer mahkemeye sundukları dilekçede, Kural’ın avukatının iddialarını tek tek çürüttü.

KANAL D’DE GÖRÜNTÜLER NASIL YAYIMLANDI

Odatv’nin ulaştığı dilekçede, Kural’ın avukatlarının hamlesinin davayı uzatmaya yönelik olduğu, delil olarak ileri sürdüklerinin de gerçeği yansıtmadığı belirtildi.

Olayın ortaya çıktığı ilk günlerde Kanal D’de yayımlanan görüntülere de değinen dilekçede, Sıla’nın avukatları şunları kaydetti:

“Bilirkişi raporuyla tahrif edilmiş olduğu sabit hale gelmiş videonun orijinal olmadığı, üzerinde oynama yapılarak değiştirildiği kabul edilememiş ve buna dayanarak bir takım gerçekdışı beyanlarda bulunulmuştur. Bu nedenle tekrardan kısaca açıklamak gerekmektedir. Kanal D Haber’de yayınlanan, tahrif edilmiş olduğu bilirkişi raporuyla sabit olan video, sanık müdafii Av. Sibel Aydın tarafından Kanal D Haber Departmanına servis edilmiştir. Bu durum, 04.03.2019 tarihli beyan dilekçemizin 3 numaralı ekinde sunduğumuz DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş.’nin 16.01.2019 tarihli müzekkere cevabı ile sabittir. Yani tahrif edilmiş, orijinal olmayan bu görüntüler dosyayı manipüle etmek, kamuoyunda sanığı aklamak ve algı oluşturmak amacıyla haber yaptırılmıştır.”

VİDEO TAHRİF EDİLMİŞ

Yani, Kanal D yönetimi de yazdığı yanıtta yayınlanan videonun kendilerine Kural’ın avukatı tarafından gönderildiği kabul edildi. Bilirkişi ise videonun tahrif edildiği, yani üzerinde oynamalar yapıldığını belirtildi. Sıla’nın avukatları bu durumu şöyle anlattı:

“Eğer sanık müdafii Av. Sibel Aydın tarafından Kanal D Haber’e kendilerinin tahrif ettiği video değil de orijinal video servis edilmiş olsaydı, büyük bir heyecanla yazdıkları ‘Seni bitireceğim Ahmet Kural’ repliğinin ayan beyan yalan olduğu tüm kamuoyu tarafından görülecekti. Zira müvekkilin yüzündeki ekimoz, orijinal videoda şüpheye yer bırakmayacak kadar net gözükmektedir. Tüm bu hususlar tespit edilmiş olmasına rağmen sanık müdafilerinin sunduğu dilekçede sanki kendilerinin hiçbir dahli olmadan Kanal D Haber’de orijinal olan video yayınlanmış gibi ifade edilmeye çalışılması Sayın Mahkemenizi aldatmaya matuf basit girişimler olup dikkate alınmaması gerekmektedir.”

“TAM 1 AY 6 GÜN ÖNCEDEN İLERİYİ GÖRMEK SURETİYLE…”

Dilekçede ayrıca, Ahmet Kural’ın avukatlarının “gömleği teslim etmedi” iddiasına da yanıt verildi:

“Burada ilginç olan ise, sanık müdafilerinin savunmalarında zaman bakımından bir kurgu hatası yapmış olmalarıdır. Sanık müdafileri dilekçelerinde, mezkur kıyafetlerin Savcılıktan iade alınmasının nedeni olarak tanık Hande Kızıl’ın Savcılık ifadesinin üstünü örtmek olduğunu göstermiş, bu nedenle ‘apar topar’ geri aldığımızı ileri sürmüşlerdir. Ancak, sanık müdafileri baştan aşağı polisiye film senaryoları tarzında kurguladıkları savunmalarının bu kısmında son derece amatörce bir hata yapmış, kıyafetlerin iade alınması ile tanığın ifade vermesine ilişkin kronolojik sıralamayı karıştırmıştır. Başka bir deyişle, sanık müdafilerinin iddiasına göre; 07.12.2018 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda tanık sıfatıyla dinlenen tanığın beyanlarının gerçeğe aykırı olması hasebiyle tarafımızca kıyafetler Savcılıktan iade alınmıştır. Fakat, kıyafetlerin Savcılıktan tarafımıza iadesi ise 01.11.2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Tam 1 ay 6 gün önceden ileriyi görmek suretiyle tanığın ifadesinin üstünü örtmek adına kıyafetlerin tarafımızca iade alınmasının mümkün olmadığı izahtan varestedir. Öyleyse, sanık müdafilerinin kurgudan ibaret bir savunması daha çökmüş, bu savunmayı kurgularken harcadıkları mesai boşa gitmiştir.”

