Eskişehir’de boşandığı erkek tarafından sokak ortasında satırla katledilen Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kez suç duyurusunda bulunmasına karşın saldırgan ile uzlaşmaya zorlanmasının altından Adalet Bakanlığı talimatı çıktı.

Birgün gazetesinden Burcu Cansu'nun haberine göre Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün başka bir dosya için Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazdığı mütalaada “kadına karşı her türlü şiddette uzlaştırma hükümlerinin uygulanabileceği” yer aldı.

Savcılığın suç duyurularını uzlaştırma bürosuna sevk etme ısrarının arkasında Adalet Bakanlığı’nın olduğunu açıklayan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Bizler her kadın cinayetinde ‘bu son olsun’ diyoruz. Ama Adalet Bakanlığı’nın bu talimatı ile ihmallerin Ankara’dan başladığını görüyoruz” dedi.

ADALET BAKANLIĞI'NIN TALİMATI

Eskişehir’de başka bir kadına şiddet dosyasında uzlaştırmacı olarak görevlendirilen avukatın, İstanbul Sözleşmesi’ne aykırılık nedeniyle uzlaştırma dosyasını iade ettiğini belirten Çakırözer, bunun üzerine savcılığın Adalet Bakanlığı’ndan görüş istediğini, Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün de 1 Temmuz 2019’da Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na yanıt verdiğini söyledi.

Çakırözer, Adalet Bakanlığı talimatının ayrıntılarını şöyle sıraladı:

İstanbul sözleşmesi zorunlu uzlaşmayı yasaklıyor: ‘İstanbul Sözleşmesi’ 2014’de yürürlüğe girmiştir. ‘Zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm usulleri veya hükümlerinin yasaklanması’ başlıklı 48’inci maddesinde ‘Taraflar, her türlü şiddete ilişkin olarak arabuluculuk ve uzlaştırma da dahil olmak üzere, zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm süreçlerini yasaklamak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri alır’ şeklindeki hükümlere yer verilmiştir. Açıkça anlaşılacağı üzere, sözleşmede sadece zorunlu alternatif uyuşmazlık çözüm usulleri ve hükümleri yasaklanmıştır.

Uzlaştırabilirsiniz: Kadına yönelik şiddet içeren tüm suçların uzlaştırma kapsamında kalmadığı; uzlaştırma kapsamında kalan suçlarda Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nda kadınlar yönünden uzlaştırmanın uygulanamayacağına dair bir hüküm bulunmadığı; kadına karşı işlenen hakaret, tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarında da uzlaştırma hükümlerinin uygulanabileceği mütalaa edilmekle birlikte, sorunun kanun veya yargı yoluyla çözülmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.”

GÖREV MECLİS’E DÜŞÜYOR

Çakırözer, “Bakanlığın dikkat çektiği gibi kanunda kadına karşı şiddet olaylarında uzlaştırmanın yasaklandığına dair bir hüküm yoksa görev Meclis’e düşüyor. Kanunun İstanbul Sözleşmesi ile çelişen yönlerinin giderilmesi gerekiyor” dedi.

BİR DİLEKÇE DAHA ORTAYA ÇIKTI

Ayşe Tuba Arslan’ın , el yazısıyla yazdığı bir dilekçe daha ortaya çıktı. Dilekçede, ‘Yalçın Özalpay tekrar fiziksel şiddet gösterdiği için hayatımdan endişe ediyorum. Yalçın Özalpay’dan korkuyorum’ yazdığı ortaya çıktı.

HSK GEREĞİNİ YAPACAKMIŞ!

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül konuya ilişkin şunları şöyledi: “Nerede ihmaller yapıldı bunun düşünülmesi lazım. Ayşe Tuba Arslan şimdi aramızda olabilirdi. Bu feryadı işitmeyen uygulama HSK tarafından incelenmektedir. HSK gereken her türlü müeyyideyi yapacaktır”

***

Kadın cinayetlerini değil boşanmayı engelliyorlar

Kadına şiddet her geçen gün artarken, iktidar şiddeti azaltacak önlemler yerine, boşanmaları zorlaştırmayı amaçlıyor.

► Amaç boşamayı zorlaştırmak: Şiddete maruz bırakılan kadın için yargı; mahkemelerin yoğunluğu, uzun yargılama süreçleri, bürokratik engeller ve destek mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle çoğu zaman işlevsiz hale geliyor. Şiddet nedeniyle mahkemeye başvuran kadınlar, sürecin ağır işlediğini ve bunun da mağduriyetlerini artırdığına dikkat çekiyor.

► Karakolda ‘barıştırma’ çabası, şiddeti tetikliyor: Polisler, kadına yönelik şiddeti ‘aile içi mesele’ olarak görüyor. Bu yüzden de müdahale etmek istemiyor, kadınları evlerine geri göndermeye çalışıyor veya şikâyetten vazgeçirmeye çabalıyor. Bu durum, kadına yönelik şiddetin artmasına neden oluyor.

► Şiddetin uzlaştırması olmaz: Yargı sisteminde iş hukuku ve ticari hukuktan doğan uyuşmazlıklara uygulanan zorunlu arabuluculuk, aile hukukuna da getirilmek isteniyor. Kadın örgütleri, zorunlu arabuluculuğun aile hukukunda uygulanmasını bir tehlike olduğunu vurguluyor. Kadınlar, şiddetin suç unsuru olduğuna dikkat çekiyor ve bunun arabuluculuğa konu edilemeyeceğini dile getiriyor.

► Sığınaklar ve ŞÖNİM yeterli değil: Şiddet İzleme ve Önleme Merkezleri (ŞÖNİM) 2013 yılının Eylül ayında çalışmalarına başladı. Ancak ŞÖNİM sayısı yetersiz ve kadınlar bu hizmete erişimde kimi zorluklarla karşılaşıyor. Sığınaklar da yetersiz ve nitelikli çalışma yapılmıyor.

► Nafaka hakkı ve İstanbul Sözleşmesine yönelik saldırılar: Aile içi şiddettin önlenmesinde en önemli uluslararası belge olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun, ülke genelinde yeterli uygulanmadığı gibi etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Bütün bunları yine boşanmaları engellemek için nafaka hakkını tartışama açmak takip ediyor.