Murat Muratoğlu: Kaldırdıysa ayıp etti; tam da kavun, karpuz mevsimi…

Sözcü gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde 2021 yılı yerleştirmesinde alınacak 21 bin öğrencinin 10 binlik kısmının yabancı uyruklu kişilere ayırmasını köşesine taşıdı.

Murat Muratoğlu: Kaldırdıysa ayıp etti; tam da kavun, karpuz mevsimi…

Sözcü gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, bugün kaleme aldığı yazısında Dokuz Eylül Üniversitesi'nde 2021 yılı yerleştirmesinde alınacak 21 bin öğrencinin 10 binlik kısmının yabancı uyruklu kişilere ayrılmasını yorumladı.

Murat Muratoğlu, "İktidarın üniversitelere biçtiği rol Türkiye'nin demografisini değiştirmeye kadar geldi." değerlendirmesinde bulundu.

Murat Muratoğlu'nun "Bir mülteci üniversitesi eksikti!" başlıklı yazısı şöyle oldu:

Hey gidi Türkiye'nin gözde üniversiteleri arasında yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi… Ne hale geldi… Rektörü, Nükhet Hotar… Uluslararası akademik çalışma sayısı; sıfır… En azından ben rastlamadım. Belki de gizli saklı vardır.

2002 yılında siyasete girerek, Adalet ve Kalkınma Partisi'nde 14 yıl boyunca Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü… Oradan hop üniversite rektörü…

★★★

Bence en büyük başarısı unutulmaz icraatı ciddi ciddi “tıp fakültesinin” içerisinde “manav” açması…

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın “himayelerinde…“ diye başladı “vatandaşlarımızın evlerine uygun fiyatlarla meyve sebze götürmelerini sağlayan girişimlerine destek olacak fakültede manav uygulaması…” diye devam etti.

Üzerinden iki yıl geçti. Sahi ne oldu o manava? Duruyor mu hâlâ? Erdoğan himayesindeydi… Kaldırdıysa ayıp etti. Tam da kavun, karpuz mevsimi…

★★★

İzmir'de bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi'nin yabancı öğrenci kontenjanı bu yıl iki yıl öncesine göre tam 41 katına çıkartarak 10.165 olarak belirlendi.

Bunun anlamı 2021 yılı yerleştirmesinde alacağı 21 bin öğrencinin 10 binlik kısmı yabancı uyruklulara ayırdı.

Okul böyle bir alt yapıya sahip mi? Metrobüs kıvamında takılacaklar belli ki!

Hazır yakalamış yabancı adı altında mülteci müşterileri… Artık kampüslere açar bir nargile cafe, seri köz getirirse, para basar tamamlar eksikleri…

★★★

Peki, nereden anlıyoruz mültecilerin müşteri olarak hedeflendiğini? Açılan bütün bölümlerde Türkçe eğitim veriyorlar. Okulda açılmış herhangi bir Türkçe hazırlık sınıfı yok.

Demek ki hedef kitle hali hazırda Türkiye'de bulunan, çat pat da olsa Türkçe bilen mülteciler…

★★★

Türk gençleri üniversite sınavlarında soru yerine boru ile karşılaşınca çözmek için akla karayı seçiyorlar. Aylarca çalışıyorlar. Psikolojilerini ve gençliklerini feda ediyorlar. Birbirleri ile yarışıyorlar.

Oysa yabancılar ayrı bir sınava giriyor. Yanlışlar, doğruları bile götürmüyor. İlköğretim öğrencilerinin bile zorlanmayacağı temel öğrenme becerilerini ölçen biyoloji, fizik, kimya, tarih ve coğrafya sorularının bulunmadığı bir test… Aldığı puana göre öğrenci kabul et. Bu mu adalet?

★★★

Bu devlet üniversitesi… Kriterleri belli… Genel sınavla yeterli puanı almak ve kontenjan dâhilinde bölümlere yerleştirilmek. Özel üniversite olsa istersen Türk öğrenci alma… Bana ne?

Lakin bu durum mevcut zihniyeti göstermesi açısından önemli… İktidarın üniversitelere biçtiği rol Türkiye'nin demografisini değiştirmeye kadar geldi.

“Faiz düşürülecek” sinyalini kime verdi?
Ders almak gibi bir niyetleri yok. Ekonomi yattığı yerden kalkamıyor. Hâlâ iyiyiz, güzeliz muhabbeti…

Ver dopingi… Bas adrenalini… Nasıl? Faizleri düşür dağıt krediyi… Yemişim bütçeyi! Açsalar kesenin ağzını… Kese boş çıkacak iyi mi?

★★★

Bu durumda ne yapılır? Ya para basılır ya da bankalara siz kredi verin kefili benim denir. “Ödeyemezlerse ben ödeyeceğim” garantisi verilir.

Daha önce ikisini de yaptılar. İkisinin de sonu iyi bitmedi. Zira kapasite meselesi… Ellerinde bir tek çekiç olunca onlara göre her şey çivi…

★★★

Erdoğan faizlerin düşürülmesi gerektiğini söylerken, “Buradan bir yerde ben de sinyalimi belirli yerlere vermiş oluyorum!” derken kimi kast etmiş olabilir?

★★★

Muhtemelen İstatistik Kurumu ve Merkez Bankası… İstatistik Kurumu enflasyonu kalem oyunlarıyla hızlıca düşürecek, Merkez Bankası, bakın işte enflasyon düşüşte diye faiz indirecek.

Garantili kredi vermek bankaların canına minnet… Var mı böylesi? Biliyorlar ki kredilerin yarıya yakını batacak. Batanı gidip devletten alacak.

Alınan üç kuruşluk kredi ile işini büyüten numunelik şirket dahi yok. Ya maaşlar ödeniyor ya işletme sermayesine katılıyor. Çoğu da vadesi gelen önceki kredilerin ödemesine gidiyor.

★★★

Kredi Garanti Fonu, Değer Kredisi, Can Suyu Projesi, Kobi Destek Paketi, İvme Finansman Paketi… Neye yaradı hangisi? Öncesinde ekonomiyi düzeltmeyi denedin mi?

İyi de, adama sormazlar mı; “Ekonomi iyi gidiyorsa bu destek paketleri niye?”, “Neden bu borçlar ödenmiyor?” diye… Bugüne kadar soran olmadı. Herkes alkışladı. Açılan paketleri koyacak yer kalmadı!

Etiketler
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğrenci Şile Üniversite Murat Muratoğlu