UYUŞTURUCUDAN ALDIĞI CEZA HATIRLATILDI

Ahmet Kural’ın avukatlarının dilekçesinde dikkat çeken bir nokta ise Sıla’yı “alkol bağımlısı” olarak gösterme çabasıydı. Kural’ın avukatları, Sıla’nın yoğun alkol kullandığını bu nedenle olay gecesi yaşananları başka türlü algıladığını ileri sürdü.

Bu iddialara Sıla’nın avukatları ise Ahmet Kural’ın uyuşturucu kullanma suçundan aldığı hapis cezasıyla yanıt verdi:

“Sanık müdafilerince, dilekçenin ‘Müştekinin Durumu’ başlıklı 14. maddesinde müvekkili alkol bağımlısı bir kimse gibi gösterme uğraşında bulunularak, alkolün müvekkilin zihninde tahribat bıraktığı, bu nedenle müvekkilin olay gecesi yaşananları başka türlü algıladığı ifade edilmiştir. Öncelikle bu iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu vurgulamakla birlikte sanık müdafilerince bu neviden savunmalar yapılmasının da gülünç olduğunu belirtmek isteriz.

Zira ekte sunduğumuz İstanbul (Kapatılan) 16. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2013/1062 E., 2014/590 K. sayılı ve 29.04.2014 tarihli kararı ile sanık Ahmet Kural hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 Sayılı Kanun ile değişik son haliyle ‘Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak’ başlıklı191. maddesi gereği 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Hal böyle olunca sanığın uyuşturucu kullanan bir kimse olduğu Mahkeme ilamıyla sabit hale gelmiştir. Bilindiği üzere uyuşturucu; normal işleyişini bozarak beyni mekanikleştirmekte, çalışmasını yavaşlatmakta, algıları bozmakta, halüsinasyon görülmesine, sesler duyulmasına sebep olmakta, ayrıca kişide şizofreni gibi birçok nörolojik hastalığın başlamasına neden olmaktadır. Hakeza uyuşturucu kullanan kimselerde ruhsal bozukluklar da meydana gelmekte ve bu durum kişinin olaylara aşırı tepki ve sinirle reaksiyon vermesine sebep olmaktadır. Öyle ki somut olayda sanık, uyuşturucunun kendisinde bıraktığı söz konusu etkiler nedeniyle, müvekkile HUNHARCA ve VAHŞİCE şiddet uygulamasına rağmen yaşananları basit bir itişmeden ibaret sanmakta veya bu şekilde hatırlamaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sinirlerini kontrol edemeyen, öfke kontrol problemi olan sanığın müvekkili anlattığımız şekilde darp ettiği, müvekkile ve ailesine sinkaflı sözler söylediği ve ölümle tehdit ettiği duraksamaya ve şüpheye yer bırakmayacak kadar açıktır.”

KURAL NEDEN ERTELEMEYE ÇALIŞIYOR

Sıla’nın avukatları dilekçelerinin son kısmında, Ahmet Kural’ın avukatlarının taleplerinin reddedilmesini istedi.

Peki, bundan sonra ne olacak?

Pazartesi günü görülecek olan duruşmada, mahkemenin kararını açıklaması bekleniyor. Hukukçular, Ahmet Kural’ın ceza alacağı görüşünde.

Kural’ın ceza alması durumunda 2014’te karara bağlanan ve ertelenen “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” suçundan verilen 10 ay hapis cezasının da ertelenmesi iptal olacak.

Yani Kural bir anda 2 cezayla karşı karşıya kalmış olacak. Kural’ın avukatlarının davayı uzatmaya çalışmasının nedeni, Kural’ın uyuşturucudan aldığı ertelenen cezanın yürürlüğe girmesini geciktirme çabası olarak yorumlandı.