Alara'nın arkadaşları, verdikleri ifade, Alara'nın H.A.G'den kurtulmak istediğini belirtti. Yaşanan olayın hemen ardından ise Alara'yla aynı odada bulunan H.A.G serbest bırakıldı.

Alara’nın dayısı Gencer Gündüz, “Soruşturma savcısı konuşmaya ‘Kızın o saatte ne işi var odada’ cümlesiyle başladı” dedi. Alara’nın arkadaşı Merve Yeşilyer, “O gece ne oldu diye sormak değil adalet istiyoruz” ifadesini kullandı.

BirGün'den Dilan Esen'in haberine göre Alara’ya ait otopsi raporu, olaydan 8 ay sonra savcılığa sunuldu, genç kadının bu akademisyenden kurtulmak istediğine dair ifadeler dosyaya girdi. Ancak savcılık tüm bunları yetersiz bularak ‘Sorumluluğu yoktur’ diyerek dosyanın tek şüphelisi akademisyen H.A.G.’ye dava açmadı.

Alara’nın dayısı Gencer Gündüz avukatlarıyla birlikte bu karara itiraz etti. Savcı, telefon kayıtlarını istememişti ve dolayısıyla dosya eksik kaldı. Bir üst makam yaklaşık 4 ay kadar önce yapılan itiraza yanıt vererek soruşturmanın tekrar başlatılarak dava açılmasını istedi.

Olaya ilişkin doğru bir soruşturma yapılmadığının altını çizen Gündüz, H.A.G.’nin bir süredir Alara’yı taciz ettiğini ileri sürdü. Gündüz, “Polis o odada bulunan diğer kişiyi gözaltına alıyor ama adamın telefonunu bile almıyor. Soruşturma dosyasında tüm parmak izleri yok. İfadesi doğru düzgün alınmamış. Olayı çözecek olan polisler bu adama olması gerekenin dışında bir muamele yapıyor. Nöbetçi hâkim de polislerin aldığı ifadeyle ve adamın üniversitede hoca olduğunu göz önünde bulundurarak denetimli serbestlik kararı veriyor” dedi.

Soruşturma savcısının “Kızın o saatte ne işi var odada” cümlesiyle başlayan bir mantık yapısı olduğuna dikkat çeken Gündüz, “Burada kızın odada olması mı önemli yoksa bu olayı gerçekleştirenin kim olduğu mu önemli? Bu çocuğun okulu dereceyle bitirmesine 2 ay kalmış. Bu adamdan kurtulmak istediğini, baskılarından bunaldığını defalarca arkadaşlarına söylemiş. Sonra bu kızcağız bu adamın otel odasında ölüyor” diye konuştu. Soruşturmanın bir şekilde yavaşlatıldığını vurgulayan Gündüz, “Türkiye’deki adaletin nasıl yürüdüğünü biliyorsunuz. Bu kişi üniversitede hukuk fakültesinde öğretim üyesi. Bir şekilde bağlantılarının olduğunu ve elinin kolunun uzadığını düşünüyorum. Gündemden düşen konu adalet bulamayacak mı?” diye sordu.

Merve Yeşilyer, arkadaşı Alara’nın ölümünün üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçtiğini hatırlattı. Duyan herkesin ne korkunç bir ölüm şekli deyip üzüldüğünü ancak hemen sonra unuttuklarına dikkat çeken Yeşilyer, “O kişi sizin evladınız, kardeşiniz, en yakın arkadaşınız olduğunda yıllarınızı ve her gününüzü neden öldü, nasıl öldü diye sormakla geçiriyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Yakınları olarak yaşadıkları ıstırabı anlatmaya çalışan Yeşilyer, şunları söyledi:

“Nasıl ve neden diye soruyoruz her gün. Gelin görün ki içimize biraz olsun su serpecek şeyler yaşanmıyor. Biz intikam değil adalet istiyoruz. Olayın yaşandığı gün yapılan (hatta neredeyse yapılmayan) eksik incelemeler var, aynı gün hemen temizlenen bir otel odası var, 1 yılı aşkın süredir hala yargı karşısına çıkmamış bir şüpheli var. Biz artık her gün o gece ne oldu diye sormak istemiyoruz. Ortada bir şüpheli var ve onun bütün delillerle birlikte yargılanmasını istiyoruz. Biz sadece henüz 21’indeyken korkunç bir şekilde ölüme giden Alara için adalet istiyoruz.”

Alara için kampanya

Alara’nın arkadaşlarının geçen hafta ölümünün araştırılması ve dava sürecinin başlatılması için sosyal medyada kampanya başlattı. Kamuoyundan büyük destek alan kampanya için ‘AlaraKarademirİcinAdalet’ hastaginde paylaşım yapıldı.