Özdil: Gerçeklere maske takmaya çalışan Sağlık Bakanı açıklamıyor, birini ben açıklayayım

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü köşesinde, dünyayı sarsan koronavirüs salgını kapsamında alınan tedbirlerden biri olan 65 yaş ve üstü vatandaşların sokağa çıkma yasağına ilişkin eleştirilerde bulunarak, salgından bir vatandaşın yaşını açıkladı.

Özdil: Gerçeklere maske takmaya çalışan Sağlık Bakanı açıklamıyor, birini ben açıklayayım

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü köşesinde, alınan koronavirüs önlemlerine ilişkin bir yazdı kaleme aldı.

Özdil, söz konusu önlemler kapsamında getirilen 65 yaş ve üstü vatandaşların sokağa çıkma yasağını "iki yüzlülük" olarak nitelendirdi.

"Vaktinde almadığın önlemlerinin, ihmallerinin, göz göre göre hatalarının, siyasi günahlarının bedelini 65 yaş üstündeki insanlarımıza fatura edeceksin öyle mi? Gerçeklere maske takmaya çalışan sağlık bakanı açıklamıyor. Birini ben açıklayayım…" diyen Özdil, İzmir'de koronavirüsten ölen vatandaşlardan birinin 45 yaşında olduğunu açıkladı.

Özdil yazısında şunları kaydetti:

Aile büyüklerimizi çok severiz.

Pek sayarız.

Bayramda seyranda bütün akrabalar ihmal etmeyiz, sarılırız, ellerinden öperiz.

Amcalarımız baba yarısıdır, teyzelerimiz anneden farksızdır, dayılarımız halalarımız, aman yarabbi, can ciğer kuzu sarmamızdır, enişteler abi gibidir, gelinler öz kızın olsa bu kadar sevilir, dünyada aile büyüklerine böylesine bağlı bir başka millet yoktur.

Dede bi ölür kardeşim…

İki tane osuruktan halı yüzünden bütün sülale mahkemelik olur!

Bütün makyaj dökülür.

Mazallah ev, arsa filan kaldıysa, miras davası kan davasına dönüşür.

Dünyada miras yüzünden en fazla akraba vuran millet, bu millettir.

“Bunak bu” diye anasını mahkemeye veren evlat mı ararsın, “üç aylığımı çalıyor” diye torununu savcılığa veren babaanne mi… Kayınçonun saçını başını yolan yenge, baldıza tüküren elti, görümceyi yumruklayan bacanak, takılarla kaçan gelin, adliye önünde bayılan kaynana… Dünyada bizim kadar aile büyükleriyle mahkemelik olan bir başka millet yoktur, “cenazeme bile gelmesin” filan.

Sayın ikiyüzlü ahalimizin “büyüklere saygısı” aslında budur.

65 yaşındakilere sokağa çıkma yasağı getirilmesi de, aslında budur.

Dünyanın en saçma kararı olduğu için, bütün dünyada sadece Türkiye'de uygulanıyor. Maalesef, bir de Azerbaycan'da.

(Öncelikle, bu 65 yaş nereden çıktı diye merak ediyorsanız…

Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği yaşlılık sınırı'dır.

Ama aslında, hastalıkla sağlıkla filan alakası yoktur, sadece nüfus istatistiğinden ibarettir.

2012 yılına kadar, yaşlılık sınırı 60'tı.

Dünyada ortalama ömür uzadığı için, 2012 yılında, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 65'e çıkarıldı.)

(Yani aslında, 50 yaşındaki veya 60 yaşındaki kişilerin, 65 yaşındaki kişilerden daha sağlıklı olduğunu falan göstermez… Sadece dünya nüfusunun ömür süreleriyle alakalı istatistiktir.)

(Sayın hükümetimiz, yaşlılık sınırının 60'tan 65'e çıkarılmasının hemen üstüne atlamıştı.

Çünkü, bu sayede emeklilik yaşını ileriye öteleyerek, kağıt üstünde “zengin olduk” palavraları yaratmıştı.

Yaşlılık sınırının 65'e çıkarılması, emekli maaşı vermeden, milleti beş sene daha fazla çalıştırmak için sömürü fırsatı olarak kullanılmıştı.

“Akp'nin sağlık politikaları sayesinde Türk halkının ömrü uzadı” yalanları bile yazılmıştı.)

(65 yaş kavramı, sadece nüfus istatistiğidir.

50'li 60'lı yaşların daha sağlıklı olduğunu göstermez.

30'lu 40'lı yaşların hastalıktan muaf olduğunu asla göstermez.)

İstanbul büyükşehir belediyesi seçiminde, aynı sandığa atılan dört oy pusulasından üçünün geçerli, birinin sahte kabul edilmesi ne kadar akla mantığa aykırıysa… 65 yaşındaki vatandaşları eve kapatıp, 65 yaşından küçük vatandaşları sokağa salmak, o kadar akla mantığa aykırıdır.

Farzedelim, baba 65 yaşında, anne 64 yaşında, aynı evde yaşayan çocuklar 30 ve 27 yaşında… Çocukların moda tabirle “home office” çalışma imkanı yok, mecburen işe gidiyorlar, market-pazar alışverişini anne yapıyor.

Aynı sandıktaki dört oy.

Aynı evdeki dört insan.

Sadece 65 yaşındaki vatandaşı “sorunlu” gören zihniyetin, hiç mi kafası çalışmıyor kardeşim?

İşine gidemeyen vatandaşlarının maaşını hükümet olarak karşılamamak için, elektrik su paralarını ödememek için, insanların kredi borçlarını ertelememek için, resmi olarak sokağa çıkma yasağı ilan etmeyeceksin, saldım çayıra diyeceksin…

Sonra da “biz üstümüze düşeni yapıyoruz, bizim hiç kusurumuz yok, hep bunların yüzünden oluyor” diyerek, 65 yaşındakileri “öcü” olarak göstereceksin öyle mi?

İşler yolundayken, bayramda seyranda hayırlı evlat pozlarına bürünüp, dualarıyla beraber oylarını kapmak için, ellerini öpeceksin, saygıda kusur etmeyeceksin, örf adet anane ayaklarına yatacaksın…

İşler biraz sarpa sarınca, uzak durulması gereken, izole edilmesi gereken virüs muamelesi yapacaksın öyle mi?

Özellikle kritik eşiğin aşıldığı şehirlerde, toplumun tamamına sokağa çıkma yasağı getirmen gerekirken, hâlâ algı operasyonuyla uğraşacaksın…

Vaktinde almadığın önlemlerinin, ihmallerinin, göz göre göre hatalarının, siyasi günahlarının bedelini 65 yaş üstündeki insanlarımıza fatura edeceksin öyle mi?

Gerçeklere maske takmaya çalışan sağlık bakanı açıklamıyor.

Birini ben açıklayayım…

İzmir'de hayatını kaybeden vatandaşlarımızdan biri henüz 45 yaşındaydı.

Yazı için tıklayınız

Etiketler
Koronavirüs Türkiye Salgın Sokağa çıkma yasağı Yılmaz Özdil