Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın 2 ay önce çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak "Ali Erbaş kimin evine gittiğinin farkında mı?" diye sordu.

Pehlivan'ın yazısından ilgili bölüm şöyle oldu:

Diyanet’in ilkeli ve liyakatli olduğu iddiasındaki sendikası, Yılmaz Özdil’i hedef aldı. Özdil’in camilere sokulmaması ve cenaze namazının kıldırılmaması istendi. İlgisiz her konuya karışmaya bayılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise kendisini ilgilendiren bu açık tehdide karşı sessiz. Yani kendisini eleştiren bir gazetecinin camiye girmesine ve cenazesinin kaldırılmasına karşı çıkıyor.

Bunu düşünürken bir fotoğraf düştü önüme...

İki ay önceye ait.

AKP Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Ali İnci sosyal medya hesabından şu mesajla paylaşmış:

“Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş ile vefat eden Bayram Halil ağabeyimizin oğlu Osman Halil’in evinde taziye ziyaretindeyiz. Rabbim bütün ölmüşlerimize rahmet eylesin.”

Ne güzel!

Güzel de...

Yılmaz Özdil’i musalla taşından bile kovanlara ağzını açmayan Diyanet İşleri Başkanı, kimin evinde taziye ziyaretinde olduğunu gerçekten biliyor mu?

Ben yazayım. Belki çalıştığı yerden sormuş olurum:

Mesela Ali Erbaş, dualar okuduğu o evde 2014’te yapılan bir aramadan haberdar değil mi?

O eve arama kararı veren savcı için bizzat Osman Halil’in “anasını avradını” diye başlayan küfürlerini bilmez mi?

Aynı ismin, görevini yapan jandarma mensuplarına ve onların ailelerine çok ağır hakaretler ettiğini hiç mi duymadı?

Elinde silahla jandarmanın üstüne yürüyerek “En büyük komutan benim, hepinizin kafasına sıkacağım” dediğini fısıldayan da mı olmadı?

Ali Erbaş, daha fazlası için açsın Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015’te verdiği kararı. Orada Osman Halil’in kamu görevlilerine hakaretten ve ruhsatsız silah taşımaktan aldığı hapis cezalarını görsün.

Yetmiyorsa, Diyanet’in çok yakın olduğu yargı sisteminden Osman Halil’in adli sicilini çıkarsın.

Ve evine taziyeye gittiği ismin 20’den fazla sabıkası olduğunu okusun.

Ne safım! Sakaryalıdır Ali Erbaş, bunların hepsini bilmez olur mu?

Bilmez olur mu, Osman Halil’in sözde tabanca kabzesiyle vurarak oğlunun kafatasını çatlattığını? Bilmez olur mu, bundan dolayı “adam öldürmeye tam teşebbüs” suçlamasıyla cezalandırıldığını?

Peki, aynı ismin jandarmaların üstüne yürürken “Cebinize parayı ben koyuyorum” demesinin sırrı neydi?

Ne yani, hukuksuz işlerini örtmesi için Osman Halil’in bir Fethullahçı jandarma komutanına rüşvet verdiği iddiasının itirafı mıydı bu?

Neyse, o kadarını da Ali Erbaş anlatsın!