AKP'ye yakınlığıyla bilinen, ancak son dönemde iktidar partisi mensuplarına yönelttiği eleştirilerle öne çıkan Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, ekonomideki gelişmelere değindi. 

"Herkes bütün bu olanlardan ötekileri suçluyor, kimse kendine dönüp bakmak istemiyor. Öfke ve nefret çığ gibi geliyor üstümüze. Varlık içinde yokluk çekiyoruz. İşin bereketini kaybettik sanırım. Çok şeyimiz olsa da, korkularımız sahip olduklarımız kadar çok ve büyük. Gelen günlerin geçen günleri aratmasından korkuyoruz. Çünkü kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyoruz" diyen Dilipak, şöyle devam etti:

'ÜZGÜNÜM ARAPLARDAN BEKLENEN PARA GELMEDİ; BİRİLERİ DE YİNE ESKİ DOSYALARI VE KASETLERİ KARIŞTIRMAYA BAŞLADI'

Üzgünüm Araplardan beklenen para gelmedi. Şimdi iç piyasaya dönecekler. Orada neler olup-bitecek göreceğiz. Birileri de yine eski dosyaları ve kasetleri karıştırmaya başladı. Birileri tehdit ve şantajla vaziyeti kurtarmaya çalışacaktır bu süreçte. Bakalım bu işin sonu nereye varacak."

'HALA HACCA, UMREYE GİDENLERİ DE VAR, YEDİKLERİ HARAMLARIN BU ŞEKİLDE SİNDİRİLEBİLECEĞİNİ ZANNEDİYORLAR'

Dilipak, söz konusu yazısında kendi mahallesine de tepkilerini sürdürdü.

Akit yazarı, "Lale devri çocukları, servete ulaşınca hemen mahallelerini değiştirdiler, hâlâ namaz kılanlar camilerini de. Hâlâ hacca, umreye gidenleri de var, yedikleri haramların bu şekilde sildirileceğini zannediyorlar. Bizim 'Yeşil sosyete'ye yeni bir 'moda ve magazin dergisi' gerekli, Lösemili çocuklar için (!) açık artırmada kürk satışı için. Kınadıklarımıza mı benzemeye başladık ne" ifadesini kullandığı yazısında şunları kaydetti:

"Biliyorsunuz Kürkü bağışlayan hem yüksek maliyetle vergiden düşüyor, hem reklam yapmış oluyor, vergisi bir satış için alan ucuza kürk almış oluyor, satıştan elde edilen gelirden organizasyon giderlerini karşılıyor, kendinize ikramda bulunmuş oluyorsunuz, artanını da Lösemili çocuklara gönderiyorsunuz. 

Anlayacağız Lösemili çocuklar bu işin kandırmacası. Onlar oltadaki yem. 

'BİZİMKİLER DE ÖĞRENİYOR ARTIK BU İŞLERİ'

Bizimkiler de öğreniyorlar artık bu işleri. Eskiden gerek yoktu, ama artık organizasyon şirketleri her türlü hizmet için emrinize amade. Eee zenginliğinizi, güzelliğinizi gösteremiyorsanız ne işe yarar ki. Ama bu yoksullar da görünce kıskanıyor. Onun için sosyete arasında dönüp dolaşacak bir dergi olması gerek ki, rakiplerinizi kıskandırıp çatlatabilesiniz.

Bunların konuşulup, yazılıp çizilmesi, birilerinin canını sıkıyor biliyorum. Bu yazılar onların keyfini, ağızlarının tadını kaçırıyor. 

Şimdi ulu orta bunları göstermeye kalksanız, herkes bir şey diyecek. Fetvasını alsanız da, konuşurlar işte. Zenginle bir araya gelip buluşacak olsa hemen konuşurlar. Derler ki, 'Allah, servet ve iktidar birileri arasında dönüp dolaşan bir meta olmasın' diyor. 

Hani Haşr 7’de buyuruluyor ya '(…) O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.' 

İşte bu birilerini rahatsız ediyor. Aceba tek parti döneminde denildiği gibi, Kur’an-ı Kerim’deki ahkam ayetlerini çıkarsak mı! Hani bunlar çağın icaplarına, ihtiyaçlarına uymuyor, cevap vermiyor da! (Tevbe estağfurullah). 

Onlar bunları akıl ve zekaları ile çalışarak, doğru zamanda, doğru yerde doğru kişilerle beraber oldukları için kazandılar, kime ne!? Öyle değil mi!? 

Hz. Musa’ya karşı Karun da öyle demişti değil mi? 

Kasas 78’i hatırlayın: 'Kârûn, ‘Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir’ dedi'. Ve ayet devam ediyor: 'O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir)'. Sahi şimdi Lale devri çocukları o 'Karun’nun  zihniyet ikizleri, onların dostları ve türevleri' ne diyecekler!?

'YA EVİNİZE GERİ DÖNECEKSİNİZ, YA DA SAPTIĞINIZ YOLDA KAYBOLUP GİDECEKSİNİZ'

Gerçekten burada ötekiler için zor bir durum var. Şimdi onlar bu durumda ne diyecekler. 'Hayır' diyebilirler mi! Bu insanların oyuna, desteğine ihtiyaçları var. Ne olacak bu durumda!

Ya evinize geri döneceksiniz, ya da saptığınız yolda kaybolup gideceksiniz, yolda bulduklarınız yola devam edecek ve aynı kaderi paylaşacaksınız. Karar sizin. Bu karar hepimiz için, hayatımızın belli evrelerinde karşılaşacağımız bir durumdur. Bu tür imtihanlara hazırlıklı olalım ve ders alalım.

'SEVGİ VE MERHAMET YOKSUNU YÜREKLER KASKATI KESİLDİ SANKİ'

Önümüzde zor günler var. İman ve ahlak temelinde bir zaaf yaşıyoruz. İmanı elde tutmanın ateşi elde tutmak kadar zor olduğu günlere yaklaşıyoruz sanki. Haram mal, mülk, makam hayır sağlamıyor kimseye. Tek sorun fakirlik değil, kıtlık, yokluk değil, dövizdeki artış değil. Bakıyorum da akıl ve kalbimiz sanki midemizden daha aç. Ahlaki sefalet iktisadi sefaletten daha büyük. Sevgi ve merhamet yoksunu yürekler kaskatı kesildi sanki. (...)"