Eski Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı ve eski Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı Murat Karayalçın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “Kanal İstanbul” nedeniyle başlatılan ön inceleme gerekçesinde kullanılan “Devlet Projesi” tanımına tepki gösterdi. 

Cumhuriyet'ten Sefa Uyar'ın haberine göre, Anayasa’da, yönetmeliklerde, genelgelerde “devlet projesi” diye bir kavram olmadığına dikkat çeken Karayalçın, “Dolayısıyla ‘Devlet Projesi’nin tanımı da yok. ‘Devlet Projesi’ diye bir kavrama göndermede bulunarak yerel yönetimleri ve bazı belediye başkanlarını suçlamanın da zemini olamaz. İçişleri Bakanlığı’nın olmayan bir kavramı kullanmasını hayretle karşılıyorum. Önce böyle bir kavram var mı bunu incelesinler” dedi. 

Mevzuatta “kamu yatırım projeleri” olduğunu söyleyen Karayalçın, “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol” başlıklı yasanın, kamu yatırım projeleri ile ilgili süreçleri düzenlediğine ve yasanın yürürlükte olduğuna işaret etti.

‘HAYALET PROJE’

Türkiye’nin her yıl yaklaşık olarak 3 bin kamu yatırım projesi olduğuna ve projelerin alan olarak çeşitlilik gösterdiğine dikkat çeken Karayalçın, “Bu projelerin her birinin bir proje numarası alması gerekir. Yatırım programına böyle girerler ve bu numara üzerinden izlenirler. Bu 3 bin proje içinde ‘Kanal İstanbul’ diye bir proje var mı?

‘Kanal İstanbul’ ile bağlantılı yan yol, kamulaştırma projesi gibi projenin bütününün dışında ama ‘Kanal İstanbul’ adını da bir şekilde taşıyan bazı projeler olabilir ama gördüğüm kadarıyla şimdiye kadar ‘Kanal İstanbul’ diye bir proje burada yer almadı. Yer aldıysa bile kamuoyuyla paylaşılmadı” dedi. 

Karayalçın, “Kanal İstanbul” adlı bir projenin 2021 bütçesinin içinde yer alıp almadığının da açıklanması çağrısında bulunarak, “Varsa büyüklüğü ne kadar? Kaç para? Nasıl yapılacak? Bu ortaya koyulmalı. Bu, hayalet proje. Adı var ama kendisi yok. Şehir efsanesi gibi değişik miktarlar söyleniyor” ifadelerini kullandı.

‘KARARA SAHİP ÇIKIYOR’

Bütün illere, 1/100.00’lik çevre düzeni planı hazırlanması görevi verildiğini, büyükşehirlerde bu planın büyükşehir belediye meclisi tarafından karara bağlandığını aktaran Karayalçın, “Kadir Topbaş zamanında 500 uzman tarafından İstanbul’un 1/100.000’lik çevre düzeni planı hazırlandı. Topbaş tarafından İBB Meclisi’ne sunuldu. Meclis de bunu oybirliği ile onayladı” dedi. 

Bu planda, “Kanal İstanbul” diye bir proje olmadığını ve 3. havalimanının bulunduğu yere ilişkin öngörü bulunmadığını vurgulayan Karayalçın, planda, “İstanbul’un, kuzey-güney istikametinde İstanbul’un akciğeri olan ormanlarının ve su kaynaklarının olduğu gerekçesiyle kentin kuzey-güney yani Karadeniz ve Marmara arasında genişlememesi gerektiğinin yer aldığını” belirtti. 

Karayalçın, “Buna rağmen 3. havalimanı yapıldı, şimdi ‘Kanal İstanbul’ geliyor. Merkezi yönetim bu kararı deliyor. İBB Başkanı bu plana sahip çıkıyor, oybirliğiyle kabul edilmiş bu plana sahip çıkarak bunun yanlışlığını söylüyor. 

İBB Başkanı’nın ‘Kanal İstanbul’a karşı çıkması doğrudur. Yasaların büyükşehir belediye başkanına verdiği bir yetkiyi kullanıyor. ‘Buna karşı çıkamazsın’ denilemez” ifadelerini kullandı.

‘AYM’YE TAŞINMALI’

Karayalçın, merkezi yönetimin, yerel yönetimler üzerindeki “vesayet” yetkisine de işaret ederek, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), “devletin asli ve sürekli hizmeti kapsamında değerlendirerek, belediye hizmetlerinin özelleştirilmesine olanak sağlayan maddeyi iptal ettiğini” ve “merkezi yönetim, kendisini yerel yönetimlerin yerine koyarak vesayet yetkisini kullanamaz” kararı bulunduğunu anımsattı. 

Karayalçın, “Burada da vesayet yetkisinin kullanımıyla ilgili AYM’nin yaklaşımına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu konu da idare mahkemesi üzerinden AYM’ye taşınmalı” dedi.

ÖN İNCELEME BAŞLATILDI

Bakanlığın, Kanal İstanbul için “Devlet Projesi” tanımını kullanması ve belediyeler üzerinde uyguladığı “vesayet denetimi”nin kapsamı tartışmaya neden oldu. 

İçişleri Bakanlığı, Kanal İstanbul’a karşı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal kimliğinin kullanılarak afişler bastırılması ve şehrin farklı yerlerine astırılması nedeniyle ön inceleme başlatıldığını belirtmişti. 

Açıklamada, “belediyelerin idari vesayet denetimine tabi olduğu” aktarılırken, “‘Ya Kanal Ya İstanbul’ şeklinde bir afişle uluslararası hukuk boyutu bulunan, siyasi alana taalluk eden ve ‘Devletin Egemenlik Yetkisi’ne ilişkin bulunan bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkmanın idarenin bütünlüğü ilkesine ve hukuka aykırı olduğu” kaydedilmişti.