Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Müjdat Gezen, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısında, Gezi Parkı davaları sürecinde hapsi istenen ve uzun süre önce Galler'e yerleşen oyuncu Memet Ali Alabora ile Rodos'ta buluştuğunu yazdı. Gezen yazısında Alabora'ya, "Memet Ali Alabora, oğlum, gözyaşlarımız mutluluktan; bunlar gidecek sen geleceksin memleketine!" diye seslendi.

Gezen, yazısında, "Gezi’deki ağaçların kesilmesine karşı çıktı. Gitti Taksim Meydanı’na, “Kesmeyin bu ağaçları...” diye haykırdı. Bir tiyatro oyununda oynadı. Bu oyunun, iktidarı devirme işinin provası olduğu iddia edildi. Oysa Memet Ali anayasal direnme hakkını kullanıyordu. Hakkında davalar açıldı. Tehditler aldı. Basın toplantısı yapmadan önce bana gelmişti. Evimiz birbirine çok yakındı. Gitti anlattı meselesini... Sonra Gezi tutuklamaları başladı. Sıra kendisine geliyordu. Yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Gıyabında mahkemeler yapıldı. Güdümlü... İdam cezası olsa onu isteyeceklerdi. Kin, nefret, öfke bir yanda tırmandırılırken, sevgi seli de alabildiğine büyüyordu. Bizim halkımız mağdurun hep yanında olmuştur. O nedenle iktidardakiler hep “mağduru oynamışlardır”. Telefonlaşıyorduk. Görüntülü de görüşüyorduk. Ama hem memleket sevdası hem ana baba özlemi bitmiyordu bizimkinde..." ifadesini kullandı. 

Gezen şunları kaydetti:

"Çok yorgundum... Dostlarımla bir geziye çıktım, biraz dinlenelim, bir arada olalım diye. Canım Kandemir Konduk ve iyi eşi, canım Jale, eşim Leyla, ben ve Mustafa Alabora ile hayat arkadaşı iyi Banu Zeytinoğlu... (Dostlarım iyidir.) Bel fıtığım ve huzursuz bağırsak sendromum tuttu. İnemem gemiden adaya. “İneceksin” diye tutturdular hepsi. Kıvranıyorum, yatıyorum gemide... “İneceksin.” İndim... Onu getirmişler babasını annesini görsün diye ta Galler’den Rodos’a. Karşılaştık. Kim sarılsa ağlıyor... Ben de sarıldım, kucakladım onu, ta küçücük bir çocukken yaptığım gibi... Çok ağladım... “Yakında geleceksin” dedim. Leyla’ya sarıldı. Elif’i sordu... Mustafa tutamadı gözyaşlarını; çünkü babasıydı onun ve ayrılardı. “

Siz bu yazıyı okurken o, bizden ayrılıp annesiyle buluştu. Oradan yine sığındığı Galler’e döndü.  Öyledir. Gelişlerin gidişleri, gidişlerin dönüşleri vardır. O yine çok sevdiği memleketine dönecek. Yakındır. 

"BUNLAR GİDECEK SEN GELECEKSİN MEMLEKETİNE"

Memet Ali Alabora... Oğlum biz seni çok sevdik. Sevmeyenlerinin de olması gerekir. Hayat ve düşünce böyle bir şeydir. Sen iyi bir hayat adamısın. Anneannenin adı gibi. Bak “Hayat”ı da andık... Benim güzel dost annemi... Sen babanın, benim gözyaşlarımıza bakma... Onlar mutluluktan. Seni gördük ya, hayattasın, sağlıklısın ya, şimdilik bu bize yeter. Ama daha sonrası için yetmeeez... Yok öyle yağma. Bunlar gidecek sen geleceksin memleketine. Eee, hayat böyle bir şey işte efendiler. 

"Güle güle size, hoş geldin Memet Ali yazımı yazmak bana nasip olsun"
Güle güle size, hoş geldin Memet Ali yazımı yazmak bana nasip olsun... Yaşayayım, yazayım o yazıyı..."

DAVA SÜRECİ

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin aralarında iş adamı Osman Kavala, gazeteci Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora'nın da bulunduğu 16 sanığın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yargılandığı dava, 18 Şubat 2020'de karara bağlanmıştı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu sanık Osman Kavala'nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatına, firari sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi ve Mehmet Ali Alabora'nın ise dosyalarının ayrılmasına hükmetmişti. Savcılığın yerel mahkemenin kararını istinafa taşımasının ardından İstanbul Bölge Adliye 3. Ceza Dairesi 22 Ocak 2021'de 9 sanık hakkındaki beraat kararını bozmuştu.

Bozma kararının ardından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Nisan 2021'deki duruşmada bu dava ile yakalamalı sanıklar Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi'nin dosyasının birleştirilmesine karar vermişti. Bunun yanı sıra Osman Kavala ile Henri Barkey'in FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin 'Anayasa'yı ihlal' ve 'Devletin gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme' suçlarından İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davanın Gezi Parkı ana davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti.

Öte yandan Gezi Parkı olaylarına ilişkin Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuştu. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava ile Çarşı davası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun belirtildiği kararda, 'örgüt üyeliği suçunun özelliği nazara alınarak, her iki dosyanın birleştirilmesi tarafına gidilmesi, sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma neticesinde beraatlarına karar verilmesinin bozma nedeni sayıldığı vurgulanmıştı.

Davalar verilen bozma kararlarının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmişti.

21 Şubat'ta görülen duruşmada Çarşı davasının Gezi Parkı davasından ayrılmasına karar verildi.