Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) dün gerçekleşen Genel Kurulu’nda Başkanlığa Erinç Sağkan seçildi.

8 yıldır başkanlık koltuğunda oturan ve son dönemde eleştirilerin odağında olan Metin Feyzioğlu’nun seçimleri kaybetmesi üzerine çeşitli değerlendirmeler yapılıyor.

"KAYBEDEN YALNIZCA FEYZİOĞLU VE YÖNETİMİ OLMADI"

Gazeteci-yazar Murat Yetkin, TBB seçimini Erinç Sağkan'ın kazanmasına ilişkin olarak, "Kaybeden yalnızca Feyzioğlu ve yönetimi olmadı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakındaki ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yargıya, savuma kanadında da getirmek istedikleri düzen oldu." değerlendirmesini yaptı.

"BEŞTEPE'Yİ ARKASINA ALMIŞ FEYZİOĞLU'NUN KAZANMASI İÇİN..."

Yetkin, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) 5 Aralık seçimlerini koyu Erdoğan karşıtıyken koyu Erdoğan yandaşı olan Metin Feyzioğlu kaybetti. Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan’ın 348 delegeden 182’sinin oyunu alarak Barolar Birliğinin yeni başkanı seçildi.
Bu son derece adaletsiz koşullarda yapılmış, Beştepe’yi arkasına alan Feyzioğlu’nun kazanması için her türlü siyasi önlemin alındığı bir seçimdi.

Hükümet, Meclis’teki AK Parti ve MHP çoğunluğu sayesinde TBB’nin delege yapısından seçim yöntemine dek her şeyi değiştirdi. En yüksek nüfuslu, dolayısıyla en çok avukatın üye olduğu illerin temsil oranları adaletsiz oranda düşürülürken, az nüfuslu illerin temsil oranları artırıldı. Örneğin, 42 avukatın kayıtlı olduğu Bayburt Barosu TBB Genel Kurulunda 4 delegeyle temsil edilirken 47 bin üyeli İstanbul Barosu 13 delegeyle temsil edilir oldu. Barolar bölündü; gerçi pek tutmadı, sadece İstanbul’da ikinci baro kuruldu.Hükümetin Barolar Birliğinde Feyzioğlu’nun 8,5 yıllık başkanlığının devam etmesi için delege ve seçim kurallarını değiştirmesi, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleri için kuralları değiştirme çabasının modeli gibiydi.”

BAROLAR DA TUTMADI GENEL SEÇİMDE TUTAR MI

“AK Parti ve MHP yeni bir seçim yasası üzerinde aylardır uzlaşmaya çalışıyor” diyen Murat Yetkin, yazısını şöyle sürdürdü:

“Barajın MHP’nin isteğiyle yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşürülmesinde dahi kerhen anlaşabildiler. AK Parti seçim bölgelerinin muhalefetin en az vekil çıkaracağı şekilde nüfus/temsil adaletsizliği üzerine yeniden çizilmesinden yana ama bu MHP’nin işine gelmiyor.

Bu yöntem Barolar Birliği seçimlerinde işe yaramadı; bütün zorlamalara rağmen yaramadı.

Zorla güzellik olmadı. Zor, oyunu bozdu da denebilir.

Hükümet, Barolar Birliği seçim kurallarını değiştirerek savunma hakkını de siyasi iktidar güdümüne çekmek istedi. Tutmadı. Şimdi aynı yöntem siyasi iktidarı bırakmamak için devreye alınmak isteniyor. Tutar mı? Üstelik halkın ciddi geçim sıkıntısı krizi yaşadığı bir dönemde tutar mı?

Erdoğan’ın Çin modeli diye dile getirdiği ucuz işgücüne dayalı ihracat modelinin, en geç 18 Haziran 2013’te yapılması gereken seçimlere dek halkın oy rengini değiştirecek sonuçlara yol açması, bugünü de aratacak siyasi baskı ortamına bağlı görünüyor. Muhalefetin, medyanın daha da susturulmaya çalışacağı bir baskı ortamı gerekiyor.

Bu çok riskli bir zorlama. Tutsa da hem ülkeye hem halka çok pahalıya mal olabilir. Bu korku filmini yeterince görmedik mi?

"ERDOĞAN İMZASIYLA DANIŞMANLIK KADROSU AÇILMASI ŞAŞIRTMAZ"

Feyzioğlu’na gelince…

Feyzioğlu’na Erdoğan imzasıyla danışmanlık kadrosu açılması, ya da bir devlet kuruluşunda yönetim kurulu üyeliği verilmesi muhtemelen kimseyi şaşırtmayacaktır. Bu Türkiye Barolar birliğini bölmesinin ödülü olur ama artık işlevi kalmadığı için bir kenara bırakılması ihtimali de yabana atılmamalı. Tarih örnekleriyle dolu.”