"Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi", üç yıllık çalışma ve tartışma sürecinin ardından bir manifesto yayınladı.

Kendilerini, "Sanatın kolektif mücadelesini verir. Kolektif avangard bir birlikteliğin güçlenmesi için çalışır. Resmi sanat sistemi ve sistemin kendisiyle uzlaşmaz. Geleneğin eleştirini yapmaktan çekinmezler" ifadeleriyle tanıtan kolektif, kamuoyuyla paylaştıkları manifestoda 9 maddeye yer verdi.

9 MADDELİK MANİFESTO

'Kim Bu Barbarlar?' ifadeleriyle kaleme alınan manifestoda şunlar yer aldı:

"• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi sanatın özerkliğini savunur ve bu anlayışın mantıksal sonucu olarak kendini otonom bir vaziyet alma hali olarak tanımlar. Kolektif üyeleri tüzüksüz ve resmi olmayan, otonom bir düzeneğin içinde sanat çalışmalarını yürütürler.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi devrimci sanat akımlarının tarihsel mirasını eleştirel bir perspektifle sahiplenir. Avangard sanatın tarihsel birikiminin izinde 'yeni olanı yap!' sloganını her türlü sanatsal üretiminin temel çıkış noktası olarak görür. Gelenekle kurduğu ilişki, toptan bir reddiye ilişkisinden ziyade onu içerip aşmak çabası olarak ifade edilebilir.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi yaşamı sanattan ve sanatı yaşamdan koparan tüm anlayışlarla arasına kalın bir set çeker. Sanatsal üretimlerini gerçekleştirirken bu ilkesel duruşunu muhafaza etmeye özen gösterir.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi, Andre Breton’un 'Dünyayı değiştirmek' dedi Marx; 'Yaşamı değiştirmek' dedi Rimbaud: bu iki slogan bizim için tektir.' anlayışına sahip çıkar.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi toplumsal ve kültürel tüm ilişki biçimlerini sınıflar mücadelesinin perspektifinden yorumlamaya ve değiştirmeye gayret gösteren Marksist kuramı kendine referans alır. Tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadele pratiklerinin yanında kendini konumlandırır. Sınıfsız, sömürüsüz ve devletsiz bir dünya tasavvuru içinden hayatla ilişki kurar.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi sanat ve politika arasındaki ilişkiyi indirgemeci bir şekilde ele alan anlayışları reddeder. Sanatın politikasını önemser fakat sanatı politikanın salt uzantısı olarak görmez. İki ayrı düzlemin eleştirisini kabaca tek bir potada eritmez. Sürrealistlerin “Devrim için Sanatın Bağımsızlığı, Sanatın Nihai Özgürleşimi için Devrim” sloganında cisimleşen tutumunu sahiplenir.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi her türlü kanonlaşma girişimini reddeder. Ana akım kanonu eleştirdiği kadar 'deneysel' kanonu da eleştirmekten geri durmaz.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi rekabeti reddeder dayanışmayı ön plana çıkarır.

• Barbarları Beklerken Sanat Kolektifi 'Burjuvazi pisliktir!' demekten bir an olsun vazgeçmez. Burjuvazinin şu ya da bu kanadı fark etmeksizin onu ve onun çıkarlarının temsilcisi devleti karşısına almaktan geri durmaz."