Sevilay Yılman, "Ancak yargının vereceği nihai kararında iki olasılık olduğundan hareketle şunu yazabilirim…Eğer olay başörtülü kadınların anlattığı gibiyse, yani ilk duyduğum gibiyse…O an verdiğim tepkinin arkasındayım…

Aynen şunu diyorum;

“Halt etmişsin sen Deniz Çakır! Kimsenin giyim tarzına filan laf etmeye hakkın yok! Unutma burası artık eski Türkiye değil… Herkesin dilediği yaşam biçimini yaşama hakkı olan yeni Türkiye! Eğer gittiğin mekanlarda başörtülü kadınların varlığı seni rahatsız ediyorsa, onlara Arabistan’a gidin demek yerine bence sen kalk Türkiye’den git!”

Ha ama eğer olay Deniz Çakır’ın ve diğer tanıkların söylediği gibiyse de aynı şeyleri bu kez o başörtülü hanımefendiler için söylüyorum;

“Halt etmişsiniz siz! Evet burası Çakır’ın dediği gibi Arabistan değil, Türkiye! Özgürlükler ülkesi! Dileyen herkesin dilediği gibi yaşama lüksü var bu ülkede! İsteyen alkol alır bu ülkede, isteyen de başörtüsü takar. Eğer gittiğiniz mekanlarda birilerinin alkol alması sizi çok rahatsız ediyorsa o zaman gitmeyin o alkol satılan mekanlara ve ne siz rahatsız olun alkol alanlardan ne de o alkolü alanlar sizden rahatsız olsun!”" dedi.

İşte Sevilay Yılman'ın bugünkü yazısından ilgili bölüm:

Birileri yalan söylüyor ama kim?

Memleket günlerdir oyuncu Deniz Çakır’ın doğum günü kutlaması için gittiği bir mekanda yaşanan olayları konuşuyor.

Ve bildiğiniz gibi bu mesele, alkollü olan Çakır tarafından, “Burası Arabistan mı? Ne geziyorsunuz burada?” diyerek sözlü tacizde bulunulduğu iddia eden 6 başörtülü kadının savcılığa başvurması ile gündeme geldi. 

Doğruya doğru…

Olayı bir gazeteci arkadaşım aktardığında o anda verdiğim tepki, “Halt etmiş hanımefendi!” şeklinde olmuş ve başörtülü kadınların savcılığa müracaatının da çok yerinde bir hamle olduğunu düşünmüştüm.

Ancak sonradan…

Kâh olaya tanık olanların söyledikleri kâh Deniz Çakır’ın bizzat kendi yaptığı açıklamalar ile işin seyri değişti ve mesele bambaşka bir noktaya evrildi.

Güya tacizi yapan Çakır değil, savcılığa; “Başörtümüz nedeniyle bize sözlü saldırıda bulundu” diyerek şikayetçi olan başörtülü kadınlarmış.

Başörtülü kadınlar alkol alan Deniz Çakır ve arkadaşlarının birbirlerinin fotoğraflarını çekerken kendi fotoğraflarının çekildiğinden şüphe duyup, “Bizim fotoğrafımızı çekiyorsunuz!” filan diyerek sözlü sataşmada bulunmuşlar. Sonra da kendilerine hizmet eden garsona alkol alan Çakır ve arkadaşlarından rahatsız olduklarını söyleyip masalarının değiştirilmesini istemişler.

Bunun üzerine de Çakır onların da duyabileceği biçimde, “Benim ne içtiğime ne yediğime niçin karışılıyor! Burası Arabistan mı?” diyerek tepki göstermiş.

Şimdi…

Bu konuda hangi yorumu yaparsam yapayım boşuna yazmış olacağım aslında.

Zira elimizde kimin doğruyu söyleyip söylemediği ile ilgili henüz kesin bir delil yok!

Konu yargıda ve elbette ki yargılamanın sonunda meselenin tüm gerçekliğini de öğreneceğiz.

Ancak yargının vereceği nihai kararında iki olasılık olduğundan hareketle şunu yazabilirim…

Eğer olay başörtülü kadınların anlattığı gibiyse, yani ilk duyduğum gibiyse… 

O an verdiğim tepkinin arkasındayım…

Aynen şunu diyorum;

“Halt etmişsin sen Deniz Çakır! Kimsenin giyim tarzına filan laf etmeye hakkın yok! Unutma burası artık eski Türkiye değil… Herkesin dilediği yaşam biçimini yaşama hakkı olan yeni Türkiye! Eğer gittiğin mekanlarda başörtülü kadınların varlığı seni rahatsız ediyorsa, onlara Arabistan’a gidin demek yerine bence sen kalk Türkiye’den git!”

Ha ama eğer olay Deniz Çakır’ın ve diğer tanıkların söylediği gibiyse de aynı şeyleri bu kez o başörtülü hanımefendiler için söylüyorum;

“Halt etmişsiniz siz! Evet burası Çakır’ın dediği gibi Arabistan değil, Türkiye! Özgürlükler ülkesi! Dileyen herkesin dilediği gibi yaşama lüksü var bu ülkede! İsteyen alkol alır bu ülkede, isteyen de başörtüsü takar. Eğer gittiğiniz mekanlarda birilerinin alkol alması sizi çok rahatsız ediyorsa o zaman gitmeyin o alkol satılan mekanlara ve ne siz rahatsız olun alkol alanlardan ne de o alkolü alanlar sizden rahatsız olsun!”

Anlaştık mı?