Sözcü yazarı Yılmaz  Özdil, tüm dünyada tedirginlik yaratan ve birçok ülkede ölüme yol açan koronavirüs konusunda kritik bir soruyu gündeme getirdi.

20. yüzyılın başındayaşanan ve yaklaşık 100 milyon insanın hayatını kaybettiği İspanyol gribinin adının uygulanan sansür nedeniyle İspanyol gribi olarak adlandırıldığını hatırlatan Özdil, iktidarın bugünkü yaklaşımının da farklı olmadığının altını çizdi.

Özdil'in "Çin virüsü Türkiye’ye bulaşmış olabilir mi?" başlıklı yazısında ilgili bölüm şöyle:

Mustafa Kemal… 1919 yılı şubat ayında, yani Samsun'a çıkmadan sadece üç
ay önce, İspanyol gribi'ne yakalandı.

Yüksek ateşle yanıyordu.

Arkadaşı, doktor Refik Saydam nezaretinde bir ay yattı.
Mustafa Kemal o gün gripten ölseydi, bugün Türkiye Cumhuriyeti yoktu.

Ve, benim açımdan…
Yani profesyonel iletişimci olarak, İspanyol gribinin en önemli tarafı, İspanyol
gribinin aslında İspanya'yla alakasının olmamasıydı!

İlk kez ABD'de New Mexico'da tespit edilmişti.
Oradan, tüm dünyaya sıçramıştı.
Birinci Dünya Savaşı nedeniyle, Avrupa basınında ağır sansür uygulanıyordu.

Gazeteleri savaş propagandası için kullanan Avrupa devletlerinin
hükümetleri, kitlesel ölümlere yolaçan salgının haber yapılmasını
yasaklıyordu.
Akıllarınca “sorunsuz, güçlü devlet” imajlarını koruyorlardı.
Afrika'nın ilkel kabilelerinden, kutuplardaki eskimo köylerine kadar, kırıp
geçirmediği coğrafya kalmamıştı ama, Avrupa basını yazmıyordu!

Bütün Avrupa'da sadece İspanyol basını yazıyordu.
Çünkü, İspanya dünya savaşına katılmadığı için, sansür yoktu.

Avrupa milletleri başlarına gelen felaketi İspanyol gazetelerinden öğrendiği
için, “İspanyol gribi, İspanyol nezlesi” denilmişti!

Yani…
Şüphesiz ki, o günkü tıbbi imkansızlıklar insanların gripten ölmesini bugünkü kadar önleyemezdi ama, İspanyol gribinin dünya tarihinin en ağır salgını olmasının temel sebeplerinden biri, sansürdü.

Gerçekleri örtbas ettiler, insanlardan sakladılar.
İnsanların çok daha fazla ölmesine sebep oldular.

Tıp dünyası, İspanyol gribinden ibret aldı, dersler çıkardı.
Kamu sağlığı stratejilerinde milat oldu.
Sağlık sistemlerinde devrimler yapıldı, ücretsiz tedavi gibi, köylere sağlık ocağı gibi, devletin vatandaşa bakış açısı yeniden dizayn edildi.
Koruyucu önlemler vizyonu gelişti.

Peki, politikacılar ve basın ibret aldı mı?

Şu Çin virüsü mesela…
Rusya'dan haberimiz var.
Yunanistan'dan haberimiz var.
Gürcistan'dan haberimiz var.
Irak'tan haberimiz var.
İran'dan bile haberimiz var.
Peki, Türkiye'ye bulaşsa haberimiz olur mu?

Şehidimizi bile milletten saklamaya çalışan zihniyet, virüsü millete söyler mi?